Eskişehir son yılların en büyük kışını yaşıyor. Kent tarihinin en düşük sıcaklığı olan -26 santigradı geçen gece eve gelirken yaşadık. Kulaklarımı ve burnumu hissetmem 20dk. falan sürdü. Kulaktan burundan geçtim hadi, iç organı donan insan var be! Bizzat benim arkadaş! Yollar da bu ayazdan nasibini alıyor tabi. Gündüz biraz güneş görüp eriyen karlar, gece olunca ayazın da etkisiyle donuyor; merdivenler, kaldırımlar ayna gibi, cam gibi, cillop gibi oluyor.
Benim gibi günlük güneşlik havada bile yürümekte zorlanan, ağzındaki sakızla degaj yapmayı denerken düşebilen bi insansanız hayat gerçekten zorlaşabiliyor. Alın işte tam bu kışı da kazasız belasız bitiriyoruz derken dün düştüm ve omuzumu incittim. Lise 2 Türkçesi ile “sol kol iptal”. Düşmeyeyim diye koluma giren pek sevgili bir arkadaş, yaklaşık yüz kiloluk bir kütle, bir anlık patinajımı vesile bilip sıfır direnç gösterek üzerime düştü. Tam da “çizgi filmlerde düşen kahramanın doğrulurken üzerine birşey düşmesi” gibi. Sıcağı sıcağına bişey anlamadım, ama şimdi güzel güzel ağrıyan bir sol omuz sahibiyim.
Hiç bişey tesadüfi değildir deyip “I Heart Huckabees” tadında bir bitiriş yapmak istiyorum, ama dedim ya sol omuzum, ağrıyor.

yorumlaré
RSSnahnu, Ahmet
denx, muhittin, Cafer [...]
harun, hasan, GO-Blogger [...]
guney, gokhans, Gazanya
samedus, arzu pınar, Tailan
doğukan, ali, elif ural [...]