Mayıs, 2008 yazıları

QE2 no passport (c) royal.gov.uk

QE2 kodlu Kraliçenin pasaportu yokmuş. Türkiye’ye eniştenin yani Edinburgh Dük’ü Prens Philip’in pasaportuyla gelmiş.

Meğer, Birleşik Krallığın Kraliçelerine ait pasaport olmazmış, neden çünkü bütün İngiliz pasaportları zaten onların adına verilirmiş.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye’yi ziyaret eden Papa 16. Benedikt de pasaportsuz gelmiş.

Game Neverending?

Tek bildiğim 2002′de rafa kaldırılan bir MMOG olduğu ve gne.flickr.com üzerinden 1 Nisan’da görünüp ertesi gün kaybolduğu.

gne flickr (c) waxy.org

Nasıl bir şeymiş diye merak edenler için 2 tane de video var: GNE 1, GNE 2.

1960′tan günümüze ABD seçimlerinde kullanılan kampanya logolarını derlemişler [via]. 1996′da seçimde birisi el işaretlerini kullanmış. Bu haraketler bizdeki herhangi bir seçimde kullanılsaydı, tam manası ile çorba olurdu memleket siyaseti.

Anlık iletileri RSS’den çıkardım

Gün içerisindeki anlık iletilerimitwitter” kategorisi altında yayınlıyorum, derli toplu halde bir kopyasını almış oluyorum. Ama adı üzerine “anlık ileti” olduğundan, bir gün sonra yayınlanan anlık iletiler RSS okurları için sadece rahatsızlık veriyor.

http://nahnu.org/feed?cat=-560 gibi şık bir hareket yaparak FeedBurner üzerinden yaydığım RSS beslemesinden düşürdüm bu kategoriyi. Hemen anlayacağınız üzere “560“, “twitter” kategorisinin ID numarası.

Bu işlemi, Feedburner’a bulaşmadan, direkt blog dizininizdeki wp-includes klasörü içindeki functions.php adlı dosya içinden de yapabiliyorsunuz, ama o iş biraz alengirli. Beni aşar.

Başbakanın dediği gibi 3-5 değil, tam 18 çocuk varmış Duggar ailesininde (fotoğraflar). Biri de yoldaymış.

Radikal Gazetesi’nin internet baskısı tasarımını yenilemiş. Gayet okunaklı ve sade olmuş. Eski tasarımı da kendine özgüydü, bu da öyle olmuş. Darısı, Doğan Medya’nın diğer gazetelerinin başına.

Dünün bomba haberiydi bu sanırım: KanalTürk’ün, Bugün Gazetesi’nin de sahibi olan KOZA grubuna satılması. Bu satış sonrası Biz Kaç Kişiyiz Platformundan Tuncay Özkan’a sitem yağıyor.

Etrafta, “Bir Kaç Kişiyiz” ve “Biz Kaç Lirayız” gibi espiriler dolaşıyor.

Blog Konferansı’nın ardından

Organizasyonda görevli arkadaşların veya sponsor firmaların baktıkları yerden bir çok eksik görünebilir. Programın gidişatı, ödüller, kokteyl veya başka şeyler. Ancak dışarıdan katılan ve gözlemleyen birisi olarak bence 4×4lük, muhteşem bir organizasyon oldu Blog Konferansı ve devamındaki ödül töreni. İsterseniz konferans sırasında aldığım ufak notlarımdan derlediklerimi paylaşayım.

En başta G.S. Üni. program dışı bir konuşma yaptı Vedat Çakmak Hoca. Beğendim. Umarım paylaşıma açar da tekrar göz atarız. Özellikle “ben” ve “biz” kavramları ile ilgili verdiği sayılar, “blogcular ve egoizm” başlığı hakkında neler yazılabileceğine ön ayak olacak niteliktedir. Bloglar üzerine yazıp, çizen, düşünen akademisyenler, böyle kısa ve öz sunumlarını sürekli paylaşsalar ne güzel olur.

Mehmet Doğan‘ı zaten gıyaben seviyordum ve ilgi/alaka/dikkat ile takip ediyordum. Blog yazmayı neden bıraktığını anlattı enfes bir sunum ile. Çalışırken ve okulda bir çok sunum aldım, dinledim. Sunum yapmak bambaşka bir şey, ve Mehmet Doğan bunu çok iyi yapıyor gördüm. Multilingual olmasının farkını da hissettik. Verilen aralarda gördüğüm kadarı ile salondakiler, uzun yıllar blog yazmanın sırrının aile planlamasından geçtiğine karar vermişler.

