“Benim olmayan para bulunduğunda, değerli kağıt hükmündedir. ” Bu cümleyi geçenlerde Erhan’la resmi bir dairede gördük. Amir kişi, almış bu A4 çıktısını tepesindeki panoya raptiyelemiş. Tabi biz acayip acayip, “ne ki bu şimdi” bakışları ile yazıya yoğunlaşınca dayanamadı cevap verdi, memur kişi; “Kendisi bana ait bir vecizedir. Şurada 20 YTL olsun, benim olmasın hükmü sadece değerli kağıttır. Başka bişey değil!”. ürkmekten öte bir hal aldım… sagopa kajmer gibi söylüyorum *neyse ne..*
Konuştuğumuz gibi yazıyormuşuz, e zaten biz yazıldığı gibi okunan bir dile mensup değil miyiz ? Ne var ki yani ? Ya anlaştığımız gibi mi yazsaydık. Ama keşke yazdığımız gibi anlaşsaydık. Her kurduğu cümlede kendisini konfiçyus sanan köşe yazarları gene bu topraklarda yetişiyor,başka yer de yok onlardan! Her kurdukları cümleden sonra satırbaşı yapıyorlar ki, duralım düşünelim. Ne demek istemiş diye. Aynı köşe sahiplerini TV ler de de görüyoruz ağız dalaşlarında (da iyiler) ve biz onlara “hükeleniyoruz“, ama “niyçün” bilmiyorum. çok matah bişey sanki. Ben deminden beri konuyu bir yerlere getirmeye çalışıyordum lakin, tümlecimi dolaylarken kaybettim. Boşuna aramayın, hükümsüzdür. Tüm diğer laflarım gibi.


star varsı mı seyrettin sen, yavreem
sen sus, sensusta gözlerin konuşsun.
sinemaya gidelim.