Yılların Benazir Butto’su artık yok. Pakistana dönüşü sonrası sırf onu yok etmek için yapılan saldırılarda 200′ün üzerinde ölü belki iki üç misli yaralı var. ABD, ortadoğunun arkasında bir kazan kaynatıyor, dumanı kimlerin gözünü yakacak, ömrü olan görecek. Copy Paste departmanından arkadaşlar, iki yazıdan bir kaç cümle hatırlattılar.
“Butto’yu kim, neden öldürdü?”, İyi Bilgi.
[...] Küresel bir başka okuma ise bölgeyle ilgili. Pakistan önemli bir coğrayaya hakim. Ortadoğu’nun bir anlamda kapısı olduğu gibi ABD’nin hassasiyet sahibi olduğu Çin ve Hindistan konularında da sağlam bir geçit.
ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in ve müttefiklerinin özellikle İran, Irak, Suriye resmi üzerinden Pakistan’a bakışları da çok önemli. Butto’nun öldürülmesi bu resmi bozabilir. Pakistan bu bağlamda “düşmesi” tüm dengeleri alt üst etme potansiyeli taşıyor.
Arkası çökmüş bir Batı kontrolündeki Ortadoğu bir çok beklentiyi boşa çıkarabilir. Kaldı ki Çin’in ve Hindistan’ın bile Pakistan’dan enerji konusunda beklentileri vardı.
Pakistan kaosu Butto’yu kimin öldürdüğünü belki “şahıs” olarak ortaya çıkarabilir. Ama perdenin arkayı gösterecek biçimde açılması zor. Bize düşense “cive” Pakistan halkının bu işten en az yara ile kurtulmasını temenni etmek.
Ve Zaman’dan Ali Ünal’ın Gelişmeleri nasıl değerlendirmeli?” başlıklı yazısından vurucu bir cümle:
[...] Yakın vadede ise, yine “el-Kaide terörü” bahane edilerek sıra sanki Pakistan’a gelmiş gibi görünmektedir. [...]
Muhtemelen alakalı yazılar


Herşey 11 eylülde başlıyor. Ve o tarihten itibaren ABD aldığı kararla yanılmıyorsam 24 islam ülkesinin sınırlarını değiştirmek olanca gücüyle bahaneler üretiyor, fitneler çıkartıyor ve sonra da burası teröristlerin yeri diyerekten saldırıyor. Çok uyanık bir taktik…
Zaten bush (biz ona kısaca puşt diyoruz) 11 eylülden sonra afganistan’a girerken demişti: Bu bir haçlı seferidir, bu bir hristiyanlık savaşıdır diyerekten niyetini belli etti. Ayrıca 18yy’dan beridir sömürü faaliyetleriyle tembelleşen, kendilerini bir arada tutan din duygusundan tamamen uzaklaştırılan islam coğrafyaları, küçük bir fitnede allak bullak oluyor, zaten kendilerini toplayacak liderleri yok!
Osmanlı gibi bünyesinde 72.5 milleti 600 sene boyunca barındıran tek hakim duygu “din” idi. İşte bunun farkında olan ingiliz başkanlığındaki devletler, sömürü faaliyetlerini taa 17-18yy’dan beridir uyguluyorlar. Şii, alevi, vehhabi vs fırkalar…
Üzülerek belirtmek isterim ki, bu faaliyetlerinde de son derece başarılılar. Toplumuzun hali meydanda, sırf türkiye’nin hali böyle sanmıyalım. Diğer islam devletlerinde yine de en az kötü durumda olan bizleriz… Buna da şükür. Bunun sebebi de anlı-şanlı osmanlının temiz torunları olmamızdan kaynaklanıyor. Her ne kadar olumsuzluklar olsa da millet olarak içimiz temiz ve saf…
Asırlardır nelerin ortada ne işlerin döndüğünü anlamak için şu adresten: http://www.huzurpinari.com/#kitap.asp ingiliz casusunun itirafları kitabını okumanızı tavsiye ederim.