Bilim Teknik Dergisi’ne sormuşlar: “Sorum çok net; sizce uzaylı diye bir şey var mı?“, yanıt da aynı netlikte olmuş: “Bilmiyoruz!..”.
Soru sormak ve diğer soruları görmek için, Merak Ettikleriniz.
Bilim Teknik Dergisi’ne sormuşlar: “Sorum çok net; sizce uzaylı diye bir şey var mı?“, yanıt da aynı netlikte olmuş: “Bilmiyoruz!..”.
Soru sormak ve diğer soruları görmek için, Merak Ettikleriniz.
Baştan uyarayım, konunun buraya nasıl geldiğini ben de hatırlamıyorum
Sorunun cevabı için, el-cevap, “Evet, Caizdir“. Açıklama ve detaylar için Sorularla İslamiyet’e alayım sizi. Tek derdimiz bu olsa keşke ![]()
Bazen Google’da ilk sıralarda çıkmak pek hoş olmayan durumlara sebep olabiliyor. Damacana‘da gördüm, evlilik ile ilgili bir haberde wolkanca’nın düğün fotoğrafını kullanmışlar, aynı fotoğraf bir belediyenin evlilik hizmetleri sayfasında da var.
Büyük ihtimalle Google Images‘ten evlilik diye aratmışlar, ilk sayfada çıkan görsellerden en güzel evlilik fotoğrafı olduğu için, aynen kullanmışlar bu fotoğrafı. Sonlanmış bir beraberlik olsa bile Google unutmuyor, unutturmuyor.
NTV’nin spor spikeri Burcu Esmersoy, vakti zamanında Azeri şarkıcı Günel’in Didem adlı parçasına klipte oynamış. Ben de hatırlıyorum bu klibi. İbrahim Tatlıses’in yönetmişti. Çok acayip günlermiş. Bu ilginç detayı Kaan Sezyum, Radikal Cumartesi’de yazmış:
[...] Şok şok şok. Bunalım bunalım bunalım! Ya, ne ararken ne buldum. İbrahim Tatlıses’in yönettiği Günel adlı kız şarkıcının Didem klibinde kim oynuyor biliyor musunuz? Burcu Esmersoy. Hani o değilse de en az onun kadar güzel bir insan oynuyor. Ama kesin o. Çok değişik duygular yaşadım YouTube karşısında gece gece. Ha, bir de olayın bir ‘İbrahim Tatlıses klibi’ olduğunu da unutmayalım. Hani şarkıyı söyleyen kızın elleriyle piti piti karemela sepeti hareketleri yaptığı tuhaf klip… Anlatımcılık, dışavurumculuk, bir koyup beş alımcılık, kötü oyunculuk hepsi bu klipte. Konu kısaca şöyle: Denyo kız, arkadaşı olan erkek insan için bir dişinin evi önünde (B. Esmersoy) birtakım hareketlerle, dişiyi çiftleşmeye çağırmaktadır. Dişi, önce bu davranışları garipser fakat denyo kızın ısrarlı tekrarları sonucu bir noktada dişi, bu hareketlere kanar ve çiftleşme için okeyi verir. Vay canınasına! Burcu Esmersoy’la romantizmin doruklarına eşsiz bir yolculuk, bir zihin şeysi. Ya bilemedim, klibi zaten yıllardır biliyordum ama oynayanın Burcu Hanım olduğunu fark etmemiştim… Kim bilir belki de bir gün YouTube’dan Banu Güven’in de oynadığı bir İbrahim Tatlıses klibi buluruz. Belki de Banu Güven, İbrahim Erkal’in az izlediğimiz bir klibinde İbrahim Erkal’ın saçlarının arasından görünüyordur. Ne bileyim, şaşırdım ayol. [...]
Habertürk’ün sitesinde üye olmayan kullanıcılar Misafir rumuzu ile gösteriliyor. Cevap vermek istedikleri zaman, cevap verdikleri yorumun yazıldığı saatten hareketle “Misafir 17.36 süpermiş, hehe“, “Misafir 23.12 sen önce kendine bak…” filan diye cevap yazıyorlar. Habertürk zaten ilginçti, yorumcuları ile overdose olduk.
