Tag Archive for 'dua'

Elektirik Duası

5
8 ay, 21 gün evvel.

Okunması ne kadar caiz bilemiyorum ama şöyle bir dua uydurmuşlar:

Allahumme amper-i ala ve voltage difinuyn. Resist-u mukellefiye ve şalter hurayn. Ya mellezi türbin-i aleyn. Santral ellezi ve’l vasfı aleyhim. Ve ala priz humayn gaddafihim. Florasani’him hasanihim. Ve kütübi enne tedaş-u nebatihi helakihim AKP [#]

Su Kristalleri

2
9 ay, 11 gün evvel.

HADO.net su kristalleri ve sözcüklerin suya etkilerini araştırıyormuş.

Farklı türlerde müzik dinletilen suyun bu miziklere verdikleri tepkiler fotoğraflanmış. Müziklerin yanı sıra, çeşitli dillerde güzel ve kötü cümleler karşısında suyun tavrını da fotoğraflamışlar. Su kristallerinin nasıl fotoğraflandığını da google video üzerinden seyredebilirsiniz. [via]

Memleketin evlatları düzine düzine şehit ediliyor. İçim acıyor, üzülüyorum. Şehadete eren kardeşlerim için üzülmüyorum, onlar peygamberlikten sonra en üstün makama eriştiler, ben öyle inanıyorum. Ben, geride kalanlara ve kendime üzülüyorum. Evde oturuyorum, yapabileceğim hiç bir şey yok.

Ne olabilir diye düşünüyorum. Blogumu kullanarak ne yapabilirim mesela, ne yapabiliriz. Diğer blog yazarları ile birlikte hareket ederek bir metin hazırlasak, aynı başlıkla, aynı etiketlerle bunu yayınlasak, technorati’de liste başı olsak ve bu adiliği görmezden gelen dünyanın gözüne gözüne soksak. Yapılabilir mi böyle bir şey? Bilmiyorum belki de saçmalıyorum. Ben ne dediğimi bilmiyorum.

Esasında ben başbakanı karşıma alıp konuşmak istiyorum. Yav ne yapacaksanız yapın artık sayın başbakanım demek istiyorum. Yetti artık esip gürlemeler, birşeyler yapın artık demek istiyorum. Muhalefetin liderlerini karşıma alıp bugün elele vermezseniz ne zaman demek istiyorum. Bu üzerinden ekmek yenecek, oy toplanacak bir iş değildir demek istiyorum. DTPlilere ayrıca fırça çekmek, adamı hasta etmeyin, neyseniz deyin de bilelim, daha fazla kıvırmayın demek istiyorum. İstiyorum ama dostlarım istemeyle olmuyor. Keşke gerçekten yapabileceğim bir şey olsaydı.

Habire itidal çağrısı, habire başsağlığı dilekleri. Duydukça önemini yitiriyor kulaklarımda.

Allahım! Kurut şu şer çetesinin köklerini ne olur, memleketim dört bir yanına huzur, asayiş ve güven ver yarabbim. Devletimizi idare edenlere de basiret ver, feraset ver Allahım. O şehit olan gencecik kardeşlerime de makamların en güzellerini ver ne olur. Ailelerine de sabır ver. Amin, amin, amin.

Binaenaleyh, ahirette olduğu gibi dünyada da Allah’ın rahmetinin nâmütenâhi olduğu bir kısım dakikalar, saatler, günler ve haftalar vardır ki, o vakitlerde Allah liyakatlere bakmaz. İşte o zaman yapılan bir haseneye milyon sevap birden verebilir. “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır” (Kadir Sûresi, 97/3) denirken, işte onun böyle bir ulûfe günü olduğu anlatılmaktadır. (Rabbim bizleri onu idrak etmeye ve ondan tam istifadeye muvaffak eylesin!)

Rabbim bize adaleti ile değil, mağfireti ile muamele etsin ve Kadir geceniz bereketli geçsin inşallah. Bana da dua ederseniz memnun olurum.

“Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” (Bakara, 186)

dua ve yeniden ve bir daha dua

Bugün okulun kantininde gazeteleri karıştırırken Haşmet Babaoğlu’nun yazısına denk geldim. Popüler bir kitap olan The Secret ile ilgili birşeyler yazmış; “The Secret’ın asıl sırrı“:

the secret book cover

Kitabı okuyunca “canım bu kitap babaannemin duaları ve batıl inançları gibi bir şey” diyenler var. İyi niyetlerine rağmen özünde yanılıyorlar.

Babaannelerimiz de kırk kez söylenenin gerçek olacağına inanırdı ama ne isterlerse Tanrı’dan isterlerdi.

Bilirlerdi ki, sadece kendileri istediği için değil, Tanrı istediği için dilekler kabul olur.

Hem ilgilisine hatırlatmanın tam sırası…

İnsan dua eder, diler, ister ama bütün dinlerde kesin uyarı şudur: Neyin gerçekten hayır neyin şer olduğu bilgisi ne evrene ne de insana aittir. (“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır, sevdiğiniz bir şey de şerdir. Allah bilir de, siz bilmezsiniz.” Bakara/216)

O yüzden dualar takdiri Allah’a bırakır.

O yüzden dua denilen şey The Secret’taki gibi önü alınmaz bir tutku ifadesi değil, yakarış ve teslimiyettir. (tamamını okuyun)

Kitabın “dini bir mesaj vermeyip dini bir öğretiymiş gibi yaptığını” veya “bilimsel olmadı halde bilimselmiş gibi yaptığını” iddia eden Babaoğlu’na ancak kitabı okuyanlar karar verecek.

Hazır konu açılmışken “Dua“nın ehemmiyetini anlamak adına “Dua” başlıklı bir yazıdan sizi haberdar etmek isterim (Halim Çalış’ın yazısı): “Dua

Duanın önemi hakkında söylenmesi gereken en önemli şey Furkan suresinde geçen şu ayet olmalıdır: “Habibim, insanlara de ki, duanız olmasaydı Allah katında ne ehemmiyetiniz vardı“.

Evet Allah katında bizim ehemmiyetimiz, değerimiz duamız sayesindedir. Duamız yoksa bir değerimiz de yok demektir.

Onun için Allah’ın bütün sevgili kulları duadan bir an bile uzak kalmamışlardır. Mesela Kur’an’da peygamberler anlatılırken hep onların duaları nazara verilir ve onların dua insanları oldukları vurgulanır. Hz. Adem dua eder ve hatası affedilir. Hz. Nuh o denli gürül gürül dua eder ki, onun duası neticesinde tufan gerçekleşir ve o da tufan peygamberi olur. Hz. İbrahim dua dua yalvarır, ve nesiller sonra Peygamber Efendimiz diyecektir ki “Ben dedem İbrahim’in duasıyım”. Hz. Musa her dem dua halindedir ve duasıyla kardeşi Hz. Harun, bir insana lutfedilen en büyük makama mazhar olur, yani peygamber olma şerefiyle şereflendirilir. Hz. Yunus’un, Hz. Eyyub’un ne hazin duaları vardır. Hz. Zekeriya, Hz. İsa hep dua insanlarıdır.

Ve Peygamber Efendimiz (s.a.s), ömründe bir an bile duadan uzak olmamıştır. Peygamber Efendimiz’in duaları bir araya getirildiğinde oldukça hacimli bir dua mecmuası ortaya çıkmaktadır. Sonra peygamberlerin varisleri olan din büyüklerine baktığımızda onların da birer dua kahramanı olduklarını ve hayatlarını dua çevresinde örgülediklerini görüyoruz. Bir Muhyiddin İbn Arabi Hazretlerinin, bir Şah-ı Nakşibendi, bir İmam-ı Rabbani hazretlerinin dualarına baktığımızda kalbimiz duracak gibi oluyor, ve onların kulluk şuurlarına, Cenab-ı Hak karşısındaki saygılarına hayret ediyoruz.

