Dümdüz git

Kimlik ibrazı için sadece ehliyet veya pasapost kabul edildiğini duyduğum anda gözümün önündeki Norveç bayrağı yarıya kadar indi, yavaş yavaş. Fotoğraflı ve kendi imzamın olduğu bir öğrenci belgesi üzerinde mutabakat sağladığımızda saat öğleden sonra dördü geçiyordu; yani trenimin hareketine 3, sınava ise 21 saat vardı. öğrenci belgesini alıp geri gelmem B sınıfı bir macera filmine yetecek kadar aksiyon içerdiği için sadece, belgeyi aldım ama treni kaçırdım diyerek geçiyorum. Tren garına vardığımda Boğaziçi Expresi kalktı mı diye sorduğum yaşlı amcadan, “Koşarsan yetişirsin, hehehe” diye bir cevap aldım. Aynı zamanda eliyle karanlığı işaret eden bu sırıtan amca, büyük ihtimalle gözlerimden çıkan alevlerden etkilendiğinden, birden telaşlanarak “Hemen bilet alırsan Cumhuriyet Expresine yetişirsin oğlum” dedi.

Kardeşim karşıladı Ankarada, ev arkadaşlarından birisi cinsinin Haskey mi yoksa Sibirya Kurdu mu olduğunu kestiremediğim bir enik almış (birisi “ikisi de aynı şey zaten” derse şimdi çok üzülürüm). Yavrusu olunca birisini ucuza kapatırım hesabıyla “yahu bu kırmadır, zaten tüyleri tam beyaz değil, şudur budur” dedim. Yemediler. Sahibi olan çocuk evde değilmiş o sırada, ona anlatırsın dediler. BBC haberlerini açtım yatmadan önce, bari kulak dolgunluğu filan olur dedim. New York’tan bildiren muhabirin dediklerini -yaptığı laf espirileri dahil- anlarken Londra’dan bildiren kadının dediklerini sadece wöğ-röğ-dıh olarak anlayabildim. Sonrasınra kulak dolgunluğundan vazgeçip zap yapmaya başladım. Bir magazin programında Seda Sayan’ın Hülya Avşar’a verdiği “çok merak ediyorsa göndereyim bi gece baksın” ayar-ül şahanesini duydum, ayağa kalkıp alkışladım. Ankara çok soğuk, hemen yorganın altına geri döndüm.

Okuldan onaylı öğrenci belgemi uzun uzun inceledi görevli hanfendi. Dayanamayıp sebebini sorduğumda, diğer üniversitelerden getirilen öğrenci belgelerini gösterdi. öDTü, Bilkent, çankaya, Maltepe filan hepsininki antetli kağıtlarda okullarının logoları var arka planda. “Ulan” dedim içimden “Aklıma gelseydi ben yapardım bişeyler fotoşopta”. “Onlar” dedim bayana, “özel üniversite bizimkisi devlet üniversitesi”. Anadolu üniversitesine sesleniyorum bu vesile ile, “Lütfen, öğrenci belgelerimizi artık antetli kağıtlara basılmış olarak verin, Sayınve Sevgili Rektörüm çok muzdarip oluyoruz, görün ve bilin!

TOEFL dediğin sınav tamamen, ses geçirmeyen kulaklığı ses geçirmeyecek şekilde kulağına takabilme beceresini ölçme üzerine. Gıcırdayan sandalyelere dayanım üzerine. Aslında sınav sonunda “essay” kısmı hariç puanını sana söylemesi ile karizmatik de bir sınav. Şöyle bir iki bakıyorsun ekrana, “hasktee, listening çok kötü gelmiş lan attıklarım tutmamış demek ki” diyorsun ve ekliyorsun “yani şimdi essay puanının yarısı gelse çakıyoruz 500 he mi ?, E güzel o zaman”. Sonra aklına takılıyor essay sorusu, “Hayvanat bahçelerinin hiç bi yararlı amacı yoktur diyorlar, sen ne dersin canikom“… Sonra sınav alanını terketmeden sınav görevlilerinin verdiği kalemle kağıda bakıyorsun. “200 YTL- Faber Castel mercanlı kurşun kalem = ?” denklermini görüyorsun gözlerinin önünde , işlemin sonucu 200 YTL ye çok yakın olduğu için kalemi aşırmaktan son anda vazgeçiyorsun. Kağıdın üzerinde hayvan isimleri “Elephant, Lion, Eagle, Monkey, Gorilla, Panda, Caretta Caretaa, Kertenkele, Ninja Turtles”. Ninja Turtles’in üzeri karalanmış hafiften.

Ankarada Tavuk yerine Balık yiyorlar şimdilerde, her yerde balık ekmekçi. Aldığım derginin ekinden de en favori Restorantların da balıkçılar olduğunu öğreniyorum. “Ekmek arası mezgit’i güzel yapamayan balık ekmekçi mi olurmuş ?” dedim kardeşime. “Hamsi-ekmek yapıyolar o çok güzel, şimdi kalmamış” dedi.

