Eski ve güzel kitapların kesilmesine/ oyulmasına elbette karşıyım, ancak böyle güzel şeyler becerebiliyorsanız, durduğunuz kabahat.
Mart, 2008 yazıları
Yaz saati uygulaması kapsamında saatler, hafta sonu son kez ileri alınacak. Eğer saatinizi yanlışlıkla bir saat geri almışsanız hemen iki saat ileri alın.
Böyle yapanlar var ordan biliyorum.
Kod adını Amerikalı Saksafoncu Michael Brecker‘dan alan WordPress 2.5 Brecker’in stabil sürümü duyuruldu.
1.3 Mblık bu pakette, WordPress’in yönetici paneli görüntü ve yapı olarak baştan aşağı değiştirilmiş.
Kurtlar Vadisi’nin en beğenilen elemanlarından birisi Memati, geçen bölümde çok zor bir durumda kalmıştı. Araya giren bir haftalık yasak/revizyon dolayısı ile dizinin fanatiklerini müthiş bir heyecan sarmış. Kurtlar vadisi arkadaşlarımdan birisi bahsetti bütün forumları didik didik etmiş, büyük ihtimalle yaşayacağına kanaat getirmiş. Daha önce Çakır, Baron gibi esas karakterleri tek hamlede harcayabilen böylesi bir prodüksiyonun, Memati’yi de harcayabileceği ihtimalinden de korkuyor tabi. Fanatiklik böyle bir şey işte.
Medya Tava’nın duyurduğuna göre 360bin oy kullanılan ankette, katılımcıların %80′i “Memati ölmesin n’olur demiş. Dizinin resmi sitesindeki açıklama da şöyle:
13 Mart’tan itibaren, başta Pana Film Forum’da olmak üzere internette tüm forumlarda aynı konu tartışılıyor: Memati’ye ne olacak? Kurtlar Vadisi resmi internet sitesinde yapılan “Memati yaşayacak mı?” anketinde yaklaşık 360 bin kişi oy kullandı. Oy verenlerin %78’i Memati’nin yaşaması yönünde tercih belirtti. Forumdaki “Memati ölecek mi” başlıklı konuya 13 Mart’tan bu yana yaklaşık 2500 mesaj geldi.
İyi Bilgi sitesindeki bir yorumu farkettim ben de şöyle demiş birisi:
ben film cekiliken setteydım.asagıdaki olaylar olacak
İskender: Gördün mü Mematiii,ne cabuk feda etti seni Polat Alemdar.
Memati: Ustanın Canı sağolsun.
İskender: Ya benim yanımda yer alırsın… yada ölürsün… ben herşeye saygılıyımdır.
Memati: Ne oo koskoca iskender Büyük’e adam mı lazım, beni öldüreceksen öldür ama öldürmeden önce, merak ettim. Kos koca iskender büyük ötenleri nasıl yanına alıyor…
Hakan: Efendim… bırakın öldüreyim şu IT’I…
iskender: Dur Hakanım dur… kimmiş… öten… mematiii?
Memati: (Hakan bakiyor !!!)
Hakan: Efendim inanmayın su şerefsize.
Memati: Yanımda triviri yapma, dansöz gibide kıvırma… sen bize ötmedinse, biz bukadar şeyi nerden ögrendik? He hakan?
iskender Büyük: Dogru mu söylüyor Memati.. Nazımım..?-herkes de suskunluk…
-Memati arka kemerinden bıçağını alıp konusma anlarında elini çözmeyi basardı… Hakan tam yine konuşmaya başlarken efendim yalan söylüyor… memati kalkıp bıçağı hakanın boğazına dayayıp silahını alıp.. nazıma ateş eder… Hakanın boğazını keser…
iskender Büyük şokta…
Memati Hakan’a bakar ve der: ‘Ne oldum’ değil; ‘Ne olacağım! diyeceksin gülüm
İRFAN AYDIN / 20 Mart 2008 16:55 İyibilgi
Şahsen, Gürkan Uygun‘un canlandırdığı Memati benim de dizideki favori karakterlerimden birisi (diğeri de Halo Dayı) ölmesin isterim. Denk geldiğimde “Gene nasıl bir antin kuntin laf edecek bu dingil” diye bekliyorum.
Torrent alemlerinin kralı aXXo bir süre önce geri döndü malumunuz.
Eğer bir film aXXo tarafından upload edilmişse ses ve görüntü kalitesi için hiç bir endişeniz olmasın. Bir arkadaşım aXXo’nun 448 filmlik arşivinin adreslerini barındıran bir torrent dosyasından bahsetti, ilgilenenler deneyebilir: “aXXo movie torrents DVDR, Collection of [448] movie torrents (tıkla-indir, torrent dosyası) “.
