Kayıtlar ve kadınlar

Nihal B. Karaca yazmış Zaman’da, Kayıtlar ve kadınlar.

Kadın, Türk sinemasında ana öyküye eşlik eden bir cazibe unsuru oldu çoğunlukla. Bir aşk teması içinde vücut buldu karakteri. çoğunlukla karton kirpiklerini kırpıştırıp seke seke koşan, Kemaaaal diye bağırdığında sesi uçurumlarda yankılanan, tek arzusu sevdiği adama kul köle olmak olan bir karikatürden ibaret kaldı.

Ancak bu ibaret kalma hali mutlak surette bir yenilgiye tekabül etmiyordu; Yeşilçam sineması yıkılıp yerle yeksan oldu da Türkan Şoray’ların, Filiz Akın’ların, Hülya Koçyiğit’lerin namına halel gelmedi. Tecimsel sinemanın gereğini fazlasıyla yapmakla kalmamışlar, ne denir, isimlerini altın harflerle yazmayı da bilmişlerdi belli ki.

Şu Dünya Kadınlar Günü haftasında izlediğim Türk filmlerini tarıyorum da, hiçbir arşiv araştırmasına bile gerek duymaksızın bir lahzada sökün eden birçok etkileyici kadın karakter ya da güçlü kadın imgesi kaydettiğimi fark ediyorum.

Metin Erksan’ın ‘Sevmek Zamanı’nda Sema özcan’ın o koskoca fotoğraftan bakan yüzü mesela. Kayık içinde o tablo ve gelinlik giymiş bir vitrin mankeni var. ömer Kavur’un ‘Ah Güzel İstanbul’unda Müjde Ar’ın hayat verdiği karakter, kadının evini süpürüşü, yemek yapışı, akşamları canının sıkılışı. Sonra ‘olmayacak’ deyip uslu uslu terk edişi…

Halit Refiğ’in ‘Teyzem’ adlı filmi sonra. Aşkının şiddeti kırılganlığının tarihi ile birleşince içine kapanan bir kadını, işte yine Müjde Ar belleklere mühürlemiş. Ancak tarih ve kırılganlık diyorsak yeniden ömer Kavur’a dönmeli ve Kırık Bir Aşk Hikâyesi için Hümeyra’yı tekrar tekrar kutlamalı. SİYAD, yerinde bir tercihle Babam ve Oğlum’daki babaanne tiplemesinden dolayı en iyi kadın oyuncu ödülünü Hümeyra’ya verdi. Sahiden böyle bir ‘torun seviş’ görmemiştim perdede. O nasıl bir nümayişti, seremoniydi; ‘anneanne’ stereotipini yıkan başka bir şeydi… Ama Kırık bir Aşk Hikâyesi en-en başka, en süper. Bir araya gelemeyen bir çiftin imkansız aşkını öylesine koyu bir karanlık ile yansıttı ki Hümeyra’nın yüzü, bir kadının yüzünde tek bir sekansla filmin adını resmedebildi yönetmen: Kırık bir aşk hikayesi…

ömer Kavur dokunduğu hikâyelere alabildiğine içtenlik ve derinlik katan bir kadın karakter üreticisi; Amansız Yol ile sıradan insanların hayat mücadelesini dokunaklı kılan Zuhal Olcay yüzü bu kez. Gizli Yüz’de bir yüzü arayışın imgesi olarak yine Zuhal Olcay. Soğuk, mesafeli, renksiz ve bu üçü bir araya geldiğinde hangi nedenle bilinmez, ille de açığa çıkan o anlam tabakası.

Ama ‘Türk sinemasında kadın’ falan deyince akla gelebilecek en anlamlı şey, yine de Selvi Boylum Al Yazmalım ve onun Asya’sı olmalı, olacaktır, ister istemez. Dila Hatun’da daha güzel Şoray, ama Asya olarak çok güçlü. Biri aşk, diğeri iyiliğe hürmet gibi iki doğulu değerden böylesi bir dilemma. Asya’nın tercihi; sızlatan ama huzur da bulan bir ‘iç’ iklim ile.

Ancak Atıf Yılmaz’ın kadın eksenli diğer filmlerinde ‘Asya’dan bir iz bulabilmek oldukça güç, hatta imkânsız. Yılmaz’ın kadın sorunlarındaki sebatkârlığı takdire şayan. Ancak çabaları neticesiyledir ki, bir dönem ‘sosyal içerikli film’ denilince insanlar bıyık altından gülmekteydi, çünkü Atıf Yılmaz filmleri, bırakın Türk sinemasında kadın ifadesini, ‘sosyal içerik’ tamlamasını bile müstehcen bir parolaya dönüştürmeyi başarmıştı.

Kadın anahtar sözcüğüyle yaptığım kendi kendini tarama sürecinde karşıma birden ‘kimselere müdanaa etmeyen’ türde bir kadın, tuhaf ama düşmüş bir kadın çıkıyor: Uğur. (sonlara gelmişiz demek ki) Yani Derya Alabora; talihsiz ama müşteki olmayan mağrur bir ‘kötü kadını’ oynuyor. Sonra yine Zeki Demirkubuz’dan bir kadın. üçüncü Sayfa’dan Meryem. Başak Köklükaya’nın pek sert, kararlı ve haşin karakteri; hayatın sillelerini biriktirip üzerine yuva kuran alabildiğine ‘yerli’ femme fatale. Meryem ile alınmadık ödül bırakmadı Köklükaya. İnsan, nerede Meryem nerede Organize İşler’in prematüre karakteri Nergis diyor. Kariyerine zirveden başlayanlar için böyle bir handikap var.

Semih Kaplanoğlu’nun Meleğin Düşüşü’nde ‘meleği’ oynayan kız var son sırada. Tülin özen. İmrenmeyi, sakınmayı, yakarmayı ve şeytana uymayı aynı fazda yaşayabilen ve aktarabilen genç bir oyuncu. Dizilere düşmesin, güzel güzel filmlerde izleyelim istiyoruz.

Nihal B. Karaca, Zaman Gazetesi

Bu haftalık iktibas hakkımızı da doldurduk. Benim bu haftasonu epey işim var. Ama bir fırsatını bulup bir şeyler yapmayı düşünüyorum. En başta şu yılan hikayesi olan bir işimiz vardı onu nihayetlendirmeye çalışacağım. Bu hafta içi yayında demekten kendimi alamıyorum, Allah bizi inandırsın.

Mühe.

Muhtemelen alakalı yazılar



yorum ekleyin veya yorumları okuyun:


  1. yayınlanmış yorum yok

Yorumunuzu yazın



Sağdan Soldan Bak