nahnu.org'a
reklam verin




“Alimleri tahkir etmeyin kardeşlerim”

Cemaat.Com’daki bir tartışmaya Hüseyin Cahid Doğan Bey’in eklediği bir yorum/sitem. İlerde de gerekecek bu yazı, eminim.

Ne zamandan beri “benim diyen Müslüman” ümmetin alimlerine böyle alenen tahkire başladı, bilmiyorum. Ne zamandan beri Müslümanlık adına ahkâm buyuran eşhas, bir Muhaddise, bir Hadis Hafızına bunları söylemeye cür’et etmeye başladı, bilmiyorum. Ki Efendi Hazretlerinin hadis hafızları, hakimleri hakkında buyurdukları dağ gibi önümüzdeyken? Ne zamandan beri erkek kişiler oturup böylesi bir dedikoduya tutuştular aralarında, bilmiyorum.

-Kendi tavsifleri ile- Hizmet bünyesinde değilim ancak Necip Fazıl’ın “Allah diyen, gel seni ayağından öpeyim” mısraındaki bilincin de farkındayım. Bu cemiyet içindeki insanlar birçoğumuzun dünya haritasında yerini bulamayacağımız ülkelere gidiyorlar eğitim vermek için, hicret istiklâldir, hicret istikbâldir diye. Birçok şehirde maddi zaviyeden sıkıntıdaki insanlar okutuluyor sebepleriyle. Birçoğu, evet birçoğu yıllardır hanımlarını, çocuklarını, sıla-i rahimlerini göremiyor. Bilmiyor musunuz ki, Ahir Zaman Hicret zamanıdır, göç vaktidir. Bilmiyor musun ki Melaheme-i Uzma evveli sıkıntı dehridir.

Pekâlâ, ne zamandan beri Türkiye’de yaşayan kimseler, 8 yaşındaki bir ecnebinin İstiklâl Marşı’nı ezbere okumasından rahatsız olmaya başladılar bilmiyorum.

Kimsenin durup, kardeşim bu adamlar dünyanın dört bir yanına irfan taşıyorlar, siz laf üretmekten başka ne yapıyorsunuz diye soracağı yok mu? İslamov gibi bir din düşmanı bile bu icraatlardan saygıyla bahsederken, öz kardeşleri bunun arkasında oturup art niyet mi kovalayacak?

“Aç herkese açabildiğin kadar sineni ummanlar gibi olsun. İnançla geril ve insana sevgi duy. Kalmasın alâka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül” gibi harikulâde bir söylem geliştiren bir kinesisten bahsediyoruz.

Hadi “Fethullah Hoca” formundaki Cumhuriyet jargonunu mütemadiyen kullanan sizler, ne gibi bir faide marjından bahsedebilirsiniz ki ümmet adına? Argüman sizin değil. Yoksa siz de “Ne varsa Hacı-Hoca’da var demeye başladınız?” Yapmayınız bunu.

Dedem köylüydü –Elhamdülillah tertemizdi-, Dersim ve İstiklâl Harbi gazisiydi, tekraren köylüydü; ama Risale-i Nur okurdu ve sizlere garip gelecek anlardı da. Kaldı ki okuyup da anlamadığımız bir kitabı suçlamak durumunda mıyız? Siz şehirliler, kaçta kaçınız Kur’an’ı anlayarak okuyor. Ki bunu da okuduğunuzu varsayarak söylemek zorundayım.

Türkçesi düzgün olan, gerçekten fasîh ve sarîh olan yüzlerce “Nurcu” kardeşim var. Bunun yanında İngilizcesi, Arapçası, Fransızcası da var bu kimselerin. Bir şeyi tanımamak, tanıyamamak, tanımlayamamak; onun olmadığının burhanı değildir. Bu “Siyah karga vardır, sıkıysa olmadığını ispatla” denli afakî, sakıt bir bakış açısıdır. Bugün dili en iyi kullanan gazete Zaman gazetesidir. Şu gazete Zaman’dan daha iyidir diyecek bir kimsenin olduğuna inanmıyorum. Kardeşlerim, sizin Türkçenizin ayrıca, Little Italia ghettolarına sıkışmış sakıncalı gençlerin 400 kelimelik İngilizce dağarcıklarından pek bir farkı yok. İşte bir fazlanız var, o da “Fethullahçı” diyebilmek. Böylelikle Türkolog oluyorsunuz pekâlâ.