Bu listedeki filmler şöyle: devamını okuyun …
“Kimlik numaranız çift numara ile mi bitiyor? Öyleyse ikinci sınıf vatandaşsınız” muhabbeti yalanmış, T.C. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü açıklama yapmış: Kimlik Numarası ile ilgili Basın Açıklaması.
Dün Tataroğullarından kardeşim Erhan’ın nişan davetine icabet etmeden evvel son dakika kararı ile Berber Adem’e bir uğrayayım dedim. Muhabbetini sevmediğim bu mıymıntı herifin dükkanı bizim eve iki sokak ötede. Çıktım gittim. Gittim ama, ne göreyim dükkanı devretmiş yerinde bakkal var. Saya söve, cadde üzerinde yürüyerek devam edeyim, gördüğüm ilk berbere dalayım dedim.

Bir tane berber buldum, girdim içeriye. Adem’in yirmi yıl yaşlanmışı sanki, aynı mıymıylık, aynı hımbıllık.
Muhabbet açmak için “Üniversite de mi okuyosun“dan sonra kurduğu ilk cümle “Yaa yanlış anlama da, sizin üniversitede de çok fuhuş, çok sigiş-soguş oluyo yaaa” diyen bi adam. “Nerden biliyosun gördün mü gözünle” dedim, güvenlikçi arkadaşı anlatmış. Neyse artık başa gelen çekilir dedim, kendimi teslim ettim “Her yerden 2-3 santim kısalt” diyerek.
Felaketin başlangıcı, makasın sağ kulağın üzerinde kayıp 5 santimlik bir saç kütlesini götürmesi oldu. Sonra orayı eşitlemek için öbür tarafa geri döndü. Orayı da kuş etti. Merak ve ızdırap karışımı bir his ile seyrettim biraz. Sonra dayanamadım sordum “Napıyosun, hayırdır” dedim, “Sen böye demedin mi?” dedi bişkin bişkin. Yapılacak bir şey olmadığını anladım, saniyeler içinde güzelim saçlar gitmiş yerine Yılmaz Morgül ve Elvis ortası bir peruk modeli iliştirilmiş kafa sahibi olmuştum. Bari nişan yanmasın diyerek alelacele yarı para vererek çıktım.
Nişana geçikmeli olarak vardım kardeşimle. 10-15 dakika durduk, tebrik ettik çıktık. Esasında Muzo namındaki bir arkadaşla gidecektik, beklendiği üzere satışa getirdi bizi. Nişan yerine gittiği diğer organizasyon için davet etmemesini ise zaten pas geçiyorum. Öyle anlarda insan kardeşinin değerini anlıyor işte.
Şehrin bilimum kalabalıklarında o antika şekil ile gezdikten sonra Üniversite Cd. üzerinde klas bir berber keşfettim akşam üzeri, Berber Erdal. Anlattım başımdan geçenleri, “Abi büyük geçmiş olsun” filan dediler, öbür berbere de iyice sövdüler. Ben de gaza geldim heralde, ben de sövdüm biraz. Onlar söverken model küfürler duydum, ben de hızlıca tekrar etmeye çalıştım hepsini, çok yerde yetişemedim ama. Sonra Erdal abi hızını alamadı Necati’ye İbrahim Akın’a filan da küfür etti. Ertuğrul’a küfür ederlerken ben, “Efendi adam o yaa” diye araya girdim. Sonra biraz da birbirlerine küfür ettiler. Arada bana da geldi mi bilmiyorum.
Eve vardığımda geriye doğru fönlenmiş kısa saçlarımla tıpkı bir armut gibiydim. İyisinden ama.
Taraf Gazetesinin web sitesi, TARAF- “Düşünmek Taraf Olmaktır” sloganı ile yayına girdi.
Bu kadar beklendiğine değmiş mi? Bence değmiş, çünkü ancak bu kadar berbat olabilirdi! Bir Guardian, bir Telegraph beklemiyorduk gerçi; ama bu hakikaten kötü olmuş.
görsel’in aslı: mevlana idris
En ihtiyaç duyduğumuz anlardan birinde yetişti geldi yine, Mevlid Kandili. Çok şükür, inşallah boş geçmez de dolu dolu, dua dolu geçiririz. Bugün bir arkadaşımla da konuştuğumuz gibi, ne kadar günahkar olursak olalım, istersek günahlar içinde yüzersek yüzelim, döneceğimiz varacağımız kapı “O”. Öyleyse böyle geceleri nimet bilip, değerinin farkına varmalıyız. Nebiler Sultanı (sallallahu aleyhi ve sellem) bu gece dünyaya gelmiş, o zaman bu gece değerlidir. Allah istifade edenlerden eylesin bizi. Amin.
