
Bazen kıymet biçemediğiniz arkadaşlarınız sizin için aynı şeyi düşünmüyor olabilirler. O arkadaşlarınız bu durumu “Birisi senin en iyi arkadaşın olabilir, ama bakalım da sen onun en iyi arkadaşı mısın” şeklinde Lise 2′ye giden kızlar için hazırlanmış repliklerle açıklamaya çalışabilir. İşte o an, o vatandaşla bundan gayrı değil “kıymetli bir arkadaş”, sadece “arkadaş” olarak bile kalamayacağınızın tarihe işaretlenme anıdır. Bundan sonra geçmiş günlere vefa adına kendisi “bir tanıdık” olarak nitelendirilmedir. Selam, elbette Allah’ın selamıdır, alınmalı ve verilmelidir. Lakin, şu fani dünyada göçüp gitmeden geçireceğiniz güzel ve lezzetli günlerin, elemli ve kederli günlere oranı üzerine kaygılarınız varsa, o vatandaşla irtibatınız mümkün mertebe “olsa da olur, olmasa daha iyi olur” seviyesinde olmalıdır.
Bu tesbitin akabinde ve detayında hayattan lezzet almak için güzel düşünmenin, onun içinde beraber güzel görebileceğiniz arkadaşlar biriktirmenizi tavsiye ediyorum. Size güzeli gösterecek ve güzel gördürecek bu “Altın” ve “Elmas” arkadaşlarınızın peşini bırakmayın; velev ki tavuk sevmesinler, velev ki uzakta olsunlar, velev ki halısahada koşamasınlar, velev ki yemek yapmaktan nefret etsinler; peşlerini bırakmayın.
Şimdi sizi, topyekün ve hepberaber, kendinizi dünyanın en kibirli, en kendini beğenmiş insanı gibi tahayyül etmeye, etrafınızdaki insanları bir bir aklınızdan geçirmeye davet ediyorum. Ve ardından, onların içerisinde farkettiğiniz ahmaklara ve aptallara ayırdığınız zamanlarla, onları düşünmekle ihmal ettiğiniz diğerlerine acımaya davet ediyorum. Acıma işleminin ardından, “kibir modunu” kapatırsanız sevinirim, boşuna yanmasın.
“Kibirden vazgeçersek sevimli oluruz.”- C. Meriç.
“Tahayyül ne demek bi bilsem devete icabet edicem de” diyenler 4′e, “İcabet ne peki onu da bilmiyorum” diyenler 6′ya bassın. Saygılar müessesemizin armağanıdır.




@Nahnu, çok eski bir yazı tekrardan canlandırmakla iyi mi ediyorum bilmiyorum ama çok hoş bir yazı. Yüreğine sağlık.