Ben şu kısacık ömrümde, medyanın halkına bu kadar yabancılaştığını görmedim. Hangi medya diyecekseniz cevabım hazır: Henüz yılın başında küçük kızın dilinden “Noel Baba gerçekten var, ben buna inanıyorum” dedirtip Selenası ile çocuklarımıza çakma Noel Ruhu yaşatan medya. Mevlid Kandilinde, “Yellenerek müzik yapan adamı” sunup, bunu mucize zanneden medya. Beynamaz akademisyenleri sabah sabah din hakkında dobra dobra konuşturan medya.
Şimdi de, Hakan Şükür’ün hafta sonu oynanacak müsabaka için, “Kutlu doğum haftasına yakışır bir derbi olsun ” demesi üzerinden koparıyorlar yaygarayı. İlla bir temenni yapılacaksa bunun statükocu, devletçi bir cihetten yapılması gerekiyormuş galiba. Ya hu adamın dileği temennisi bu yönde, inancı istikametinde, size ne oluyor. Mesele Hakan Şükür değil zaten. Nereden yontarız, nereden sulandırırız, nereden çakarız, nereden dezenformasyon yaparız onun hesabındalar.
Biraz önce bahsettiğim medyanın mümtaz şahsiyetlerinden birisi olan Fatih Altaylı da, kendine vazife çıkarmış ve divan kurulu başkanlığına bir mektup yazmış.
Mektupta bir ifade var ki akıllara zarar:
Son olarak Hakan Şükür isimli futbolcumuzun oynanacak bir derbi müsabakasının kutlu doğum haftası olarak bazı kesimler tarafından kutlanan bir hafta ile bağdaştırması son derece manidardır.
“Bazı kesimler” dediği heralde Diyanet İşleri Başkanlığı. Diyanet, yaklaşık 20 yıldır kutlu doğum etkinlikleri düzenliyor. İnsanda biraz utanma olur, içinde yaşadığı topluma saygı olur.
Nedim Hazar’ın bu günkü yazısından (Bu rahatsızlık niye?) bir alıntı:
Anmak ile ibadet arasındaki farkı bilmeyene oturup ne anlatabiliriz bilmiyorum ama kısa süre önce ‘kandil gecelerine’ takan, daha önce de ‘Bir yılda iki kez Kutlu Doğum kutlanıyor olur mu hiç?’ nevinden saçmalıkları yazı diye yayınlamışlardı. Bir süre önce mevzi değiştiren ve kendini ‘tek’ zanneden bir zavallı ekranda yakaladığı bir kulüp başkanına ‘futbol ile inanç’ arasındaki ilişkiyi eleştirmesi için ukalaca sormuştu. Başkan öyle bir cevap nakşetti ki suratına laftan anlayan için yerin dibine girmek daha iyiydi. Yerli yabancı neredeyse her maçta, önce yahut golden sonra dua edenler, teslis yapanlar, bilmem ne yapanları görmezden gelip gıkları çıkmayan çapaçul zihniyet akılları sıra bu tür baskılarla kendileri gibi olmayan, düşünmeyen insanları baskı altına alacaklar.
Bazen, başımızda muhafazakar bir hukümet olmasaydı, bu medya farklı mı davranırdı acaba diye düşünüyorum.





Yılmaz Özdil’de bugünkü yazısında güzel bir cevap vermiş. http://www.hurriyet.com.tr/yaz.....p;sz=75861
Kudurmuş bir köpek bunların içini bilse başıma bir iş gelmesin diye kaçar gider emin olun.
Kartel midir, medya mıdır ne haltsa, bunlar din ile devleti birbirinden ayıracağız diye dinsiz bir toplum oluşturma havasına girmişler. Amaçları din ile insanı birbirinden ayırıp istedikleri gibi yönlendirecekleri bir toplum oluşturmak.
Dinsiz, maddiyatçı, dünyacı bir yığın herhalde şimdikinden çok daha fazla işlerine yarar.
Zaten son yarım asırdır da bunun peşindeler. Baksanıza, dönmeler, fahişeler hatta pezevenkler bile ibadeti, imanı bir tarafa bırakıp, kalbinin temiz ve pak olması sayesinde Yüce Yaratıcının kendilerini Cennet ile ödüllendireceği hevesindeler.