Vakti zamanında aikido‘ya kendini vakfeden, adayan bir arkadaş edinmiştim.
Sürekli aikidonun bir savunma sporundan çok bir yaşam felsefesi olduğunu söylerdi.
Garipliğinin yanında geyik bir kişiliği de olduğundan, mesela bir odaya girdiğimizde hemen içeride gördüğü eşyalarla kendisini nasıl savunabileceğini iddia ederdi. “Şu sopayı kılıç gibi, şu kitabı kalkan gibi, şu rotringi hançer gibi kullanırım” filan.
İşte bugün, StumbleUpon‘da gezerken bana o arkadaşımın sözlerini hatırlatan bir yazıya denk geldim: “Self-defence with a Walking-stick: The Different Methods of Defending Oneself with a Walking-Stick or Umbrella when Attacked under Unequal Conditions“. Yani ne diyor: “Elindeki bir bastonla veya şemsiyenin sapıyla karşındakinin kaşını gözünü yarma ya da pekmezini akıtma teknikleri“.
12 farklı tekniği resimlerle anlatıyorlar. Belki günün birinde işinize yarar ![]()

Bu yazının anımsattığı bir diğer şey ise, başrollerinde pek sevdiğimiz oyuncu sevgili Uma Thurman ve sevgili Ralph Fiennes’in rol aldığı The Avengers adlı film. Filmde Ralph Fiennes’in baston ve şemsiye ile yaptığı atraksiyonları unutmak ne mümkün.
Gerçi film alabildiğine atraksiyon içeriyordu, bir o kadar da absürdlük.
Milliyet Gazetesinin haberi;
Erciyes üniversitesi (Eü) Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Osman Coşkun, bu gece 01.00’den 2 dakika 3 saniye sonra, saat ve takvimin “01:02:03 04/05/06” şeklinde gerçekleşeceğini belirterek, bir daha yüz yıl sonra yaşanacak bu ahengin güzelliklerle geçirilmesini tavsiye etti.
Yrd. Doç. Dr. Coşkun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu gece saat ve takvimin sayısal anlamda birbirini takip eden rakamlardan oluşacağını ve bunun bir daha yüz yıl sonra gerçekleşeceğini söyledi.
Bu durumun çoğu kişi tarafından “gereksiz” ya da “üstünde durulmayacak kadar basit bir olay” olarak algılanabileceğini kaydeden Coşkun, ancak bilimsel veriler göz önüne alındığında bu gecenin iyi değerlendirilmesi sonucunun ortaya çıktığı söyledi.
İnsan beyninin özel olan zaman dilimleri ile özel mekanlarda daha çok çalıştığını belirten Coşkun, bu durumun beynin verimliliğinin artmasını sağladığını ifade etti.
İnsanların bu gece uykularından fedakarlık ederek bu anı yaşaması gerektiğini anlatan Coşkun, şu bilgileri verdi:
“İnsan beyni bir tek şeye odaklandığında 5 kat daha fazla çalıştığı için bu anı yaşamalı, yeni düşünce ve hayallerin bu saatte gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Kişi, sevdikleriyle birlikte olabilir, hiç unutmak istemediği olayları bu ana yayabilir.
Ayrıca, bir üniversite öğrencisinin gelecek planı, bir girişimcinin karar anı ya da hayata dair önemli şeyle bu zaman dilimine odaklanıldığı an gerçekleştirilebilir.
Tam güneş tutulması nasıl insanlar için unutulmaz hale geldiyse bu gece de öyle olmalıdır.” [via]
yorumlaré
RSSnahnu, Ahmet
denx, muhittin, Cafer [...]
harun, hasan, GO-Blogger [...]
guney, gokhans, Gazanya
samedus, arzu pınar, Tailan
doğukan, ali, elif ural [...]