Büyük şairler üretme de olsaydı bütün maharet, sanırım sizin mantığınızla Parnassé en ulvî topluluk olurdu. Beri taraftan Hizmet cemiyetinin iyi şairleri – en azından neo’lu safsatalar altında cinsellik kusan, bam güm çat’dan başka kâfiye kullanamayan, ilh.- şairleri de vardır.

Risale-i Nur’un anlaşılamamasının sorumlusunun Said Nursi ve eserlerinin özgünlüğüne sahip çıkan kimselerin suçu olması da ayrı bir gariplik. Bugün 30 km uzağımda Sav namında bir köyde insanlar oturup bu eseri elleriyle çoğaltıyor. Hiç mi vicdanınız, izanınız, insafınız yok. Yıkmada mı bütün mucize? Bu kimselere Türk Dilinin son yüzyıldaki dramatik serüvenin hakkında araştırma yapmalarını salık veriyorum. Bir yarışmada bedhah kelimesinin anlamı sorulmuştu, evet bilgi yarışması, bilen çıkmamıştı. Bu kelime ayniyle Gençliğe Hitabe’de geçer. Ha kezâ İstiklâl Marşı da böyledir.

Süleyman Demirel bir ara partisi hakkında gelen parti içi şikayetlere “Burası İyi Adamlar Kulübü Değil” şeklinde cevap vermişti. Asr-ı Saadet’te bile, evet o devirde bile bir Sahabe –Allah ondan razı olsun- Medine hakkında müşriklere istihbarat geçmedi mi? Nasıl olur da bir kişinin, hadi diyelim bin kişinin hataları toptan bir cemiyete yüklenir? Muhammed Ali Clay’e İkiz Kule Saldırıları sonrasında “Bunu yapan kimselerle aynı dinden olmak nasıl bir duygu?” diye sorup “Peki Hitler’le aynı dinden olmak nasıl bir duygu?” cevabını alan Washington Post’un Yahudi asıllı gazetecisinden bir farkımız kalacak mı sanıyorsunuz bunu yaparken?

El-Şahbaz kollarını iki yana açıp biraz da sizin için “Yapmayın kardeşlerim” diye bağırdı. Yapmayın kardeşlerim. İtidal. Allah aşkına itidal. Kırılan kolu yen içinde bırakın bazen. Yazıktır, günâhtır. Alimleri tahkir etmeyin kardeşlerim. Monitör karşısına oturup forum yaptığınız mekânın altındaki yer onların yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor.

“Elimizde cahiliye dönemi sonrası bir pala
(Kavmiyetçilik etme dedik ucu kırılır)

“Kırıldı da.(…)” –Şair-i Maderzât Olan-

Allah birbirine aslanın sırtlana duyduğu kini duyan kardeşlerimi ıslah etsin.

Hâmiş i: Yazıdaki sert unsurlardan ötürü müteessir değilim.
Hâmiş ii: Hiçbir menfaat gütmeden ailelerinden uzağa, Tayland’a, Eritre’ye, Cape Town’a hicret eden kardeşlerimi yaratan Allah’a hamd ederim.
Hâmiş iii: “et-tekrar-ü Ahsen, velev kane yüz seksen”; alim sıfatı saygı, edeb/âdab gerektirir kardeşlerim. Allah muhafaza, diliniz sebebiniz olmasın. Dikkat buyurun, din kardeşlerinizin etini yemeyin.
Hâmiş iv: Varsa, imlâ hatalarından, sanırım bunlardan müteessirim. Ayrıca bu anlamsız kargaşadan, keşmekeşten, kaostan…

Sonsuz Esenlikler…

Hüseyin Cahid Doğan, Cemaat.com

Muhtemelen alakalı yazılar



yorum ekleyin veya yorumları okuyun:


  1. 1 amarat 15 Jul 2006 @ 00:47
  2. 2 10.Köy 18 Jul 2006 @ 00:28

    Bu yazının her harfi için Allah, Hüseyin Cahid Doğan’dan razı olsun…

  3. 3 Ceydax 19 Jul 2006 @ 11:07

    “et-tekrar-ü Ahsen, velev kane yüz seksen”…

Yorumunuzu yazın



SaÄŸdan Soldan Bak