Manken bir kız vardı adı Tuğçe mi nedir tam aklımda değil, Yunanlı biriyle evlendi Hıristiyan oldu da ne kadar haber olduydu hatırlarsınız. Böyle olsun istiyorlar. Bu millet dininden, maneviyatından uzaklaşsın, İslam olmasın da ne halt olursa olsun düşüncesindeler.
hocam iyi güzel de, şu sona koyduğun resimle o yaygara koparan gazetelerin tavrına aksi istikamette hizmet etmedin mi şimdi sen? hakan şükür stada kesici aletlerle değil güllerle gelin diye çağrı yaparken üstelik. neden din sözkonusu olunca sürekli feda edilen bir şeyler var? neden hz. muhammed sadece can feda etmek amacıyla anılıyor? neyse ben dayanamadım gene karaladım bir şeyler..
Fazlasıyla demode olmuş psikolojik harp tekniği, yeterince su kaldırmış fakat alternatif aparat bulunamadığı için devam eden ilave su deryası…
Ve de suçlu olduğu kadar güçlü de olabilen, yukarıda bir yerdekiler (!)
Şekil A=
Yılmaz Özdil in bugünkü yazısı;
Hakan a tepki mepki yok (!!!)
@oky,
“canlara sana feda olsun” demek, “kurbanın olayım” demek, “senin için ölürüm” demek insanların vazgeçebilecekleri son şey olan canlarından da geçtiklerini gösteriyor. toplu bir intihar çağrısı değil yani.
resimdeki fotoğrafı “bazı kesim”leri gösterdiği için ilgimi çekti koydum. konu ile ilgili bir iki resim daha vardı aldığım yerde, hepsini almaktansa bu yazıyı oraya linkledim.
—
yılmaz özdil’in nereye konuştuğu belli değil yazısında, sallamış öyle ortaya. klasik. uydurmuş ayrıca, hakan’a tepki yok diyor, kendi gazetesi sitesinde iki gündür manşetleri güncelleyip güncelleyip veriyor, “hakana tepki yağıyor” diye. hava civa bi yazı olmuş yani.
Yılmaz Özdil Hakan’a tepki yok demiş, yazının sonunda kimlere tepkili olduğunu sıralamış. Sanki Hakan Şükür bu sıraladıkları halkın içinden çıkmamışmış. Millete “bidon kafalı” diyecek kadar haddini aşan da bu adam değil miydi?
Merak ediyorum, acaba Hakan Şükür’ün eşinin başı kapalı olsaydı, Yılmaz Özdil’in yazısı ne şekilde olurdu?
————-
Bu arada Bay Nahnu, yorum bölümünde karakterler pek büyük olmuş kardeşim…
Hakan Şükürün bu isteğinin sebebi olarak nerdeyse tüm gazeteler şu şekilde açıklamışlar.”Hakan irticacıymış, Peygamber’in adını ağzına almış, dini futbola alet etmiş.” Peki dünyaca ünlü futbol yıldızı Kaka yıllık gelirinin bilmem kaçını kiliseye bağışlayınca veya kezman futbolu bıraktıktan sonra keşiş olacağım diyince din futbola alet olmuyor da Hakan Şükür taraftarları hoşgörü ve saygıya çağırmak için bunları söyleyince Hakan Şüküre kimse söylemediğini bırakmıyor.Hayret!!!
Aslında dün okuduğum haberlerde ben de aynı kelimeye takılmış, bişeyler karalamıştım. ‘Bazı kesimler’ dediği şey bizim laik düzen içinde islami yaşantımızı düzenleyen Diyanet. Ayrıca bu dini hassasiyet sadece Hakan Şükür veya müslüman sporculara has bişey değil. Fatih Altaylı işte. Herzamanki hali.
http://www.internethaber.com/n.....?id=138155
Yaşadığımız topluma ne kadar yabancıyız? Evet yaşamak saygı gerektirir, din saygı gerektirir. Herkes istediği dini seçebilir.
Müslüman bir futbolcu çıkar kutlu doğum haftası der irtica olur, bölücülük olur, ahlaksızlık olur. Hristiyan bir futbolcu maç sırasında sevincini inançlarına göre yaşar(ki yaşamalıdır da!) kutsal günlerini dile getirir saygı duyuyoruz denir.
Ve buradan sonuç olarak şu çıkar. Bizim kendi toplumumuzdan başka herkese saygımız var!
“Bazı kesimler” dediği heralde Diyanet İşleri Başkanlığı. ” Nahnu.
Bence burası eksik olmuş.
