Dün gece Kanal D deki 32. Gün programında seyrettiklerim yüzümü kızarttı. Çok utandım ekran başında bir genç olarak. Özgürlüğü savunuyorum diye oraya çıkarılanlar, rejimimi koruyacağım diye karşısına oturtulanlar topyekün rezildiler. Bu gençlere bu ego, bu kendini beğenmişlik, bu terbiyesizlik hangi arada aşılandı bilmiyorum ben.
En çok üzüldüğüm yer, özgürlük olsun diyen bir herifin normal normal konuşurken, saniyenin onda üçüde coşup Necla Arat’a pöykürmesi idi.
Yüzüne tüküren düşmanını öldürmekten vazgeçen, sebebi sorulduğunda “Ben onu Allah rızası için öldürecektim, ama yüzüme tükürünce işin içine nefsim girdi“, diyen bir Peygamber damadının, kurban olduğum Ali’nin dinini savunduğunu idda ediyorsan bunu yapmayacaksın. Madem İslam diyorsun, en başta bunu sana İslam yasaklar. En nefret ettiğin kişiyi karşında bulmuş olabilirsin, ancak Birand seni fikirlerini savunman için oraya oturtmuş, karşına AKP ve CHP den iki milletvekili, bir profesör, bir gezeteci koymuş; sen hala şunun bunun davasındasın, slogan peşindesin. Sakal bırakıp, ayet ezberleme ile olmuyor, insan birazcık da edep adap öğrenmeli.

Bu sivriydi de diğerleri çarliston muydu? Nerdeee, hemen hepsi gargara laflar, kanunlar, nutuklar havada uçuşuyor, hemen hepsi sloganlar hazırlamış. Herkes kendi konuştuğunu dinliyor. Birisi az benzer bi laf ederse elleri çatlayana kadar alkışlıyorlar. Ellerindeki dövizleri kameranın önüne uzatmalar, birisi konuşurken ayaklarını yere vurmalar; yine birisi konuşurken parmak kaldırmalar filan, ulan bize ilkokul 3 öğrettiler be ayakta birisi varken parmak kaldırmamayı. Terbiyesizlik. Terbiyesizlik. Terbiyesizlik.
En efendisi ADD Kahramanmaraş gençlik kolu başkanı bir çocuktu valla, çekmiş takım elbisesini de mis gibi, kibar kibar konuştu, “Tüm örgütlerimize sağduyu çağrısı yaptık provakasyona gelmemelerini istedik” dedi. Yapılması gereken de budur zaten, gaza gelmeyin iki dakika. Bir de bir kız çıktı, noluyor arkadaşlar ne bu hararet dedi işte. Gerisi tırıvırı, isteyen bulur internetten seyreder. Hayatından boşa harcamak istediği 3-4 saati varsa iyi bir tecih olabilir.
Bu yazıyı yazmaktaki amacım bir üniversiteli genç olarak başta Necla Arat ve Emre Aköz olmak üzere, konuklardan ve seyredenlerden özür dilemek. Bilmelisiniz ki üniversiteler böyle değil. Üniversiteliler böyle salak sulak tiplerle dolu değil, tamam tıntın adam da çok ama, yekünü böyle değil. Üniversiteliler, üniversitelerini kazanılacak veya kaybedilecek kaleler olarak görmüyor, görülmesini de istemiyor. En azından ben ve benim bir çok arkadaşımla biz, böyle düşünüyoruz.
Antr parantez, Mehmet Ali Birand tarihin en kötü 32. Gün programlarından birisinı yaptı. Anlaşmayı bırakın, birbirinin varlıklarından rahatsız olanları bir araya getirmek, onların fikirlerinden çok egolarını çarpıştırmak neye yaradı bilmiyorum. Kadir Çelik yapmıştı, ben lisedeyken böyle bir program. Hararet gene 1500dü. Bir yaraya merhem olmadıydı yine.
Son bir söz, canı sıkılan kuyruğuna teneke bağlasın koşmaya çıksın bence, ama memleketi germesin şekerim. Her basın toplantısında bir bomba bırakmasın milletin kucağına. Medeniyyetleri buluşturucam derken, kendi memleketini ayrıştırmasın, bilerek veya bilmeyerek.


Malesef o programı ben de izledim. rezaletti tam anlamıyla. adamlar hep uç noktalardaki kişiler dernek bakanları yani sabit görüşlüler…bu gibi bir ortam da nasıl bir tartışma yapılabilir ki anlamadım ben . ki zaten yapılmadı … malesef boşuna izledik. emr bey dışında bir konuşan yoktu…
Son paragrafı ayakta alkışlıyorum! Germeyin lütfen Canım Ülkemizi…
Bende az önce haberlerde özetini izledim. Gerçekten senin de en çok üzüldüğün noktada ne güzel genç olgun olgun konuşuyor falan diye överken, birden nasıl bir hızla anlamadım değişiverdi. Haftaya da aynı format varmış, hoşuna gitmiş MAB’nin.
Programı seyretmediğim için tam olarak neler olduğunu bilemiyorum. Ancak İslâm adına birileri bir şeyler yapıyorsa, İslâm’ı savunuyorsa sonuna kadar hoşgörülü ve sabırlı olmaları gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir zaman ileri gitmemeliler.
Program zaten çatıştırmak için sağdan soldan toplanmış insanlarla doludur gibime geliyor. Amaç birleştirmek değil çarpıştırmaksa zaten öyle bir ortamın olması kaçınılmazdır.
Bu tür programlar bana göre sadece ama sadece reyting uğruna yapılıyor Birand ve kanal yöneticileri olayların o noktaya geleceğini bilmiyor muydu sanki? Çözüm kimin umrunda!! Onların da işine geliyor böyle tartışmalar. Herkes kendi ekmeğine bakar.. Memleketi, insanlarımızı düşünen çok az kişi var..
Bu arada Kadir Çelik’ten bahsetmişsin (: O aynı tas aynı hamam devam ediyor. Bir haber programı yapıyor ama ne haber programı.. Magazin forever!
Türkiye’de yıllardır var bu olgu. önce çarpıştır, sonra barıştır ve niyahetinde kral ol. Tartışmayı öğrenmeliyiz.
Fikirler dinleniyorsa, sonuca ulaşılır. Ama nerde böyle bir anlayış.
vatan gazetesinin ikinci sayfasındaki sarışın kadın güzel yazmış bu konuyu.
Blogumuzda Tartışmak başlıklı bir yazı var, isterseniz okuyabilirsiniz. Yazı blogdaşım Esra ya ait ve sanırım ortak şikayetlerimiz var:)))
Buna tartışma demek bile yanlış belki. Herkes ezberindekini söyleyip kalkıp gidiyor. Müsamerelerde sırayla şiir okumak gibi:)
Oysa tartışmak asil bir davranıştır,bir amacı vardır, ve tartışacak kişiler konu üzerine fikri olan, fikir üretebilen ve en önemlisi önyargısız olabilen kişiler olmalıdır. ben hiçbir tartışma programının sonunda taraflardan birinin ‘Siz haklıymışsınız, yanlışımı düzelttiğiniz için teşekkür ederim.’ dediğine tanık olmadım:))) Olan da yoktur sanırım…