2007 yazıları

Yeni oyun dergisi Oyungezer ilk sayısında 7000 kopya satmış. Sıfır reklam ve sadece kulaktan kulağa yayılan haberler ile bu sayıya ulaşmışlar. Bunun üzerine bir güzellik yapmışlar ve ilk sayının bir kopyasını yayınlamışlar; Oyungezer Dergisi, Sayı 1 (.pdf) .

Yeni YÖK başkanı Prof. Dr.Yusuf Ziya Özcan öğrenci dostu, babacan şen şakrak bi insanmış. Bilimum rivayetler için Ekşi Sözlük (Yusuf Ziya Özcan) ve Orta Kantin (Yusuf Ziya Özcan).

Herkesin aklına gelmiştir “Buradan dibe doğru kazsam kazsam nereye çıkarım” diye. Google Maps ile yapmışlar: Dünyanın öbür tarafında ne var?

Sylar havası

sylar heroes volume 1

Bugün N. hanımla Media Markt‘da fırın filan bakarken bişey keşfettik. Mini ve mikrodalga fırınların timerlarını çalıştırarak ortama Heroes tadı vermek mümkünmüş. Bu timerların çıkçıkçıkları aynen Sylar‘ı hatırlatıyor.

Bunu kim keşfetti, tabiki de ben!

Şimdi ayaklarımı yere sürtüp sürtüp yıldırım atma olayını çalışıyorum, Elle gibi, henüz 3mm’den öte atamıyorum. Ama azim ile şeyapan neler yapmazmış.

Milletvekilleri Elektronik Posta Adresleri

Bir işiniz düşer, bişey sormak istersiniz diye; lazım olur dursun: 22. Dönem Milletvekillerinin e-mail adresleri listesi.

Hürriyet Gazetesi Köpekbalığı mı?

İnternethaber’den Günsel Günhan, Hürriyet Gazetesi’nin son dönemde yaptığı yalan haberler üzerine güzel bir yazı yazmış ve 15 yalan haberi listelemiş.

Fotoşop Kursu

Bobiler‘de beleş photoshop kursu veriliyormuş. Daha güzel montelere uzanmak için. (sanırsam üyelik icap ediyor.)

Kürk mantodan nefret etmeniz için bir sebep daha

İnsanlar bazen baskı altındadır. Bazen canları sıkılır. Bazen kendilerini ifade etmek için yetersiz kalırlar. Bazen de Nahnu.org’un şu iki üç gündür bozuk olan RSS çıktıları gibi, bir şeyler anlattığını zanneder ama bir şey anlatmaz. Gülesim geldi. İnsanın bloguyla aynı şekilde tökezlemesi. Belki bir iki eklentimi kapatırsam düzelirim.

Uykuya dalarken aklımda tek bir şey, hiç kürk mantoyla yatılır mı?

Pazar sporu

Bir illegal iş yapalım, Galatasaray - İstanbul BB maçını internetten seyredelim dedik. Demez olaydık. Evvela DNS ayarlarımı değiştirdim. Rahat rahat Sopcast‘e bağlanayım diye. Sopcast linkleri çalışmadı. TvU Player için bir link buldum. Gayet net ve kesintisiz bir görüntü elde etsem de, görüntüyü paylaşan embesil maçı kendi seslendirmeyi tercih ettiği için sesi kısıp, Ali Ferahbod‘un anlatımı ile bi bütünlük yakalamaya çalıştım. Ama senkronlayamadığım için Ali Ferhadbod 30 sn önden gitti. İkinci golü öğrendiğimde dayanamayıp TvU daki eşeğin yorumunu bekledim. “Ahanda gol olduu taburegoyiiiim, yihihiyihyih…” diye kriz geçirirken, oracıkta yığılıp kalır, beni de bi şekilde tanık filan yazarlar diye kaçtım, hemen kapattım TvU’yu, benim peşimden o da kapatmış zaten. Sizin anlayacağınız beceremedim, maç mundar oldu.

hasan şaş sabah gazetesi Zaten maçı güç bela Ümit Karan’ın son dakikadaki klas golü ile berabere bitirdi Galatasaray. Namağlup olarak İlk yarıyı bitirirse şahane olacak, ama bu ünvanı Fenerbahçe karşısında kaybaderse kötü olacak. Aklıma gelmişken, Ümit’in gol vuruşundan önceki haraketini, topu alıp dönmesini, çok beğendim.

Hasan Şaş’ta hakeme ve bir çok başka olaylara kızmış, “Devre arasında gidicem ben bu diyarlardan” demiş. Hakan Şükür’de bu kararından vazgeçirmek bizim görevimiz demiş. Çok enteransan bir adam bu Hasan Şaş, en az Hakan Şükür kadar, ikisini de severim. Ama bahsettiğim açıklamayı yaparken, mimikleri Fatih Terim’i andırdı bana. O yüzden hafiften tırstım. Sanırım spiker de hafiften tırstı.

Deprem ve düşündürdükleri

Dün deprem oldu dersteyken. Ufak, küçük bir sarsıntı esasında. Ufak da olsa nedenlerini, sebeplerini ders olarak gördüğümüz bir şeyi canlı canlı yaşamak çok acayip duygulara savurdu beni. Duygu dediysem, direkt “tırsmak” yani.

İnşaat ve yapı üzerine okuyorsanız, derslerde verilen örnekler genelde bulunduğunuz derslik üzerinden verilir. “Şurakaki kolon mesela kısa kolondur, deprem yükü gelirse mahfolursunuz”, “Şuradan kiriş geçmesi lazımdı ama geçmemiş, deprem yükü gelirse ayvayı yediniz”, “Eğer üzerinde durduğumuz döşeme en az 20 santim değilse en ufak bi depremdeaynen alt kata ineriz” filan, türlü türlü örnekleme. Ufacık bir sallantı da bile içinde bulunduğunuz dört duvarın yapısal süreksizlikleri ve kusurları aynen gözünüzün önüne geliyor. Korkutucu.

Bir de deprem esnasında ne yapılacağı, nerede durulacağı hepsi anlatılıyor, ama o anda ufak çaplı bir şok oluyor sanırım. Dün çok kısa süreli de olsa bunu farkettim.

Kandilli‘den baktım 2.7 km derinlikten gelen 3.2 ölçeğinde yerel bir depremmiş dünkü. Kampüsün bulunduğu alanın zemininde sıvılaşma çok fazla olduğu için, biz daha fazla hissetmiş olabiliriz. Allah beterinden esirgesin. Bu arada Denizli’de (Denizli-Çameli) de sık sık ufak depremler olduğunu farkettim. Enerji boşalması sanırım. Uyduruyor da olabilirim.