Kasım, 2007 yazıları

Deprem ve düşündürdükleri

Dün deprem oldu dersteyken. Ufak, küçük bir sarsıntı esasında. Ufak da olsa nedenlerini, sebeplerini ders olarak gördüğümüz bir şeyi canlı canlı yaşamak çok acayip duygulara savurdu beni. Duygu dediysem, direkt “tırsmak” yani.

İnşaat ve yapı üzerine okuyorsanız, derslerde verilen örnekler genelde bulunduğunuz derslik üzerinden verilir. “Şurakaki kolon mesela kısa kolondur, deprem yükü gelirse mahfolursunuz”, “Şuradan kiriş geçmesi lazımdı ama geçmemiş, deprem yükü gelirse ayvayı yediniz”, “Eğer üzerinde durduğumuz döşeme en az 20 santim değilse en ufak bi depremdeaynen alt kata ineriz” filan, türlü türlü örnekleme. Ufacık bir sallantı da bile içinde bulunduğunuz dört duvarın yapısal süreksizlikleri ve kusurları aynen gözünüzün önüne geliyor. Korkutucu.

Bir de deprem esnasında ne yapılacağı, nerede durulacağı hepsi anlatılıyor, ama o anda ufak çaplı bir şok oluyor sanırım. Dün çok kısa süreli de olsa bunu farkettim.

Kandilli‘den baktım 2.7 km derinlikten gelen 3.2 ölçeğinde yerel bir depremmiş dünkü. Kampüsün bulunduğu alanın zemininde sıvılaşma çok fazla olduğu için, biz daha fazla hissetmiş olabiliriz. Allah beterinden esirgesin. Bu arada Denizli’de (Denizli-Çameli) de sık sık ufak depremler olduğunu farkettim. Enerji boşalması sanırım. Uyduruyor da olabilirim.

“Alevilik açılımı ve ilerisi”

Radikal‘den Avni Özgürel‘in yazısı: “Alevilik açılımı tamam…“. İleride tekrar dönüp okunacak bir yazı.

Değerli araştırmacı ve AKP milletvekili Reha Çamuroğlu’nun girişimi ve önerileri doğrultusunda hükümetin Alevilerle ilgili esaslı bazı düzenlemelere hazırlandığı anlaşılıyor. Özeti şu: Cemevlerine ibadethane statüsü verilecek, dede ve zakirler için 3 bin kadro açılacak, Alevilik, Diyanet’ten ayrı bir çatı altında kurumsallaşacak… Ankara ve İstanbul’da dergâh büyüklüğünde iki cemevi açılması, hükümetle Alevi toplumu arasındaki ilişkileri yürütmek maksadıyla 40 kişilik bir kurul oluşturulması vs. de var projenin ayrıntısında. devamını okuyun …

Pozitif ayrımcılık

Reklam gösterimlerinden bunalan ziyaretçiler için bir eklenti kurdum. Şu andaki ayarlara göre, son 20 günde 10 sayfa gezmiş olan ziyaretçinin herhangi bir reklam ile karşılaşmaması lazım. Bir konuda yardıma ihtiyacım var, bu “sürekli ziyaretçi” tanımı için “X günde Y sayfa” gezmiş olma şartını belirlerken, X ve Y ne olmalıdır, şu anki ayar yerinde midir? Bir de çalışıyor mu onu merak ediyorum? Bi de bi de yarınki Galatasaray maçı ne olur onu merak ediyorum.

Flock 1.01 Blog Editörü

Flock 1.01 kurdum ve test ediyorum. Facebook, Twitter ve Flickr gibi sosyal ortamlar için müthiş bir entegrasyon sağlamışlar. Aynı şeyi blogunuz için de yapabilmeniz için kendi içinde bir blog editörü var. Şu an bu yazıyı bu blog editörü ile yazıyorum. Fena değil.

Bir web tarayıcıdan beklediklerinizden çok çok fazlası Flock‘ta var. Denemenizi tavsiye ederim.

