Kardeşimin yerleşim problemlerine deva olmak için Ankara’ya kadar uzadık bu gün. Kardeşim Giresundan gelip, akşama Giresun’a bende Eskişehir’den gelip akşamına Eskişehir’e geri dönecektik. öylede oldu.
Sabahın 5′ ine bilet almak nerden icab etti tam hatırlamıyorum. Ankara’ ya gidişe dair hatırladığım tek şey verdiğimiz bir ihtiyaç molası sonrasında teyzenin birini petrol istasyonumuzda unuttuğumuz. Sekiz buçuk gibi Ankaradaydım. Kardeşimle buluştuk, bir arkadaşın evinde gidip enfes bi kahvaltı ettik. Kafamıza göre bir yurt bulup anlaştık, imzalar filan atıldı. Sonra bi yerde oturduk, bi şeyler atıştırmak için. Yanımızdan “Tayyip yalaka, Bush’a falaka” diyen bir grup geçti, ellerinde bayraklar filan, sanırım bunlar Marmariste ertelenen Netekim Festivali yerine Ankara’da yapılan mitingden geliyorlardı. Enterasandır hepsi İşçi Partiliydi ve sloganların 12 Eylülle hiç alakası yoktu. Her neyse, Erhan’ la buluştuk. Kitap almaya gittik; “İnşaat Uygulamalarında Doğrular ve Yanlışlar” adında süper bi kitap aldım. Sonra Maltepe pazarına gittik. InfraRed bağlantı kablosu aldım bir tane, 20 milyona. Maltepe Pazarı bitmiş bu arada, NetCAD adlı her türlü paylaşım ortamında bulunabilecek bi programı Erhan’a 20 milyona kakalamışlar.
Atari saloluna gittik, ben istemedim aslında bunlar istedi. Yani Kardeşimle Erhan. Bi makina var, gıcır bi milyonlukları alıyor sana 3 jeton veriyor, “bendekiler hep eski yaa ” diyerek Erhan’a aldırttım jetonları. Kardeşim “kasada değiştiriyolar ” diye geri çevirdi. ..
Bi kowboylu oyun oynadık. Erhan hemen öldü, sonra bi arabalı oyun oynadık onda da yendim Erhanı. En son King of Fighters ‘ın tek adam seçileni vardı, ona attık jetonları kapışalım diye, Erhanı yendim dalga geçtim, Kardeşimi de bi güzel patakladım onunlada dalga geçtim. Sonra Atarinin sahibi geldi, kapıştık beni yendi.
Bu ikisi benle dalga geçtiler. Sonra sıkıldık çıktık, ben Erhan’ dan Eski Staj defterini istedim ayak bacak yaptı, oyunda yendim ya ondan herhalde …
Akşama doğru Ankara’ da olduğunu duyduğum Metin Abimizle buluştuk özlemişim valla. Onu beklerken yanımızdan geçen bayanların moda konusundaki tercihlerini tartıştığmız Erhan Kardeşimle’de Yapı 2004 Ankara Fuarına gitmek için sözleşip ayrıldık. Metin abiyle hasbihal ettik, AŞTİ içinde agresif bi garsonun olduğu bi kafede; “Oraya oturmayın, servis gecikir “, ” çaylar standart küçük bardakta” .. ve bi ton trip dolu bir garson . Vedalaştık ve ben ayrıldım..
Gelirken de pek ilginç bişey olmadı. Yanıma suratsız herifin teki oturdu. Muhabbet açmak için hangi bölümde okuduğumu filan sordu; bende “İnşaat sektörüne taze kan getirmek için mühendislik eğitimi alıyorum” dedim. Adam İnşaat mühendisliği gibi ölü ve gelecekte doyuma ulaştığında mezun olacağım bir bölümü tercih etmemi taklaya gelmeme bağladı, sen “zeki bi çocuğa benziyorsun ama .. “filan diyerek.. Bende ona Ya keşke sizin gibi muhteşem ve ilim dolu bir insanla daha önce tanışmış olsaydık, böylece yanlış tercih yapmamış olurdum.. İşte nasip dedim.. önce biraz tebesüm eder gibi olduysa da, sonradan kurulan cümlenin içinde bulunan kinaye ve imadan kendi akıl ve fikir birikimi nispetinde bir pay alınca sustu, bozuldu. “Oh olsun” dedim sustum ben…
öndeki koltukta kocaman yeşil gözleri olan bi kaç aylık bir bebek vardı. çok tatlıydı. Annesinin kucağında bana doğru gülücükler saçıyordu. Yanımda oturan suratsız bir iki “Egi egi” yapınca bebecik ağladı, yine somurtmaya başladı koca adam, e yine bozulmuştu… Bebek susunca annesinden fotoğrafını çekmek için izin istedim, telefonumu bebeciğin yüzüne yaklaştırıp gülümserken bi estantene yakalamak çabasında iken,
bu bizim suratsız servis elemanına çağırarak “Moovin bey, keşke telefonlarını gapatmayanları uyarsak, de mi can daşıyoruz” gibi gereksiz bir cümle kurdu.
