ne zaman?
nerede?


Mayıs, 2008 yazıları

  • bişey kurdum, yorumcunun adının üzerine gelince son 3 yorumu görünüyor, kendi blogundan excerpt mi ne çekiyor bi de, çok acayip güzel oldu. #
  • jci girişimcilik seminerindeydim, iş planı eğitimi adeta bir facia idi. kötüydü manasında. facialar zaten kötüdür. #

Zaman’ı artık Sabah Grubu mu dağıtacak?

Zaman Gazetesi, Gülen Hocaefendi hakkında çıkan haber ve köşe yazarlarından iyice rahatsız olmuş ve dağıtım işlerini Doğan Grubundan, Sabah Grubuna devretmeye hazırlanıyormuş. Kendilerince haklı bir sebep sayılabilir tabi.

Peki bu manevra Necip Türk Medyası için bir kırılma noktası olabilir mi acaba? Çünkü
Zaman’ın dağıtımının Sabah Grubuna geçmesi demek bir manada da “Safları sıklaştıralım ey cemaat, biz geldik” demek olacak. Öte yandan günlük 700-800 bin gazetenin dağıtımı da çok büyük bir mebla tutuyor, bunun elinden gitmesi hem de rakip bir gruba gitmesi, Doğan Grubunu epey üzecek ve hatta kızdıracaktır. Daha önce Emin Çölaşan’a Zaman Grubu için “Gözünü seveyim, bunlarla ilgili bişey yazma” diyenler, “Gözünüz aydın, artık atış serbest” diyebilir. Zaman Gazetesi de daha rahat bir pozisyona geçmiş olacağından, Doğan hakkında bir şeyler yazabilir. Acayip bir curcuna olabilir. Belgeler, dosyalar havada uçuşabilir. Daş düşebülür, ayı çıkabülür. Filan. İhtimaller denizi gibi oldu valla, ama tahminlerim böyle.

Bu arada Ciner Grubunun çıkaracağı gazetenin başına da beklenildiği üzere Fatih Altaylı getirilmiş.

JCI Girişimcilik Akademisi (Bilgi Ekonomisi) 1. gün izlenimlerim

JCI Girişimcilik Akademisi, Anadolu Üniversitesinde her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli eğitim, seminer ve paneller düzenliyor. Bu senenin konusu Bilgi Ekonomisi. Etkinlik programında IT sektörü ile ilgili eğitimler dikkatimi çekti.

Hem sertifikalı hem de 10YTL olunca, dün gittim, ilk gün programından ISI Emerging Markets Genel Müdürü Kerim Alain Bertrand‘ın vereceği Click Into Your Future (İnternet Ortamında Geleceğin Şirketini Kurun) başlıklı eğitimi seçerek kayıt yaptırdım.

Eğitim saatinden biraz önce vardığımda şok oldum. Kerim Bey yurtdışında olduğu için gelemeyecekmiş, dolayısı ile “Click Into Your Future” eğitimi iptal edilmiş. Olabilir, ben de bir kaç yıl STK’larda çalıştığım için biliyorum, zordur, eğitimci, panelist son dakika golü atabilir, işi çıkar, hasta olur, bişey olur yani; bunu katılımcılara anlatmak da çok güçtür. Ama benim anlamadığım şey, ben katılım biletimi perşembe akşamı satın aldım, iptal edildiği muhtemelen belli olan etkinlik için neden bilet satıyorsunuz? Bunu JCI’a yakıştıramadım. Bir beceriksizlik olarak kayıtlara geçti.

jci logo (c) maxi haber

Bu sıcakta teptiğim yolu geri gitmemek için ve de zorluk çıkarmamak için, teklif ettikleri üzere eşzamanlı başlayacak başka bir seminere kayıt yaptırdım: İş Planı Eğitimi.

İş Planı Eğitimi, ise iş planı eğitiminden başka herşeye benzedi. Beğenmedim. Programda 3 Eğitimci gözüktüğü halde Akdeniz Üniversitesinden gelecek olan Dr. Nuray Atsan Hanım yoktu. Bizim üniversiteden katılan Doç. Dr. Mehmet Başar Hoca da 15 dakika Girişimcilik üzerine bir şeyler anlattı ve bir yakınının sağlık problemleri ile ilgilenmek için müsade istedi gitti.