“Ben bu kadar günah işledim, tek gece ile olmaz bu işler” diye bir şey yok. Böyle bir şey demeye hakkımız yok. Yapılacak şey bu geceden istifade etmek, dua ile, tevbe ile, ibadet ile geçirmek gelecek diğer gecelerimizi de böyle yaşamak için gayret ve irade istemek.
Bir dua buldum, biraz uzun ama inşallah okur istifade ederiz. Bana da dua ederseniz sevinirim. Cümleten kandiliniz kutlu ve mubarek olsun: devamını okuyun …
Zaman Gazetesi, Ak Parti’nin kapatılma davasındaki iddianamenin içeriğinden yola çıkarak bir kontr-atak yapmış: “Başsavcının ’suç’ tanımına göre CHP de kapatılabilir“.
Geçenlerde de bir başka gazetenin haberinde, Şemdinli Davası’nda iddianameye Genelkurmay Başkanını dahil ettiği gerekçesi ile meslek hayatı bitirilen savcıyı örnek göstererek; bu davaya Cumhurbaşkanı’nı, ki aynı zamanda Başkomutandır, dahil ettiği için Yargıtay Başkanı’nın da aynı şekilde muamele görmesi isteniyordu.
Doğuş Yayın Grubu’nun yeni kanalı “NTV Spor”, güçlü kadrosuyla yarın yayın hayatına başlıyormuş.
Bilgisayara indirme derdi olmadan tamamen Türkçe ve ücretsiz oyunlara evsahipliği yapacak oyun portallı Hengame 18 Mart’ta açılıyormuş.
Hengamedeki muhtemel oyunlar şöyle: Seafight (açık denizlerde geçen bir korsanlık oyunu), Dark Orbit (uzayda geçen bir araştırma ve geliştirme oyunu), Space Invasion (Dark Orbit benzeri), Mafia 1930 (30’ların Amerika’sının kanunsuz ortamında geçen bir mafya oyunu) ve XBlaster (Robotunuzla arenalarda dövüşerek para ve tecrübe kazanıyor, ve gelişiyorsunuz).
Ankara Üniversitesinden Prof. Dr. Betül Ulukol tarafından yönetilen ve bir çok devlet kurumu tarafından desteklenenen bi proje var. Ana konusu çocuk istismarının önlenmesi.
Doctus Bilgi Güvenliği forumları da bu konuya destek veriyor ve duyurulması için bir mim başlattı.
Çoktandır gelen mim paslarını gole cevirmekte acziyet gösteren ben de, bu mimden başlayarak, geriye doğru cevaplamalar yaparak, şu tembelliği üzerimden atayım bari.
İğrençliği üzerine herkesin mutabık olduğu çocuk istismarı, “Çocuk istismarını durdurun” sloganıyla veya bu mim dalgası ile duracak değil. Herkes gibi biz de farkındayız. Ancak bloglarda yayınlanan böylesi duyurular ile, artık çocuk istismarının en işlek alanı olan internet üzerinde bir hassasiyet ve duyarlılık vurgusu yapılması önemli.
Her mim dalgasında olduğu gibi bunda da bir konu var; “Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleri” ki benim yıllardır unutmaya çalıştığım şeylerin başında gelir.

Hatırladığım ve malesef unutamadığım ilk şarkı Ceylan’ın “Beni Bende Bitirdiler” adlı kasetindeki aynı adlı şarkı.
İlkokulda, müzik dersinde şarkı söyleyemeyip ağladığım için rahmetli babacığımla gidip ilçenin pazarından almıştık, el arabasında satılan onca kaset arasından neden seçtiğimizi hatırlayamadığım bir kaset. Bir iki parça öğrenip söyleyeyim diye sınıf öğretmenimiz tavsiye etmişti sanırım, yalan olmasın. Sonraları repertuarıma Kibariye’den “Emmoğlu” ve yöresel türkülerden “Oy Giresun yali yali” gibi parçalar eklendiyse de ilk hatırladığım şarkı Ceylan’ın o parçasıdır.
Ben o parçayı derste söyledim mi, söylemedim mi hatırlamıyorum, sözlerini de hatırlamıyorum. Zaten şarkıyı çok oldu dinlemeyeli. Ama o parçanın ve müzik dersinin yaşattığı duygu ne menem bişeyse işte, unutamıyorum.
Müzik dersi ile ilgili sonraki anılarım “Mandolin korosu seçmeleri ve hocanın sen daha gelme demesi“, “Blok fülüt ve delikleri kapatamayan parmaklar“, “Solfej ve hocanın amortiden son notayı tutturdun demesi“, “Müzik hocasının tayini ve 4 dönem karneye kafadan 5 gelen müzik dersi” gibi başlıklar altında daha sonra -belki- hatırlanır.