Ona bakarken, otobüs bir tümsekten geçti ve telefonun üst kısmı bebeciğin ağzına çarpıp kanattı. “Beğendin mi yaptığını” dedim, o sırada bebeğin annesi “Emcüğüdusiitteüüçöçuuğğ” filan diye “sanırım” bilmediğim bir dilde küfür ediyordu. Neyse bebek güldü, ben de özür diledim.
Gözlerimi dinlendirirken ikram servisi başladı. Yanımdaki adam uyuduğumu sandı herhalde “O uyuyor uyandırmayalım siz onunkileri bana verebilirsiniz” diye benim kek ve meyve suyuma sulanırken, birden uyandım, hem de “Ceeee” diye uyandım, herkes güldü çevre koltuklardan.. Kekleri yerken samimileşen ortamda yine muhabbet kurmaya çalıştı beyefendi, “Şey sanırım ağzınızın kenarında kekin şeyi kalmış” , bende yanağımı şişirip elimle bir iki kere “Pıt pıt” yaptım , “Bak düşmüyo, hehheehe” dedim, nezaket icabı.. “Hakkatten yaa , ehehe ” deyince ben samimiyetin artması adına bir kaç gündür dilimde tat alma duyusuna ket vuran farklılaşmış, kocamanlarşmış bir tat reseptörünü göstererek “Bak dilimde de piercing çıktı hehehe” dedim, arkada oturan kızlar da bunu duydu ve “A-aaa bize de göstersene onu n’oluuur” dediler.. Peki deyip dizlerimi koltuğa yaslayıp kızlara döndüm , ve dilimi gösterdim ve “Organik Pierciiiing “dedim.. . Kızlar “Ahahaha salak şey “dediler çok alındım, suratsız beyamca kıs kıs gülüyordu.. Bende güldüm sonra… Gülüştük..
Barış çubuğu içilir gibi bişey oldu sonra sanki… Eskişehir - Ankara arasını başka hangi şekillerle gidebiliriz onu konuştuk. Ben bisiklet ve yayan gitmekten bahsettim, O da planörle ve emekleyerek gitmekten. Yıldızlara baktık sonra, Halis Topraktan konuştuk..




güzel
ben nefret ediyorum eskişehir - ankara arasından, ha bir de ankara - kırşehir arası var gerçi.
Tahminen bir Es Es’li ve de civil enginaar adayı bir eleman olarak hoş bir yazı olduunu tebaruz ettirmeliyim. Siz tabii burda sizin gelecekteki muhtemel acılarınızı yaşamakta olduğumuzdan (-25 derece gibi) habersiz olduğunuzdan espri gücünüzde henüz bir minha olmamış, ama emin ol çoktatlı ve acımasızca çizicekler (bkz Şek 1-a). Bendeniz bahsi geçen yolu tam 12 (on iki) yıl gibi bir süre talebe sıfatıyla devirdim ve otobüslerde sigara yasağı da yoktu. Şimdi de Rusya Tataristan yollarını arşınlıyorum haritaya bakarsan görgünün artacağına eminim. Kendi sitende başka muhabbed’lerini de beklerim. Hamamyolu cad. Has hamam yanı ‘bacacı her daim burdadır!
bu konustugun gibi yazma olayi gercekten hos bisey de acaba edebiyatta boyle bisi varmi diye merak ettim arastiricam simdi. ben eskisehirliyim lakin ankara da ewim ha butun es-dost eskisehirde olunca tabi o yolu cok gittim geldim.tek soyleyebilecegim opup de basinizin ustune koyun cunku ben bitlis-ankara arasini da gordum.(peder asker,tayin olaylari).guzel site tebrikler…