Kalan tek eğitmen, AB İş Geliştirme Danışmanı ve JCI yöneticilerinden Abidin İçden de girişimcilikten, JCI’nin faaliyetlerinden bahsederek ve konusu İş Planı olan bir eğitimin yalnız 20-25 dakikasını “iş planı hazırlamaya” ayırarak eğitimi bitirdi. Ayırarak dediysem kibarlığımdan diyorum, siz bunu hazırlanan slaytların hızlı hızlı geçilmesi olarak anlayın lütfen.

Zaten katılımcılardan birisi de bunu yüksek sesle dile getirdi. “Biz buraya İş Planı Eğitimi almaya geldik, eğitimin bitmesine 35 dk kaldı hala İş Planı’na dair bişey işitmedik” diye. Hakikaten teması İş Planı olan bir eğitimin, geç başlayıp bir saat geç biterek bu kadar baştan savma ve plansız yapılmasını ayıpladım vallahi.

Eğitim sonunda, “Click Into Your Future” eğitimden bu eğitime dahil olanlara sertifikalarının sonradan verileceğini öğrendik. Tuz biber oldu bu da. Keçeli kalemle doldurulan bir sertifika için bir ton angarya daha çekmemek için görevli öğrencileri (maalesef) kâle almayarak, gittim yetkili (gravatlı) birini bularak durumu aktardım, sonra orada bizim için yeniden sertifika yazdılar. Bir ton angaryadan kurtardığım insanlar için ufak bir kahramanlıktı bu galiba.

Şu anda keşke evde kalıp uyusaydım diyorum, vallahi daha verimli bir gün olurdu benim için.

Merak ettiğim iki eğitimden diğeri, Eczacıbaşı Bilişim A.Ş. İş Geliştirme Müdürü Zafer Babür’ün IT Ekonomisi Farklı Yaklaşımları ve Uygulamaları eğitimi için yarın sabah yine Anadolu Üniversitesi Kırmızı Salondayım. İnşallah, bu sefer umduğumuzu buluruz, laf salatası yerine işe yarar bir şeyler öğreniriz. Ümitliyim.

Edit: 2. Gün İzlenimlerim (Zafer Babür - IT Ekonomisi Farklı Yaklaşımları ve Uygulamaları eğitimi)

Bir çeşit lifestream

Yan tarafta blogkürede bugün diye bir bölüm var, google reader üzerinden ilginç bulduğum blog yazılarını filan paylaşıyorum. Şimdi bunu biraz daha genişleterek müstakil bir sayfaya taşıdım: Paylaşılan Öğeler.

Google Reader paylaşımlarının yanısıra, Del.icio.us, Stumble Upon gibi birkaç siteden de beğendiklerimi eklediğim bir liste olacak orada. Facebook, Twitter gibi kişisel zımbırtılarımı koymadım. Çünkü daha ziyade canı sıkılanların takılabileceği bir alan olarak düşündüm. Tam manası ile olmasada bir çeşit lifestream yani.

profilactic

Bu arada, bu RSS akışlarını birleştirmek için profilactic adlı servisi kullandım.

Sigaraya başlamak nasıl arkadaşlardan görerek oluyorsa bırakmak da arkadaşlardan görerek olabiliyormuş. Diğer bir değişle sigarayı bırakmak bulaşıcıymış (Butting out together).

19 Mayıs’tan itibaren genişletilen sigara yasağından sonra bir çok arkadaşımın sigarayı bıraktığını gördüm, sevindim onlar adına.

Türlü sebeplerden açılan bloglar, aynı şekilde, türlü sebeplerden kapanabilir. Sahibinin/ sahibesinin keyfine bağlı olarak yaşanabilecek bir gelişme. Ekseriyetle üzülmüyorum kapanan bloglara. Ancak, İzlenimler ve Düşünceler veda yazılarını yayınlayınca değişik bir burukluk yaşadım. Sanki devam etse daha iyi olacakmış diye düşündüğüm için olabilir.