Blogged with Flock

Tags: , ,

Türkçe din mi, mezhep mi?

Türkçesini bulalım diye bir geyik var, hiç sönmeyecek bir ocak. Forumların, blogların ve çeşitli sitelerin hiç ölmeyecek bir parçası.

Kahvedeki arkadaşlarla “Daha çok ekmeğini yerler bunun hacım” diye düşündüğümüz konu hakkında, çok güzel bir yoruma rastladık:

Bu saçma davranışlar ne antropolojiden, ne linguistikten, ne sosyolojiden ve ne de tarihin kazandırdıklarından nasibini alamamaklıktır. Dünyada diğer dillerin varlığını kendi bünyesinde en az barındıran diller, en iptidai diller ve en geri toplumlar olmuştur. Onun için de felsefesi ve dimağı daralmamış bir birey, “iptidai“nin de, “ilkel” kelimesinin de, “primitif” kelimesinin de nüanslarını bilir ve dilinin içinde bu incelikle daha doğru anlatım için bu kelimelerin hepsini de kullanır. “Hakikat” ve “gerçek“in birbirine rakip değil tamamlayan farklı kelimeler olduğunun idrakindedir. Ama amacı fikir üretmek değil sadece şekil üretmek olanlarda yaklaşık bir yüzyıldır bu boş işleri tekrar eder durur. [...] anthro@bildirgec

Başlıkta atıfta bulunulan yazı için: Türkçe Dini Mensuplarına.

Sanal Berber

Buzla‘daki popüler linklerde gördüm; Sanal Berber. Dinlerken mutlaka kulaklık kullanmanız tavsiye ediliyor. Makas seslerinin ve makina çızırtılarının 3B akustiği ile gerçek bir saç traşı tadı alıyorsunuz, tabi berber muhabbeti bizimkileri tutmuyor.

İnternet Güvenliği Başkanlığı

İnternet için bir nevi RTÜK sanırım. Daha önceden Bilişim Güvenliği Başkanlığı olarak duyurulmuştu. Şimdiden iki siteyi kapatan, daha ziyade Çocuk istismarı ve Atatürk aleyhine işlenen suçlarla mücadele için görev yapacak İnternet Güvenliği Başkanlığı‘na ulaşılabileceğimiz internet sitesi ve telefonlar çok yakında duyurulacakmış.

Güncelleme:
Bilgi İhbar Merkezi için iletişim adresleri yayınlanmış:

web: http://www.ihbarweb.org.tr/index.html
e-posta: ihbar@ihbarweb.org.tr
tel: 0 312 582 82 82

Bu adreslerle:

5651 sayılı kanunun 8. maddesinde belirtilen; İntihara yönlendirme, Çocukların cinsel istismarı, Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, Sağlık için tehlikeli madde temini, Müstehcenlik, Fuhuş, Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçları ile 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı kanundaki Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar hakkında ihbarlarınızı, ilgili alanlara tıklayıp gelen formu doldurarak veya yan kısımda belirtilen mail adresi, telefon ve SMS numaralarından herhangi biri vasıtasıyla yapabilirsiniz.

Namaz vakti

Ferruh‘ta gördüm, sitelere bloglara namaz vakti şeysi. WordPress için eklenti olarak da sunacaklarmış yakında.

Mortgage ile arkadaş edinin

Arkadaşımın birisi arkadaşlık sitesi kurmuş. Bunun için hazır bir script mi kullanıyorlar ne yapıyorlar bilmiyorum.