İlk panelde konuşanlar arasında Türkiye FeedBurner şampiyonu Burak, Vblogger Gökçen Karan, Vodaco’dan Mehmet Subaşı ve kişisel menkıbelerine bizi kısmen ortak eden Kudra vardı. Ne yalan söyleyeyim. Dikkatimi en çok çeken, Kudra‘nın konuşması oldu. Bir ara “Endüstriyel Bloglamaya Hayır“diye pankart açacak zannettim :)

Aynı üniversitede olmamız dolayısı ile adeta bir hemşeri sempatisi ile dinlediğim Zeynep Hoca da fırtına gibiydi. Sunumunda Blog Kazanı‘na atıfta bulunduğu için çok sevindim. Blogunda sunumunu biraz düzenleyerek yayınlamış, mutlaka bir bakın.

Bigumigu ailesi de oradaydı. Komunite blogları hakkında şöyledir/böyledir gibi kullanma klavuzu tadında bilgi bombardımanı yapmadıkları için müteşekkirim kendilerine. Pembecioğlu çifti, Bigumigu’nun hikayesini paylaştılar tatlı tatlı. Ben onları da beğendim.

Sonra sıra bizim panele geldi. Winmaker, Selçuk Hoca, Kümesteki Kartal ve bendeniz Tunç‘un moderatörlüğünde konuştuk. Tunç’un neşesi bizi de aşarak salona dolu. Sanırım orada olmalıydınız. Ben de sahnede olduğum için pek not alamadım, artık dinleyenler akıllarında kalanları yorum olarak eklerler belki. Ben eğlendim umarım dinleyenler de aynı fikirdedir.

Blog Ödülleri dağıtılmadan önceki sohbetlerde, iletişim halide olduğumuz ismen tanıştığımız ama cismen daha evvel bir araya gelmediğimiz eşi, dostu, tanıdıkları görmek çok güzeldi. Daha önce başka etkinliklerden fotoğraflarını gördüklerimizi şıp diye tanımak gibi bir süper gücümüz varmış onu da keşfettik.

Kolay değil onlarca internet ünlüsünü bir arada görüp heyecanlanmamak. Ödüllerin dağıtımı sırasında bir sohbetten diğerine daldığım için ödül alanların konuşmalarının bazılarını kaçırdım. Özellikle Çağatayca ile de laflamak istiyordum, kaçırdım.

Teşekkürler

Blog Konferansı ve Blog Ödülleri için emeği geçen herkese teşekkür etmek boynumuzun borcu artık. İsmen de zikredelim hemen: başta Eray ve Bloglama ekibindeki arkadaşlar, ana sponsor Microsoft ve temsilcisi Nuri Çankaya, ve diğer sponsorlar: MediaCat, Vodaco, Kurumsal Haberler, Vestel, Haber 262, OfisNet, Blograzzi, Fikri Mühim, MDM Bilişim, Coca Cola ve tabi ki enfes manzaralı mekanı tahsis eden Galatasaray Üniversitesi Bilişim Kulübü. Teşekkürler.

Blog Konferansı ve Blog Ödülleri ile ilgili yazı, fotoğraf ve videoları blogsearch.google.com adresinden “blog konferansı” veya “blog ödülleri” diyerek tarihe bağlı olarak bulabilirsiniz.

İstedim ama vermedi

Blog Ödülleri dağıtıldıktan sonra aynı kulvarda birincilik ödülünü alan Beyn‘den Barış ile konuştuk. “Ya ben çok şaşırdım, bence senin hakkındı birincilik” mealinde bir şeyler söylerken ödülleri değiştirmeyi teklif ettim, hemen ödülü arkasına sakladı “Ama abi üzerinde isim filan yazıyor nasıl olcak ki” dedi. Esasında farkı neyse verecektim valla.

Şaka bir yana, “kişisel” kategorisindeki birincilik ödülünün her anlamıyla gerçekten “kişisel” bir bloga, Beyn.org‘a gitmesine çok sevindim. Seneye spor blogları kategorisinde girerek işi biraz daha kolaylamayı düşünüyorum.

Blog Konferansı ve Blog Ödülleri için evden çıkmadan cebime bir tablet GingeroNatur, bir tablet de Vermidon attım. Gece trende ve sabah Haydarpaşa Garı’na vardığımda ikisinden de birer tane aldım. Belki arada da birer tane almış olabilirim. Konferans hazırlıkları yaparken Eray, Majezik ısmarladı. Ben de yanımda Vermidon var olur mu dedim, olur tabi dedi. Eray’a vermek üzere elimi cebime attığımda ilacın Vermidon değil, Oledro adlı başka bir ilaç olduğunu gördüm. Hemen ailemizin sağlık uzmanı N. Hanımı aradım, ben göndermedim dedi. Annemi aradım, benim öyle bir ilacım yok dedi.

Ne işe yaradığını bu gece öğrendiğim Oledro’dan 3 tane yuttum bir günde. Çok şükür grip-mrip ilacı çıktı. Böyle mallık insanlık tarihinde yok sayın seyirciler.