Derin Sular’dan Serdar Kaya da bir şeyler yazmış bu “nerde trak orda bırak“larla alakalı olarak: Yorum Blogları Birer Birer Kapanıyor. Özellikle son paragrafı çok beğendim, güzel bir tespit var:

Bence her blogu müstakil bir proje olarak ele almak gerekli. Tabii bu kısa ya da uzun vadeli, yani sonlu bir proje de olabilir. Bu durumda, sona eren projenin arşivi de zaten baştan hedeflenilen eserin kendisi anlamına geleceğinden, elektronik ortamda hizmet sunmaya devam eder. (Bir heykeltraşın eseri gibi.) Konuya bu şekilde bakıldığında, bir blog projesinin sonunda değil başlangıcında alınan kararlar önemli hale geliyor.

  • eskişehire döneli iki gün, kendime geleli üç saat oldu. #

Konya Mutfağı ve Kukla Kebap

Haftasonu hem Konya esnafının yüzünü güldürmek, hem de onları hayattan tiksindirmek için Konya’daydım. Mobilya, perde ve halı bahsini kapatmak için, şehir merkezindeki hemen hemen bütün sektör mensupları ile bire bir görüşmelerde bulundum. En nihayetinde bütçemiz çerçevesinde, metresi 35 ytl’ye akrilik yün Dinarsu halılar ve yolluklar, Brilliant’ın VIP serisinden metresi ortalama 17 ytl’ye şirin ve sevimli tüller aldık. Peşin paranın gözünü seveyim; açmadığı kapı, sebep olmadığı iskonto yok.

etli ekmek @ hacı bey

Alış verişimiz sırasında habire yedik içtik ayıptır söylemesi. Bu arada iki yer keşfettik. Birincisi, şehir merkezindeki Kule Site AVM’nin içinde bir yer açılmış, Konya Mutfağı adında. Gayet nezih, temiz ve sakin. Etli ekmek ve karışık kebap için ödeyeceğiniz komik ücret de cabası. Servis de muazzam. Diğer mekan ise Kukla Kebap. Ankara merkezli bir zincir restoran’ın Konya şubesine gittik. Burayı ilginç kılansa lezzetli yemekleri değil, siz yemekteyken yapılan kukla gösterileri. Mehterandan, İbrahim Tatlıses’e, Şakira’ya kadar bir çok komik kukla gösteri yapıyor. Çocuklar için ve hatta çocuklu anneler için ne muhteşem bir şey olduğunu bizzat gördük.

Bu sefer süre kısıtlıydı, darısı diğerlerinin başına :)

Peşinizden söylenmiş olma ihtimalinin sizi yıktığı cümleler serisinden:

Çok terakki edeceği ümidini besleyip hayal kırıklığı yaşadığım öyle kimseler var ki, zannediyorum, bazı günahları küçük gördüklerinden kurbet yolunda mesafe katedemiyor ve oldukları yerde sayıyorlar; oysa, mü’min bir harama nazar, bir hilaf-ı vaki beyan ya da bir gıybetten dolayı ömür boyu ızdırap duymalı…

  • şehire sirk gelmiş, hiç işim olmaz! #
  • @YuSuPh teşekkür ederim, dünyanın en güzel mihmandarı beni bekiyor olacak ;) #
  • yamangezginkayboldu.com’dan kutu geldi, içinden çıkan cocostarları annem yedi! 41-29, hakikaten muhteşem bir iş olmuş, tebrikler teşekkürler #
  • konya yolcusuyum akşama, etli ekmek isteyen? #
  • dün okula gittim, bahar şenlikleri dolayısı ile dersler iptalmiş. lanet olsun içimdeki okul sevgisine. #
QE2 no passport (c) royal.gov.uk

QE2 kodlu Kraliçenin pasaportu yokmuş. Türkiye’ye eniştenin yani Edinburgh Dük’ü Prens Philip’in pasaportuyla gelmiş.

Meğer, Birleşik Krallığın Kraliçelerine ait pasaport olmazmış, neden çünkü bütün İngiliz pasaportları zaten onların adına verilirmiş.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye’yi ziyaret eden Papa 16. Benedikt de pasaportsuz gelmiş.

