nahnu.org'a
reklam verin




Lâşey’e mektuplar-1

Ruhumda bin defa tebyiz edilmiş bir yazının bin birinci müsveddesidir.

Talim-i esma devam ediyor. Yılın sonunda tsunami diye bir isim de öğrendik. Hem de Hazreti Adem’in ayakizini taşıyan memlekette. Sri Lanka adasının Sri Pada tepesinde ikinci bir ayağı koyacak yer bulamamış ve tek ayak üzerinde el açmıştı Mevla’ya: “Affet beni Allah’ım! Evlatlarıma cenneti yeniden lutfet!”

Sen de duymuşsundur Lâşey; ‘tsunami’ Japoncada ‘liman dalgası’ demekmiş. Bizce saatte yedi yüz elli kilometre hızla gelen on metre yüksekliğindeki bu su kütlesinin tek adı vardır:

‘Subhaneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke ente’l-al�mu’l-hak�m.’

[Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan Sensin. (Bakara S�resi, 2:32)]

Yavrum Lâşey, insan hem cahil, hem nankör, hem unutkan, hem anlaşılmaz… Yüz elli bin insan! Birkaç saat içinde yüz elli bin can! Evet büyük felaket. Ama insan düşünmez mi hiç: Her gün üç yüz elli bin insan doğuyor dünyada. Onlara nasıl bir dünya hazırladığımız gerçeği bizi tsunami kadar rahatsız etmiyor. Her gün yeni doğmuş bebeklerin on sekiz bini ölüyor Lâşey! Her gün yüz altmış bin insan ölüyor dünyada. Onları nasıl bir ahirete uğurladığımız gerçeği bizi tsunami kadar rahatsız etmiyor.

Lâşey! İnsancıklar yirminci yüzyılın savaşlarında yüz altmış milyon insan öldürdüler. [Paylaşamadığımız toprağı nasıl da silip süpürüyor su!] Yirmi birinci yüzyıl çok daha hızlı başladı. Sadece Sudan’da tsunamiye kaptırılanların on katı öldü. Sadece İndonezya’da yüz binlerce can harcandı. Irak’ta yüz binden bahsediyorlar. Afganistan’da uçaklardan atılmış bombaların açtığı toplu mezarların haddi hesabı yok. Afrika’da ortalama ömür otuzlu yıllara düşmüş Lâşey! İnsan denen mahluk, yavrum, doğal olmayan afetleri benimsemiş, doğal afetlerin karşısında nasıl da sarsılıyor, nasıl da harekete geçiyor, nasıl da üzülüyor!

Trafik kazalarından her gün üç bin beş yüz kişi ölüyor Lâşey! Sigara her gün bir o kadarını süründürerek götürüyor. İman eksikliğinden mütevellit ruh� sorunlar öldürmüyorsa da süründürüyor. Ve tsunamiye üzülen insan kendi haline bakmıyor.

Yavrum Lâşey! Duyarsan kulak tıka. Aklından geçerse o beyni çıkar at kafandan. ‘Tsunami, oradakilerin günahlarının cezasıdır’ demek için günahsız olmak lazım. Bize düşen, Hazreti ömer gibi ‘Memleketimin en ücra köşesinde bir koyun bir köprünün kırık tahtasına basıp ayağını inciltse kendimi sorumlu bilirim.’ diyecek, veya Reis Bey gibi ‘Amerika’da bir adam öldürülmüş deseler, ‘Suçlu benim’ diye bağırmak istiyorum.’ hissiyatında olmaktır.

Yavrum Lâşey! Bu gelen hakikat kalpten çıplak çıkarılmaz. Gerçi mütesettiredir, ama yetmiş kat libas altından ilikleri görünen cinsindendir. Onun için namahrem olmayan, kendini ‘lâşey’ (hiçlik makamı) bilmeyen nazar eylemesin.

Tsunamide cennete elli bin gözü hafif çekik, teni hafif esmer çocuklar gönderdik. Ve daha belki nice şehitler gönderdik.

Bugün ağlamak bize, bugün kahrolmak bize, bugün ‘geç kaldık’ diye Muhammed’imizi (sallallahu aleyhi vesellem) tanımadan gidenlerin arkasından dövünmek bize. Ama yarın cennet panayırlarında açmış tsunami çiçeklerini koklamak da bize.

Kerim BALCI , Zaman

Muhtemelen alakalı yazılar



yorum ekleyin veya yorumları okuyun:


  1. 1 ROCKY 10 May 2005 @ 14:05

    BURAYA İLK KEZ GİRDİM çOK TUHAF VE KİNAYELİSİNİZ

Yorumunuzu yazın



Sağdan Soldan Bak