  • kendime yeni geldim, bişeyler yazmak istiyorum ama hala çok yorgunum beaaauuah.. esneme payı. #
  • @mucit bu ales filan hep nasip gısmet :) #
  • @anafikir o senin güzelliği abicim, sen iki tane tymphony dvdsi gönder yeter :) #
  • istanbuldan sabah döndüm, ALES’ten çıktım. yılın en güzel haftasonlarından birisiydi. şimdi bunu uyku ile taçlandırayım :) #

Bir çok kişi farkında da, eylemin adını koyamıyor. Durun yardım edeyim: rol çalmak.

Yaman Gezgin Kaybolmuş

Coco Star’ın yeni advergame‘i: Yaman Gezgin Kayboldu. Coco Star reklamlarındaki o şaşkın ve meraklı gezgini bulmaya çalışıyoruz özetle.

yaman gezgin @ imaj: antifit.com

Oyunda ilerlemenizi sağlayacak bilgi kırıntıları bloglardaki yorumlara ve sitelerdeki alt sayfalara serpiştirilmiş.

Yaman gezginin profosör dostları Prof. Dr. Bilgiç Hakyemez’nun (yuruyentarih.com) ve Prof. Dr. Kamil Ademoğlu’nun (ayaklikitaplik.com) bloglarının yanı sıra Yaman Gezgin’in kendi blogu, Flickr’daki fotoğrafları ve Alagon Yatçılık’ın sitesi de uğramanız gereken yerler arasında.

pusulaya dikkat @ imaj: antifit.com

Ben 10-15 dk içerisinde Zelita Kaplanlarına kadar geldim, daha öteye gidemedim. Daha ötesine geçen olursa lütfen bana da söylesin :D

Bir iki de ipucu vereyim son olarak: Kaptanın seyir defteri için şifre 41-29, malta kuşlarına verilecek yem sırası şöyle: Süt, şeker, kakao ve hindistan cevizi, yani Coco Star’ın muhtesı.

  • kimseler bilmesin ama herkes anlasın: http://twitter.com/nnahnu #
  • @fmavituna benim sınav haftam bi de düşün. düşman ülkelerin devlet dairelerinde açılış sayfası olsun bu site, işgücü muazzam düşer :)) #

Bir büyüğümüz, “Araba mezarlığı bir memleketin gelişmişlik simgesidir” demişti bir vakitler, uzaktan işaret ettiği yer otomobil pazarıydı gerçi ama herneyse.

Şimdi, araba mezarlığı gelişmişlik simgesi ise, bu uçak mezarlığı ne simgesi oluyor çok merak ediyorum.

Sevdiğiniz müzisyenlerin benzerlerini kolayca bulmanızı yarayan basit bir site. Muzik Map. Misal Sezen Aksu, misal Barış Manço ve misal Gogol Bordello.

Ehl-i tarikin eli ağırmış

Mahmut Ustaosmanoğlu’nun evinin önünde Vatan Gazetesi muhabirleri temiz bir sopa yemişler. Yeni Şafak bu dayak olayını, muhabirlerin çevre duvarların üzerine çıkıp, ısrarla görüntü almaya çalışmasının sonucu olarak vermiş. Vatan ise muhabirlerini savunarak görevlerini yapıyorlardı, sadece soru sormak istediler, az kalsın linç edileceklerdi diye vermiş.

Bana sorsalar resmen paparazzilik derdim, tarikat paparazzisi muhabirler.

Bir süre önce de Hürriyet’te 1.7 milyonluk villa haberi vardı. Sonradan evin 250 bin ytl olduğu ortaya çıktı. Doğan Medya’daki bu Mahmut Hocaefendi sevdası nerden ileri geliyor bilmiyorum, ama fotoğraflardan gördüğüm kadarı ile tarikat ehlinin eli epey ağırmış.

Okuma Parçası

Turkcell Süperlig’den düşen Çaykur Rizespor, Gençlerbirliği OFTAŞ ile Gençlerbirliği’nin aynı olduğunu iddia ederek OFTAŞ’ın ligden düşürülmesi için FIFA nezdinde girişimlere başlayacakmış. Düşmeden önce neredeydiniz diye sormazlar mı adama?

Amerikan ordusu, işgalci askerlerin çocuklarını ırak savaşının psikolojik etkilerinden korumak için Susam Sokağı ile işbirliğine gitmiş. İspanyolca ve İngilizce dillerinde “Talk, Listen, Connect” ismiyle dağıtılacak olan DVDlerde, Elmo ve kukla arakadaşları olacakmış.

İşgal askerleri tarafından anasız, babasız ve arkadaşsız bırakılan Iraklı çocukların rehabilitasyonu konusunda ise bir açıklama yok henüz.