Game Neverending?

Tek bildiğim 2002′de rafa kaldırılan bir MMOG olduğu ve gne.flickr.com üzerinden 1 Nisan’da görünüp ertesi gün kaybolduğu.

gne flickr (c) waxy.org

Nasıl bir şeymiş diye merak edenler için 2 tane de video var: GNE 1, GNE 2.

1960′tan günümüze ABD seçimlerinde kullanılan kampanya logolarını derlemişler [via]. 1996′da seçimde birisi el işaretlerini kullanmış. Bu haraketler bizdeki herhangi bir seçimde kullanılsaydı, tam manası ile çorba olurdu memleket siyaseti.

Anlık iletileri RSS’den çıkardım

Gün içerisindeki anlık iletilerimitwitter” kategorisi altında yayınlıyorum, derli toplu halde bir kopyasını almış oluyorum. Ama adı üzerine “anlık ileti” olduğundan, bir gün sonra yayınlanan anlık iletiler RSS okurları için sadece rahatsızlık veriyor.

http://nahnu.org/feed?cat=-560 gibi şık bir hareket yaparak FeedBurner üzerinden yaydığım RSS beslemesinden düşürdüm bu kategoriyi. Hemen anlayacağınız üzere “560“, “twitter” kategorisinin ID numarası.

Bu işlemi, Feedburner’a bulaşmadan, direkt blog dizininizdeki wp-includes klasörü içindeki functions.php adlı dosya içinden de yapabiliyorsunuz, ama o iş biraz alengirli. Beni aşar.

Başbakanın dediği gibi 3-5 değil, tam 18 çocuk varmış Duggar ailesininde (fotoğraflar). Biri de yoldaymış.

Radikal Gazetesi’nin internet baskısı tasarımını yenilemiş. Gayet okunaklı ve sade olmuş. Eski tasarımı da kendine özgüydü, bu da öyle olmuş. Darısı, Doğan Medya’nın diğer gazetelerinin başına.

Dünün bomba haberiydi bu sanırım: KanalTürk’ün, Bugün Gazetesi’nin de sahibi olan KOZA grubuna satılması. Bu satış sonrası Biz Kaç Kişiyiz Platformundan Tuncay Özkan’a sitem yağıyor.

Etrafta, “Bir Kaç Kişiyiz” ve “Biz Kaç Lirayız” gibi espiriler dolaşıyor.

Blog Konferansı’nın ardından

Organizasyonda görevli arkadaşların veya sponsor firmaların baktıkları yerden bir çok eksik görünebilir. Programın gidişatı, ödüller, kokteyl veya başka şeyler. Ancak dışarıdan katılan ve gözlemleyen birisi olarak bence 4×4lük, muhteşem bir organizasyon oldu Blog Konferansı ve devamındaki ödül töreni. İsterseniz konferans sırasında aldığım ufak notlarımdan derlediklerimi paylaşayım.

En başta G.S. Üni. program dışı bir konuşma yaptı Vedat Çakmak Hoca. Beğendim. Umarım paylaşıma açar da tekrar göz atarız. Özellikle “ben” ve “biz” kavramları ile ilgili verdiği sayılar, “blogcular ve egoizm” başlığı hakkında neler yazılabileceğine ön ayak olacak niteliktedir. Bloglar üzerine yazıp, çizen, düşünen akademisyenler, böyle kısa ve öz sunumlarını sürekli paylaşsalar ne güzel olur.

Mehmet Doğan‘ı zaten gıyaben seviyordum ve ilgi/alaka/dikkat ile takip ediyordum. Blog yazmayı neden bıraktığını anlattı enfes bir sunum ile. Çalışırken ve okulda bir çok sunum aldım, dinledim. Sunum yapmak bambaşka bir şey, ve Mehmet Doğan bunu çok iyi yapıyor gördüm. Multilingual olmasının farkını da hissettik. Verilen aralarda gördüğüm kadarı ile salondakiler, uzun yıllar blog yazmanın sırrının aile planlamasından geçtiğine karar vermişler.

