ne zaman?
nerede?




Reklamcıların hepsi “Beyaz Türk” mü? Ya da ne?

Vatan Gazetesi’nden Tuğçe Baran, Şermin Topçu’nun Hürriyet Gazetesi’nin son reklam filmine getirdiği eleştirileri bir adım ileriye götürmüş ve sormuştu “Bizim yüzde 46.6 isimli bir kardeşimiz yok muydu?“:

İyi güzel ama bizim bir de “yüzde 46.6” isimli bir kardeşimiz yok muydu? Hani başında örtüsü olan? Hani bazılarımızın sinirini hoplatıp duran?

Ailenin yarısını oluşturmaları gerekmiyor muydu?

Sofrada en az iki kişiyle temsil edilmeleri gerekmiyor muydu?

Nerede onlar?

Reklam çekimi sırasında tatilde mi çıkmışlardı?

Yoksa akşam namazını mı kılıyorlardı?

Yoksa yoksa emekli memur babaları cezalandırmış mıydı onları? “Sizin son zamanlarda diliniz pabuç gibi oldu, yok size yemek memek!” mi demişti? (Baba yoksa emekli bir albay mıydı?) (yazının tamamını okuyun)

Reklamı bilmeyenler için bir video mevcu: Türkiye Hürriyet’tir videosu.

Artık reklamı çektiren gazetenin siparişi midir, yoksa reklam ajansının kendi toplum tahayyülü müdür bu ben bilemiyorum.

Ama Baran’ın bu yazısından sonra şöyle bir zihnimi yokladım, içinde kapalı bir hanım bulunan tek reklam, Lays reklamı, “Yiyivirin gari!” diyen teyze!

Hemen bir komplo teorisi üretmek istesek, bir çırpıda, “milli ve manevi değerlerimizi değerlerimizi yozlaştırmak, yok göstermek, unutturmak için şer güçler tarafından bilinç altımıza yavaş yavaş işlenen kalleş bir operasyonun adi parçasıdır” diyebilirdik sanırım. Pek bir Haydar Baş’ça duracak farkındayım. Ama, Allahualem, belki de öyledir, hehe, bilemiyorum.

Şaka bir yana, hakikaten eşarp reklamlarını, babaanne motifli reklamları ve bir zamanlar Kanal 7′de sürekli denk geldiğimiz heşamalı sauna eşofman reklamını saymazsak böyle bir reklam yok (var mı?). Yani içerisinde kapalı hanımların/hanım’ın bulunduğu bir reklam. Doritos AlaTurca’nın ev gününde bile (kıııs-kaaa-naaan-laaar çat-la-sın) bir tane kapalı hanım yoktu (var mıydı?). Eğer reklamverenlerin ve reklamı çekenlerin özel istek ve tercihi değilse bu, nedir, nedendir?

İçimden, Tuğçe Baran’ın yolda sarmaş dolaş gördüğü kapalı/ açık hanımların halindeki neşenin/ birlikteliğin bu memleketin elitlerinin / aydınlarının ve kurumlarının fikriyatına da yansıması geçiyor. Nasıl olacağını bilmiyorum, ama istiyorum ve diliyorum.

“Secret”çasıyla, çok istersek neden olmasın :p

Not: Bu arada Tuğçe Baran son dönemdeki benzeri yazılarından dolayı epey tepki almış olacak, cevaben bir şeyler yazmış, “AKP yalakalığı iddiaları üzerine…“.

Muhtemelen alakalı yazılar



yorum ekleyin veya yorumları okuyun:


  1. 1 Damacana 3 Ağs 2007 @ 13:02

    Kim ne derse desin bence reklamın son sözü çok anlamlı.

    “Farklı fikirlere, farklı hayatlara sahip olsak da, atışsak da, tartışsak da aynı sofrada karnını doyuran 70 milyonluk dev bir aileyiz…”

  2. 2 Mahallenin Delisi 3 Ağs 2007 @ 13:12

    filmi çeken Ferzan Özpetek 22 temmuz tarihli hürriyet pazar ekinde şöyle demiş; “Mesela filmde başörtülü bir kadın da oynayabilirdi. Bunu çok düşündüm ama sonra film tamamen onun üstüne kurulu olacaktı. Çünkü 10 esmerin oynadığı filme tek bir sarışın koyarsanız o bir sarışın filmine dönüşür”…. “Başörtülü birinin, sadece başörtülü olduğu için dikkat çekmediği, insanların dinleri, renkleri veya cinsellikleri yüzünden ayrılmadığı bir zamana geldiğimizde hepimiz rahat edeceğiz ama daha ona vakit var.”

    Herkes kalıpların değişmesi için başkasından bi’şeyler bekliyor anlaşılan. kimse elini taşın altına sokup bu değişimin bir parçası olmak, bu değişimi başlatmak cesaretini gösteremiyor nedense.

  3. 3 nahnu 3 Ağs 2007 @ 14:18

    tamamını okudum röportajın. laf kalabalığı yapmış sadece. “italyan operası seyretmeye gelen başörtülü kadın” ile “türkiye hürriyettir” reklamındaki başörtülü kadını nasıl aynı kefeye koyuyor anlamadım.

    hattızatında reklam filmini kendin çekiyorsun, istediğini ön plana çıkarır, istediğini çıkarmazsın. daha ne konuşuyorsun çok dikkat çekecekti diye. laf! :)

  4. 4 cem 3 Ağs 2007 @ 17:50

    Asıl o reklamda görünmeyen biri var; köşede, kameranın kadrajının dışındaki koltukta purosunu tüttüren, gündem yaratarak, insanları farazi mevzularla meşgul ederek ihlaleleri indiren, kaymak iş anlaşmaları yapan, akaryakıt kaçıran, medya gücünü kendi çıkarları için kullanan ve sonunda dünyanın en zengin 500 insan listesine giren biri. Onun için reklam filmi çok başarılı.

  5. 5 Kara Türk 4 Ağs 2007 @ 14:59

    5 kişilik bir aile üzerinden 70 milyonluk aile fikrini anlatmak esasen saçma. Göster bana reklamdaki o 5 kişilik aileyi, inanayım. Bizim aile de 5 kişiden oluşuyor ama işler çok farklı. Abim iyi para kazanan bir Beyaz Türk olacak ama ben gidip de abimin çalıştığı holdingde bir iş bulmak yerine futbol fanatiği işe yaramaz bi adam olacam. Ha gine işe yaramaz bi adam olabilirim ama biraz da para yapmanın yolunu bulurum. Kıza da ayrıca gıcık oldum. Bak abin ne güzel makam mevki sahibi olmuş, sen evde pinekle entel takıl. Babaya da buradan bir çift sözüm var: Kardeşim çocuklarına lafını geçirmezsen işte böyle olur. ohhh!

  6. 6 mq 7 Ağs 2007 @ 22:58

    “Ama Baran’ın bu yazısından sonra şöyle bir zihnimi yokladım, içinde kapalı bir hanım bulunan tek reklam, Lays reklamı, “Yiyivirin gari!” diyen teyze!”

    haklarını yememek lazım, bir de evin ana’mız vardı, zannersem o da başörtülü bir teyzemizdi. sonra en cüzel çay doğuş çay diyen hanım kızımız. leys teyze ile ortak yönleri malum.

    gerçi başörtüsü sadece yüzde bir buçuğun meselesiyse, 5 kişilik bir aileye o yüzde bir buçuğu da koyacak degillerdi ya!

    yoksa sahiden görünmez miyiz neyiz.