Kutlu Doğum, her yıl kayan Kamerî takvim yerine sabitlenmiş bir hafta önerisi ile kutlanmaya başladı, ancak özünde Peygamber sevgisinin tezahürüdür bu kutlamalar. Her yıl kayan ‘Mevlid gecesi’ni daha organize bir etkinlikle kutlama çabası. Dolayısı ile yeni bir icad değil, Mevlid gecesi ile birlikte düşünülmeli.
Hal böyle olunca da Altaylı’nın ‘bazı kesimler’ dediği kesimler de, her yıl can-u gönülden mevlid gecesini kutlayan, yüreğinde Peygamber sevgisi olan insanlar, yani bu ülkenin yaklaşık yüzde doksanı.
Altaylı gibi ‘azgın azınlık’ mensupları memleketin sahibi olarak kendilerini gödükleri için yaygın müslüman kültürünü ‘bazı kesimler’e indirgeyebiliyor.
Bu saygısız adamlar, bulundukları köşklerden inip halkın arasına biraz karışsalar toplumda Efendimiz’e (s) olan sevginin ne kadar büyük ve yoğun olduğunu görecekler.
Dünyanın hiçbir yerinde, kendi kültüründen bu kadar iğrenen, çıktığı kabuğu beğenmeyen kestane kılıklı adamların bu biçimde, Türkiye’deki gibi bir elit tabaka oluşturabildiği, medyada bürokraside etkin konumlara gelebildiği görülmemiştir.
Bu ülkenin en büyük talihsizliği bu.
Yilmaz Bey takiyye mi yapiyor?Yilmaz Ozdil herhalde 2-3 gundur gazetesini okumuyor ya da gazetesinde cikan yazilari anlayamamis.Isa’nin atletlerine ovguler duzmus,Hakan’i da buna benzer bir kategoriye koymus.Madem bu Hakan hakkinda bu kadar guzel dusunuyordunuz Yilmaz Bey(ya da kendi ifadesiyle laikler) niye gazetenize cirkin bir sekilde Hakan’i ve sozlerini manset yaptiniz?Buna dezenformasyonun(siz takiyye de diyebilirsiniz) dik alasi denir.
Bu konuda söyleyecek çok şeyim olsa da gerekli her şeyi Nahnu gayet güzel bir şekilde söylemiş.
Bana da haddim olmayarak altına imzamı atmak kalıyor.
Bu tarz gazeteciler zaten bir şeylere muhalif olmak için yazan gazetecilerdir. Olaylar arasından sırf kıldan tüyden şeyleri çeker millete haber diye yuttururlar. Adamın haberciliğe, mesleğine saygısı yok ki topluma saygısı olsun…
Hakan Şükür’ü kişilik yönünden çok seviyorum, sarfettiği o konuşmayıda tamamen şiddetin olmadığı, Peygamber sevgisini insan sevgilisiyle bağdaştıran bir açıklama olarak algıladım. Manevi niyetle yapılan açıklamayı malesef maddi kaygıyla algılayan medyanın bu tavrı beni hiç şaşırtmadı. Ülkenin hassas dengeler üzerinde olduğu şu günlerde bu tip polemiklerin çıkması çok normal.
Hakan şükür üzerinde spekülatif oyunların oynanabileceği en güzel kaynaklardan bir tanesi daha öncede bir çok şey söylendi medya üzerine gitti.Şimdikiler sesebianın dediği gibi benide şaşırtmadı. Ben Hakan Şükür ün peygamber sevgisini kimden öğrendiğini ve onu(s.a.v.) spor denen maddeye alet etmeyeceğine yürekden inanıyorum.Ayrıca son zamanlarda “selamunaleyküm” demek bile gericilik emaresi laiklik karşıtı eylem olarak nitelendirilirken Peygamberimize “kurbanın olayım” demek cinayet sebebi bazıları için…
İnsanı; hayatta bütün zorluklara karşı ayakta tutan inançtır, sevgidir.Hakan Şüküre çok büyük saygı duyuyorum o çok iyi bir futbolcu ve iyi bir insan herşey gönlünce olsun…bu çirkin yazılarıda kınıyorum fatih altaylıyıda ciddi bir galatasaraylı olarak görmüyorum.
son derece yerinde bir yazı son derece yerinde yorumlar. Ama artık böle şeylere o kadar alıştık ki duyarsızlaştık. böle sizin gibi duyarsızlaşmayan kişiler olduğu sürece bunlar başarıya ulaşamaz!