Size blogging hakkında upuzun metrajlı bir yazı sözü vererek, bloglar altın devrini tamamladı sanırım adlı hakikaten yaw - kime yazıyorum ben! tadındaki söyleşide bir iki kelime söylemek ihtiyacı hissettim; biraz konuya uzakta kalsa; söz istemeden konuştuğum için afedersiniz diyerek evela; nolayie: nahnu olay yeri inceleme ekibi adına ekip şefinin gönderdiği metni sizlere sunuyorum:
Blog yazmak koşmak gibidir, tıpkı Forest Gump ‘ın koşusu gibi. Ne demiştir sahi o ; “O an koşmak istedim ve koşmaya başladım“. Yanında koşan başkaları da olmuştu daha sonra, ama kimse durup neden koşuyoruz ya hu dememişti. Dememeliydi de. Zaten yanında koşanlarında, koşuyu izleyenlerin de pek önemi yoktu onun için, hatta televizyonlardan aldığı hit 2 milyon olmuş ona neydi ! Bir gün kalmış ve koşmaya başlamıştı sadece . Sadece koştu… Demek ki, blog yazmak koşmak gibidir. Umarsızca, amaçsızca, yalandan da olsa, durduğun yerde de olsa…
Az bekleyin, gelcem ben yine.




bekliyoruz mösyö, ben de günlerce ara verdikten sonra şöyle bir düz koşu yapayım, ısınma turu atayım dedim, şehre döndüm vesaire.
bir uzun yol koşucusunun yalnızlığı demiş eskiler, takipteyiz.
himfs… demek ki hemfikir olanlar varmış benimle, negsel negsel… şurda kaç kişiyiz ki? narsistlik damarımız tutarsa kaç “adam gibi” adamız ki… kör olsun narsistlik damarınız diyenler içinde; şurda kaç “ciğeri beş para etmez” adamız ki…