ne zaman?
nerede?


Kasım, 2007 yazıları

Duvar Kağıtları, National Geographic Society’den

Duvar kağıdı hastaları için National Geographic Society‘den masaüstünüz için çok şahane duvar kağıtları.

Lacoste’dan gömlek, Barbour’dan montlar (homemade)

Orjinalini YouTube’den seyredebileceğiniz bir tezahürat’ın evyapımını çekmiş bir grup, delikanlı. Ne dersiniz YouTube bizi bozuyor mu :)

yukarıdaki video’dan, bir evvelki yazıya gelen yorumlar vesilesi ile haberdar oldum. Rica ederim, hakkın rahmetine kavuşmuş kişiler için hakarethamiz yorumlarda bulunmayın, zira yayınlamıyorum farkındasınız. Hem sizin için hem benim için vakit kaybı olmasın.

Erdal İnönü’ye dair bir kaç hatıra

erdal inönü vikipedi Uzun boylu siyasetçi ve bilim adamı Erdal İnönü vefat etmiş, 81 yaşında. Allah taksiratını affetsin, geride kalanlara sabır versin. Rahmetli ile ilgili ufak da olsa bir kaç anım var sanırım.

Yüzyıllardan geçen yüzyıl. Yaşadığım kasabaya sel olmuştu. O vakitler, yalan olmasın, sanırım başbakan yardımcısı olan rahmetli de kasabamızı ziyarete gelecekti. Her türlü doğal afet sonrası bürokraside görevli bütün idari ve mülki amirleri saran o adrenalin ve heyecan dalgası bizim kasabadakileri de sarmıştı, haliylen.

Ben ise o vakitler vatani görevimi ilkokul bire giden siyah önlüklü bir öğrenci olarak yapıyordum. Okumayı bildiğim halde okula başladığım için okuldan sıkılıyor, okulu kendime eğlenceli hale getirmek için bir aksiyon arıyordum. Tam da o günlerde, sınıf öğretmenim bana özel bir görevden bahsetti. Görev basitti, asma köprüden geçen uzun adamın elini öpüp çiçek vermek.

Bizim kasabanın ortasından dere geçiyor, kasabanın iki tarafını bir asude köprü bağlıyordu. Sel afeti köprüyü alıp geri getirmediği için, tali ama tekin olmayan bir asma köprü konuşlandırılmıştı derenin üzerinde. Gelen hükümet üyeleri ve zevat da kasabanın bizim tarafında kalan hidro elektirik santralini de ziyaret etmek için bu köprüyü kullanacaklar, biz de köprünün karşısında onların şahsında devlete sevgi gösterilerinde bulunacaktık.

O güne dair diğer hatırladıklarım, elimizdeki çiçeklerin papatya olduğu, yanımdaki kızım burnunun aktığı ve rahmetlinin köprüden geçerken kıpkırmızı olduğu. Zira asma köprü az bir rüzgarda bile gayet sallanıyordu.

Bazen fizikçi olmak kötüdür diye tahmin yürütüyorum şimdi. On küsür koruma ve bürokrat ile birlikte tek sıra halinde asma bir köprüden geçerken, beyniniz, köprünün mesnet noktalarındaki kuvvetleri momentleri hesaplayıp size sunabilir, isteseniz de istemeseniz de, şıp diye. Öyle bir şey olmuştu belki de, ondan kızarmıştır, herneyse.

Beynimin bana oynadığı bir oyun mu bilemiyorum, bazı hatıralarımı ya yanlış hatırlıyor, ya da hatırlayamıyorum. Çocukluğuma dair çok fazla konuşamamamın sebeplerinden birisi bu. Bundan sebep, elini öpüp hoşgeldiniz sayın inönü diyebildik mi, çiçekleri verebildik mi, elimizde hakkaten çiçek var mıydı hatırlayamıyorum.

Hatırladığım tek şey, rahmetli babacığımın onun hakkında, “siyasetten bunalıp başı ağrıdığında fizik çalışmak için odasına çekilirmiş” gibi hayretnüma birşeyler söylediği. Belki hayretimi uyandıran şey, rahmetlinin dinlenmek için fizik çalışması değil, sevgili babacığımın bu bilgiye nasıl ulaştığı da olabilir. Geçmiş zaman, ne desem yalan.