ne zaman?
nerede?




Bugün yeni bir şeyler söylemek lazım

img

İslam kokartlı terör dünyayı sarsmaya devam ediyor. Müslümanlar coğrafyasında tel’in eden de var, oh oldu diyen de… Köşelerde yazması bir, okuması bin vakit kaybı yazılar… Bizim konumumuz iki cümlede özetlenmiş net bir konum:

‘Zalimler için yaşasın Cehennem!’ ve ‘Bin nefrin İslam adına İslam’ın berrak yüzünü karartan mel’unlara!’ Lakin bu sözler söylene söylene değer kaybederler. Bizde icmalî fikirden sonra aksiyon esastır. Yapmak boyutu olmayan yazmak mürekkep israfıdır. Bugün yeni bir şeyler söylemek lazım…

Yapma, bir yapılanma meselesidir. İcmalî fikir dediğimiz şey, bu yapılanmanın sacayaklarıdır. Tafsilata giremem. Benim yerim az, sizin zamanınız. İşte yeni bazı şeyler:

1. El-Kaide pseudo-epistemolojik bir gerçekliktir. Şey değildir, inançtır. Var olup olmadığı belli değildir, var olduğuna inanılır. Bu inanç, gözleme dayalı bir bilgiye değil, dogmatik bir bilgiye dayanır. Aksi ispat edilemez. Aksiyon var olana değil, algılanılana bina edilmesi gerektiğinden, şimdi yapılması gereken El-Kaide’nin yokluğunu ispat değil, inanç ve dogmatik bilgiler alemindeki bu ‘düşmanımızı’ öldürmektir.

2. El-Kaide İslamist-Siyonist ideolojinin ortaya çıkardığı bir kıyamet kültüdür. İslamist-Siyonizm derken hadis ve gizli ilimler kitaplarında anlatılan Ahirzaman müjdelerini (Mehdi ve Mesih’in gelmesi, Deccal’ı yenmeleri, kırk veya bin yıllık bir İslam hakimiyeti, görülmemiş zenginlik ve bereket, yerin zenginliklerini salıvermesi vs…) tahakkuk ettirecek Mesih-Deccal savaşlarını kaderin kendi seyrine bırakmayıp, bizzat başlatma gayretinden bahsediyorum. Kıyamet kültleri derken de bu savaşı tetikleyecek sembolizmi büyük, stratejisi küçük bir ‘hamle’ye gönüllü olarak atılan ekiplerden. Bu anlamda Davidyenlerden bir farkı yoktur El-Kaide’nin. Veya zamanında, büyük İslam-İsrail savaşını başlatmak için El-Aksa Camii’ni havaya uçurmaya kalkışan Hıristiyan-Siyonistlerden…

3. Kıyamet kültleri dini kültürlerin çok kısıtlı bir bölümüne takılıp kalmış heyecanlı kitleleri harekete geçirmekte başarılı olurlar. İncil’in yüzlerce ayetinden bir tek ayetine saplanıp kalanlar kendilerini kuyruklu yıldızlara binecek ‘Mesih Body-guardları’ yapmaya kalkarlar. Dinin kendi bütünlüğü içinde yaşanmasının önünü açmak bu tür sapkınlıklara karşı en etkili koruyucu hekimlik mekanizmasıdır.

4. İnançla mücadele topla tüfekle olmaz, yine inançla olur. Gerçekte var olmayan öldürülemez. Dogmatik varlığın varlık bilgisini yok etmenin yolu, o bilginin yerine bir başkasını ikame etmektir. üç asırdır Müslümanlar Coğrafyası ile alakalı bilgiler uzayında var edilmiş elle tutulur hangi bilgi vardır ki varlıklar uzayındaki gerçeklikle örtüşmüş olsun? Bir sebep, bu coğrafyayla alakalı bilgiyi Batılı kafalara kotaran mekanizmaların önyargılı beyinlerin elinde olmasıdır. Daha önemli bir sebep, bizim coğrafyamızda ‘öteki’nin bilgi uzayına sunulacak, bilinmeye layık bir gerçekliğin ortaya çıkmamış olduğu gerçeğidir. Bir şekilde Batılıyı ilgilendiren, Batılıyı ‘cevap vermeye zorlayan’ bir şeyler yapmak lazım.

