Bugün gene alengirli bi sınavdan çıkmış, herhangi bir dolmuşun şans eseri gelmesini diliyordum, arizona çölünün paralel evrendeki karşılığı iki eylül kampüsünün, kuş uçmaz - kervan geçmez duraklarından birinde sanki 500° bi sıcaklık altında(aşşağı yukarı 911°F ).
“Arabalarıyla yanımdan gecen akademisyenleri beni arabalarına davet etmeleri için, illa ki otostop için evrensel bir dil olan, sağ elini başparmak dışarıda kalacak şekilde yumruk yapıp gideceğim tarafı gösterme eylemini mi yapmam gerekir ” gibi kurması ayrı, yazması apayrı zorbir cümlenin etrafında düşünüp duruyordum. Derken, bi arı gördüm, yerde kanatları üzerine, sırtüstü gidiyordu, ayakları havada ! Nasıl olur ? demeye kalmadan ölmüş bir arı olduğunu farkettim, altına girmiş iki karınca tarafından bir ileri iki geri, mehteran ekibi gibi gidiyorlardı. Daha doğrusu gidemiyorlardı.
“Farklı yuvaların karıncaları” olduklarından herhalde, “mefta arı“yı çekiştirip duruyorlardı. Sonra izledim bir müddet, yoruluncaya kadar birisi o tarafa diğeri bu tarafa çekiştiriyor. Sonra dinlenip tekrar başlıyorlardı. Şirin bir görüntüydü bi yerde.. Ama birden sinirlendim ! Ben yaklaşık 15 dakikadır oradaydım ve iki karınca bi işi becerememişlerdi, hemen hemen aynı yerdeydi arı. Olaya mudahil olmaya karar verip, karıncalardan birisini kalemimin ucuyla alıp durağın başka bir köşesine koydum. Sonra öbürü hızlı bi şekilde aldı arıyı kendi yuvasına götürdü, Köşedeki karınca tekbaşına,.. Köşedeki karınca mahzun..
“Kader planında ben onların rızıklarına müdahale etmiş olabilir miyim ?, Hangisinin hakkıydı bu yemek ? Keşke hiç ellemeseydim” filan diye düşünürken birden otobüs geldi. Otobüse binerken köşeye bıraktığım karıncayı da sırtında bir böcekle yuvasına giderken gördüm. Mutlu oldum.
Sonra bu biletçiler neden hep yırtık bi milyonlukları bana kakalıyolar diye düşünmeye başladım..




pakoya notlar gibi bişey olmuş bu yazı.
bu arada pakoda ölmüş.
*pako yıllardır bir köşe yazarının ona hitafen yazdığı notların sahibi salyalı yaratık
5 yıl öğrencilik yaptım, hiç otostop çekmedim. Birinde tramway durağına doğru yürüyordum. Birisi durdu, sağol binmicem dedim. Otostop çekmek her zaman garip geldi bana.
Ule bende o biletçiler sırf bana veriyolar diye düşünmüştüm bu eskimiş, hatta yıkandığını bile düşündüğüm bi milyonlukları… Ulvi bir mesele bu evet…
Bende otostop yapmadım ama otostop yapanların yanında durdum. Daha az rencide edici bi durum.
şimdi bu tabiki deneysel edebiyat değil, böüle olmuyomuş bu .. peki biz de olanından yapıcaz.. ondan sonra akademik çevreler tartışsın memleketimizde deneysel edebiyat varmıdır, yoksa avan-garde edebiyat denem’leri mi vardır diye.. malzeme çıksın aydınıma yeter.. yapcaz bişiler.. ama bişey daha var bu, yukarıdaki deneysel edebiyat değil..
ayrıca pako, ölmedi, kasap açmış ben geçen gün gördüm “öz pako kasabı diye, bekir abi ortak mı bilemedim” ..
bi boş yapmayın yaw
enerjiniz mi bol olm
üniversiteli gençliksiniz ya
memleketim aydınını da siz gibi sanıyonuz
yok zor cümleler kurmak zorundaymış
yok kendi paylaştırma çabasını yargılarmış
yok osuruktan yırtık para bilet neyn paranoyaları
noolcek olm sizin bu son durumunuz
her düşündüğünüzü mi paylaşırsınız siz yaw
harbi harbi biriniz sizlerden bahsetsin bana
anam burlardan bir ebru gecti!.. pardon; “ejbrualtçizgiyıldız”