İlk panelde konuşanlar arasında Türkiye FeedBurner şampiyonu Burak, Vblogger Gökçen Karan, Vodaco’dan Mehmet Subaşı ve kişisel menkıbelerine bizi kısmen ortak eden Kudra vardı. Ne yalan söyleyeyim. Dikkatimi en çok çeken, Kudra‘nın konuşması oldu. Bir ara “Endüstriyel Bloglamaya Hayır“diye pankart açacak zannettim :)

Aynı üniversitede olmamız dolayısı ile adeta bir hemşeri sempatisi ile dinlediğim Zeynep Hoca da fırtına gibiydi. Sunumunda Blog Kazanı‘na atıfta bulunduğu için çok sevindim. Blogunda sunumunu biraz düzenleyerek yayınlamış, mutlaka bir bakın.

Bigumigu ailesi de oradaydı. Komunite blogları hakkında şöyledir/böyledir gibi kullanma klavuzu tadında bilgi bombardımanı yapmadıkları için müteşekkirim kendilerine. Pembecioğlu çifti, Bigumigu’nun hikayesini paylaştılar tatlı tatlı. Ben onları da beğendim.

Sonra sıra bizim panele geldi. Winmaker, Selçuk Hoca, Kümesteki Kartal ve bendeniz Tunç‘un moderatörlüğünde konuştuk. Tunç’un neşesi bizi de aşarak salona dolu. Sanırım orada olmalıydınız. Ben de sahnede olduğum için pek not alamadım, artık dinleyenler akıllarında kalanları yorum olarak eklerler belki. Ben eğlendim umarım dinleyenler de aynı fikirdedir.

Blog Ödülleri dağıtılmadan önceki sohbetlerde, iletişim halide olduğumuz ismen tanıştığımız ama cismen daha evvel bir araya gelmediğimiz eşi, dostu, tanıdıkları görmek çok güzeldi. Daha önce başka etkinliklerden fotoğraflarını gördüklerimizi şıp diye tanımak gibi bir süper gücümüz varmış onu da keşfettik.

Kolay değil onlarca internet ünlüsünü bir arada görüp heyecanlanmamak. Ödüllerin dağıtımı sırasında bir sohbetten diğerine daldığım için ödül alanların konuşmalarının bazılarını kaçırdım. Özellikle Çağatayca ile de laflamak istiyordum, kaçırdım.

Teşekkürler

Blog Konferansı ve Blog Ödülleri için emeği geçen herkese teşekkür etmek boynumuzun borcu artık. İsmen de zikredelim hemen: başta Eray ve Bloglama ekibindeki arkadaşlar, ana sponsor Microsoft ve temsilcisi Nuri Çankaya, ve diğer sponsorlar: MediaCat, Vodaco, Kurumsal Haberler, Vestel, Haber 262, OfisNet, Blograzzi, Fikri Mühim, MDM Bilişim, Coca Cola ve tabi ki enfes manzaralı mekanı tahsis eden Galatasaray Üniversitesi Bilişim Kulübü. Teşekkürler.

Blog Konferansı ve Blog Ödülleri ile ilgili yazı, fotoğraf ve videoları blogsearch.google.com adresinden “blog konferansı” veya “blog ödülleri” diyerek tarihe bağlı olarak bulabilirsiniz.

İstedim ama vermedi

Blog Ödülleri dağıtıldıktan sonra aynı kulvarda birincilik ödülünü alan Beyn‘den Barış ile konuştuk. “Ya ben çok şaşırdım, bence senin hakkındı birincilik” mealinde bir şeyler söylerken ödülleri değiştirmeyi teklif ettim, hemen ödülü arkasına sakladı “Ama abi üzerinde isim filan yazıyor nasıl olcak ki” dedi. Esasında farkı neyse verecektim valla.

Şaka bir yana, “kişisel” kategorisindeki birincilik ödülünün her anlamıyla gerçekten “kişisel” bir bloga, Beyn.org‘a gitmesine çok sevindim. Seneye spor blogları kategorisinde girerek işi biraz daha kolaylamayı düşünüyorum.