5. Ademi ademe mahkum etmek, ancak yerine bir mevcudu icad etmekle mümkündür. Diyalog gönüllülerinin henüz Batılı kafalarda hak ettiği bilinme düzeyine ulaşamamış aksiyon ve samimiyeti geleceğin dünyasında İslam’la alakalı bilgi boşluğunu doldurmaya namzettir.

Okunması zor bir yazı oldu. özeti şudur: ‘El-Kaide yok’ demeyi bırakalım, ‘Diyalog ve hoşgörü var’ demeyi öğrenelim. ‘Terörün asıl sebebi sizin yaptıklarınızdır’ demeyi bırakalım, ‘Terörü yine biz bitiririz’ diyelim. Dinin sağını solunu kırparak tek ayetlik bir dogmaya dönüştürmeyelim, onu hayatın her alanında yaşayan bütünselliğine kavuşturalım.

Düne ait ne varsa dünde kaldı, cancağızım,
Bugün yeni bir şeyler söylemek lazım…

Kerim Balcı’ının bu yazısının orjinali için tıklayınız

Muhtemelen alakalı yazılar



yorum ekleyin veya yorumları okuyun:


  1. 1 Azer K. 13 Tem 2005 @ 17:42

    şu hassas dönemde savaşı eleştirirken radikal dinci etiketini kullanmak hiç mantıklı gelmiyor bana.işgal kuvvetleri bu etiketi savaş sebebi sayıyor, sırf bu yüzden müslümanlar için kullanmak hiç doğru değil.Yazı bütünüyle ele alındığında işgal kuvvetlerinin müslümanlara yapıştırdığı etiket kabul edilmiş, yanılıyor muyum?

  2. 2 celalmirza 22 Tem 2005 @ 12:44

    Kerim abim güzel yazmış yazmasına da, hüsnü zan’da tap noktaya vurmuş. Lütfen birisi bana şu cümlenin tefsirini yapsın :

    “Diyalog gönüllülerinin henüz Batılı kafalarda hak ettiği bilinme düzeyine ulaşamamış aksiyon ve samimiyeti geleceğin dünyasında İslam’la alakalı bilgi boşluğunu doldurmaya namzettir. ”

    Bu gönüllü arkadaşların namzet olduğu iddiası, bir kanaatten ziyade bir hüsnü zandır. Kim hangi bilgiyi koyuyor? Bilimin ezoterizmi öne sürerek açıklamaya çalıştığı metafizik, dinleri zor duruma düşürmüştür. Varlık ve de bilgi konusunda yeni bir söz söylenemiyor, tekâmül etmiş olan bilgiye entegre olması gereken yeni paradigmaları üretemiyoruz. Ve tutup da kerim abim iddia ediyor ki, “kırmızı yüzlü” kitaplarla hayatı yorumlamaya kalkışan arkadaşlar bu boşluğu dolduracak inşallah. Bu arkadaşlardan birisi de benim, ve diğer arkadaşlarımın samimiyetinden de şüphe ettiğim yoktur. Ancak “tek kitap okuyan adamdan korkacaksın” diye Fransızların bir sözünün olduğunu ve öte yandan bu tek kitapla iktifâ eden himmetsiz arkadaşların da bu boşluğu “uzun süre” dolduramayacağını da kabul etmek gerekiyor.

    Vay bee, şimdi üstte yazdıklarımı okudum da neler demişim neler. Abi ben manyağım ya:)

Yorumunuzu yazın



SaÄŸdan Soldan Bak