9 Eylül Ekspresi ilk defa bindiğim bir tren, pek bi hoş anılar bıraktı bize eksik olmasın. Ankara’da, bir anda “Tekbiiir!” diye bir ses duyunca bişey oluyor zannettim, Allah muhafaza, malumunuz, ahirzamandayız, herşey olabilir, tren de kaçırılır, bomba da patlatırlar, kıyamet bile kopar.. Neyse, işte ben o heyecanla başladım, “velillahilhamd”e geldim onlar bu sırada “…gurur duyuyor” diye devam ediyorlarmış. Asker yolluyorlarmış meğer. Her istasyondan asker aldık böyle. Ankara’dan Eskişehir’e kadar istasyonlarda farklı tezahüratlarla yollandı gençler. Ben başıma geleceği az çok tahmin ettim ama uyku da tutmadı. TCDD’nin bize muzipliği midir bilemedim, her askere giden arkadaşın yanına bir “akıldâne” yerleşmiş. Yok efendim topçu olmasınmış, yok yazıcı en güzeliymiş, yok muhabere en kıyakmış acemiliği 25 günmüş. Tabi mesele askerlik olunca palavra ve mübalağada da sınır tanımıyor er kişiler, yok efenim bir mermiyi bile boşa yakmamışlar yok efenim özel görevdeymişler ve daha neler neler.

Uykunun kuyruğuna tutunurken ben, kulak misafiri oluyorum: birisi diğerine yemekli vagonu soruyor diğeri de cevaplıyor: “Biraderim dümdüz git! hiç sağa sola sapmadan kapıları aça aça, karşına çıkcak“.

Muhtemelen alakalı yazılar



yorum ekleyin veya yorumları okuyun:


  1. 1 nikita 23 Feb 2006 @ 18:02

    puan araligi olarak ne soyledi? hatirladigim kadariyla eski 500, yeni sisteme gore 200 falan ediyor…
    essay sorulari harbiden cok sacma olur; benimki “0-12 yas araligi cok onemlidir bize gore. hele bi acikla bakalim” tarzi birseydi… insan o strestle de beraber pek bir sey yazamiyor :)
    bu arada norvec’deki universiteler GRE ya da GMAT istiyorlar mi? genelde bunu sorarlar da..

    deginmeden de gecemeyecegim, dunyadaki en guzel ingilizce BBC’de konusulan ingilizcedir, nacizane fikrim. lakin sokaktaki adamla BBC’deki adamlar cok farkili konusuyorlar, sorun da oradan cikiyor zaten :) Amerika’da belki bu iki grup birbirine daha yakindir belki, bilemiyorum tabi…

  2. 2 nahnu 23 Feb 2006 @ 18:17

    150-210 arası gelecek dedi. anladığım kadarı ile essay puanı 0-6 arası verilecek, bir katsayı ile filan çarpılacak ve o 150 nin üzerine eklenecek heralde. bilemedim orasını. 173 Computer Based (CBT) puanı, Paper Based (PBT)de 500 e denk düşüyor ki Lisans için istenen puan buymuş. Yüksek Lisans için ise 550 istiyorlar ki bunun için de 213 pts almak lazım. GRE ya da GMAT ile ilgili bir ifade ön-kayıt formlarında yer almıyor.

    sanırım yazın kursa gidip eylül-ekim aylarında tekrar girebilirim bu sınava. ama güzel bir deneyim oldu. önemli olan katılmaktı filan :)
    bu arada ben de katılıyorum en güzel ingilizce BBC de Londra’dan bildiren muhabirinki en şiirsel olanı, huzur veriyor filan ama hiç bişey anlamıyorum ki ben ondan :)

  3. 3 izon 23 Feb 2006 @ 22:33

    TOEFL sınavına hiç katılmadığımdan bir yorum yapamayacağım. Ama ben eskişehir e gidip gelirken tam karşımda oturan orta yaşlı beyfendi beni uykumdan uyandırıp Istanbuldan Ankaraya gittiğini ve Ankara maceralarını anlatmaya başlamıştı bende yarım yamalak uyuyup uyuymamanın beynime verdiği hasarla”noluyoruz ya” demiştim içimden:). Tren yolculukları hoş(!) valla :D

  4. 4 baadır 28 Feb 2006 @ 13:38

    bi kere dori haskey diil husky (ya da sibirya kurdu) sonra sen köpeklerden korkuyosun (3 aylık bir yavru dahi olsa)
    ama bidaaki gelişinde evde olmicak heralde yolculuk göründü ona taşınıyo evden. ama olsun sen gel her zaman beklerim ankara’ ya

  5. 5 nahnu 1 Mar 2006 @ 14:23

    köpeklerin her türlüsüne yazıklar olsun, “yağmur” dahil.

Yorumunuzu yazın



Sağdan Soldan Bak