Kısacası Allah’ın bütün sevgili ve değerli kullarının hayatında dua çok önemli bir yer işgal etmektedir. Onlar büyük insan olduklarından mı duaya bu kadar önem vermektedirler, yoksa duaya çok ehemmiyet verdiklerinden mi büyük insan olma payesine ermişlerdir. Şöyle veya böyle ayet bize diyor ki “Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz vardı”. (yazının tamamını okuyun)

Yağmur Duası

11
1 yıl, 6 ay evvel.

yagmur

Bugün cuma namazının farzından sonra imam, memleketteki kuraklığın gitmesi için, bereket ve bolluk için cemaati duaya çağırdı. Çok güzel bir dua etti, hep beraber amin dedik.

Dışarı çıktığımızda şakır şakır yağmur yağıyordu. Camiden çıkan herkes gülümsüyordu. Çok hoştu, çok tatlı bir andı.

Ömer Asım Aksoy’un 1945 yılında yazdığı “Gaziantep Ağzı” adlı kitabında yer alan Gaziantep’e özgü dua, beddua ve özlü sözler yöre şivesini en iyi şekilde ifade ediyor. Farklı şivesi ile dikkatleri çeken Gaziantep’te, dualar, beddualar ve özlü sözler, ilk kez duyanlar tarafından ilginç bulunuyor. ömer Asım Aksoy’un, 1945 yılında “Türk Dil Kurumu Genel Merkez Kurulu üyesi ve Filoloji Kolbaşısı, Gaziantep Milletvekili” olarak görev yaptığı dönemde yazdığı 3 ciltlik “Gaziantep Ağzı” adlı eser, yöre kültürünü şive bazında da olsa gelecek kuşaklara tanıtacak özellikler taşıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nce “Aynen Tab”usulü ile bastırılan Gaziantep Ağzı’nda en az yeri dualar tutuyor.

DUALAR BEDDUADAN DAHA AZ
Allah hayırlı evlat, hayırlı devlet vere.
Allah kimseyi yaz günü ayransız, kış günü yorgansız, bayram günü oğlansız koymasın.
Allah başını yastığa düşürmeye.
Ciğer acısı görmeyesin.
Dipte yatıp, kapı bekletmeye.
Toprak diye avuçladığın altın olsun.

BEDDUALAR
Adın başkasına kona.
Ak sakalın kızıl kanda yuna.
Anan baban başında çırpına.
Bedenine kurt düşe.
Ulum ulum ulasın.
Sakalın teneşirde sabunlana.
Bedenine kurşun değe.
Biri tuta, bini parçalaya.
Canından, ciğerinden bulasın.
Delik delik olasın da sarat süzek olasın.
Dilenemez dilenci olasın.
Ekmek atlı, sen yaya olasın.
Dilin selavata dönmeye.
Ecdatının kabri, eşek nahırı ola.
Evinde baykuşlar banlaya.
Ýçin dışına çıka.
Kapına kara kilit vurula.
Kör ola, dizin dizin yürüyesin.
Ocağın tütmeye.
Tohumun dünyaya yayılmaya.
Yağlı kurşunlara gidesin.
Yiğit iken yıkılasın, dal iken devrilesin.
Yüreğinin başına kurşun değe.
Can evinden vurulasın.

ÖZLÜ SÖZLER
Acından karnı kurlar, başında nergis parlar.
Ana ata sofrasında büyümemiş.
Adam sandık eşeği, altına açtık döşeği.
Ne yer ne yedirir, tükürür mundar eder.
Helva şirin, nefis kafir.
Arpayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden.
Avradı boşıyan topuğuna bakmaz.
Avrat malı kapı mandalı.
Anası samsak, babası soğan.
Ben isterim binecek, hoş geldin bindirecek.
Bizim it, size balta getirdi mi?
Dağ dayısı, tavşan ammisi.