Mim’in devam etmesi için Doctus’ta yayınlanan resmin yayınlanması, yazı içerisinde “Çocuk istismarını durdurun” ifadesinin geçmesi ve son olarak çocukken dinlediğiniz veya hatırladığınız ilk şarkıdan biraz bahsetmeniz gerekiyor.
Pas haklarımı Ferruh, Devletşah ve Erman‘dan yana kullanmak istiyorum, inşallah yazarlar.
Star Haber gururla sunmuş, bobiler‘den baal’da gururla yakalamış:
Sağlık Bakanlığı, Tıp bayramı dolayısı ile Recep Akdağ adına SMS yolu ile taciz etti bugün beni:
SEVGILI MESLEKTASLARIM, TIP BAYRAMINIZI TEBRIK EDER, ESENLIK VE MUTLULUKLAR DILERIM. PROF. DR. RECEP AKDAG
Sayın bakan, hani şu kurumunuzun işleyişini zerre etkilemeyecek, aksine çalışanlarınızın moral/motivasyon değerini artıracak olan becayiş hakkını 4b’li sağlık personelinizden esirgemeseydiniz onlarca aile adına bir esenlik ve mutluluktan ancak bahsedebilirdik. Ama inat ettiniz vermediniz bu hakkı. Yeni atananlarla birlikte, önceki atananlara becayiş hakkı tanıma fırsatınız vardı, onu da yapmadınız. Bu sebepten sizi sevmiyoruz.
Bu sebepten an itibari ile, sizden gelecek mutluluk ve esenlik dilekleriniz için düşüncemiz “aman eksik kalsın“dır.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ata Özer’in bir şahane bir fikri varmış, Milliyet’in haberi:
2.5 aydır yaklaşık yüz arıya ecstasy, kokain, eroin gibi uyuşturucu maddeler koklatıyoruz. Çalışmanın bitmesine bir ay kaldı, henüz ölen arı olmadı. Bunları seçmemizin nedeni ise insan vücuduna konmayan tek hayvan olması. Arılar uyuşturucu aldıkça uyuşturucu kullanan insanı bulup bulmayacağını tespit etmeye çalışıyoruz. ~
Gazete, bir de telefon görüşmesi yapmış, kendisi arılara bir şekilde buldukları maddelerden koklattıklarını doğrulamış. Gazeteye binaen, mealen; “Üzerinde çalışıyoruz, arılar üzerinde yaptığımız koklatmalar/ testler filan sonuç verirse, arılar üzerinde test yapmak için gerekli etik kurul izinlerini filan alacağız, ayrıca arılar zaten benim” demiş, benim anladığım.
Şahsen bu fikre bir isim koyulacaksa Narko Vızvız koyulmasını; ismi ben bulduğum için de, tarafıma devlet tarafından bir şeyler, 3-5 kuruş artık neyse, gönderilmesini teklif ediyorum.
Haydi hayırlı cumalar. (Nahnu.Org giderek İslamileşiyor mu? M. Ali Birandın dev yazı dizisi yakında (!))
World Beard Championships adıyla yapılan dünya sakal şampiyonasında dereceye girenler için sakal/bıyık galerisi yapmışlar. Her gördüğünüz sakallıyı dede sananlar, siz iyice bakın.
Bir de kulak kıllarını yaklaşık 15 santim uzatan bir dengesiz var, “Tanrı bana çok cömert davranıyor” diyormuş. Ben sana 50 yaşına gelemezsin demedim, adam olamazsın dedim.
Lostseverler veya Lost- S405′i seyredenler için bir şeyler ifade eden bir başlık, Ekşi Sözlük geçen haftanın en beğenilen entrylerinden geliyor: deniz baykal will be my constant
Flip Flop Flyin‘ deki arkadaş hayatındaki dönüm noktaları üzerinden çeşitli senaryoları yazmış, çizmiş: What if…
Oulu‘dan bir grup genç isyanlarda, dertleri ise sudoku.
Fince bir site hazırlamışlar bunun için: Youth Against Sudoku, manifestolarının ingilizcesi de var: The Anti-Sudoku Manifest.
İnsanların beyin güçlerini ve zamanlarını, 81 numarayı karelerin içine sokmak için harcamalarına izin vermemeliyiz diyorlar.






yorumlaré
RSSAbdulAllah, Gokhan07, mmmm [...]
BigadicMania, fatihturan, Ferruh Mavituna [...]
LeoTheMaster, 525, bardas [...]
TEAkolik, MaTaDoR, Ender [...]
rzrarti
eslem, first-glory, seval [...]