Bildiğiniz arkadaşlık sitelerinden hiç bir farkı yok. Bunu kötü manada söylüyorum. Hiç bir farkı yok yani. Bu sitenin garipliği, belki de garibanlığı, henüz açıldığı için pek fazla üyesi olmaması. Arkadaşımda ne yapsın, hayali üyeler ile dolduruyor sitesini. Çoğunluğu bayan olarak kurguladığı bu hayali kullanıcı hesapları için gereken fotoğrafları ise elindeki arşivinden koyuyormuş. Ne arşivi diye soramadım. Ama son üye olanlara bakınca hemen anladım. Site değil sanki Norveç bayan milli takımı, hepsi cıbıl hepsi sarı. O derece. Ancak edindiğim intibaya göre, ya da insider bilgi diyeyim, sitedeki hemen hemen herkes erkek. Hehe, sürtünmeden alev çıkacak. Gelişmelerden haberdar edeceğim. Nasıl bir gelişme bekliyorsak artık.

Çok samimi olmadığınız birisi sizi facebook’ta ekleyince sanki aranızda bi samimiyet doğması gerekiyor. Ya da bana öyle geliyor. Kantinde en çok kullanılan kelimeler “ekleme, ekledi, ekleyemedi, ekli“. Ders notlarının tıpkıbasımını aldığım herkes beni arkadaş listesine ekleyince sanırım birinci olucam. Neyin birincisi olacaksam artık.

Bazı arkadaşlarımla seyrek görüşünce onları özlediğimi hissettim. Fazla görüşünce de kafa atasım geliyor kendilerine. Ortasını bulamamak, her mesele de tek derdimiz bu. İfrat ve tefrit.

Size ayrılan sürenin sonuna geldim. Hadi hayırlı traşlar.

İnsan Takvimi

Human Calendar diye bir şey yapmışlar. Her güne bir insan, bir insan bir lisan, bir Türk dünyaya bedel.

30 Kasım doğduğum tarih, bir bakayım kime denk geliyor dedim. Sakallı şapkalı bi tipe denk geldi. Vay anasını. İzninizle hep kullandığım ama anlamını bilmediğim bir vecizeyi paylaşmak istiyorum: “Zaten bizde şans olsaydı anamızdan kız doğardık.“. Aslında şükretmek lazım, 25′indeki az saçlıya da denk gelebilirdi.

Böyle bir takvim yapıp arkadaşlarımızın fotolarını koyabiliriz belki, bir gün. Aynı gün doğanlardan da en sevdiğimizi seçeriz. Zaten Facebook Türkiye’den bağlananların arkadaş sayısını sınırlamış, en fazla 365 arkadaş seçebiliyorsunuz artık.

Bu Human Calendar‘ı yapan Craig Giffen daha evvel Human Clock‘u da yapmış.

Nım nım nım reklamı

Nil karaibrahimgil‘in Danette 2′lim için hazırladığı reklama denk geldikçe trans haline geçiyorum. Yaptığım araştırmalara göre dört beş arkadaşım daha bu trans haline geçiyorlarmış. Tv’nin sesini sonuna kadar açıp, öylece bakakalıyorlarmış. Sanırım reklamdaki “nım nım nım“da gizli bir güç var. “Nım nım nım

devamını okuyun …

Yalan haber, peki neden?

Bir kısım medya‘nın balıklama atladığı bir haber gündemdeydi: Kız lisesindeki namaz baskısı. Manşetlerde yer alan bu haberin aslı (Namaz baskısı hiç olmadı bölümümüzü sevmiyorduk) ve tepkiler (Yalan haberler yargıya taşınıyor).

Google sonuçları da çok ilginç, hep beraber arayalım “Kız lisesinde namaz baskısı“.

Acaba başımızda dini hassasiyetlerini açıkça deklare eden bir iktidar partisi olmasaydı, yine de bu asparagas irtica haberlerine rağbet edilir miydi? Başka sorum yok sayın hakim.

Özür

frogmuseum2 photo from flickr

Yazarımızın yazısı elimize ulaşmadığından dolayı yayınlayamıyoruz.

Şüphesiz kendisi şu dakikalarda nişanlısı ile AVMlerde fink atıyor, beyazeşya ve mobilya katalogları arasında kayboluyor.

Taraf Gazetesi, ilk izlenimler

taraf gazetesi logosu afişi kaynak medya radar Yeni bir gazete çıktı, Taraf isimli. Medyadan takip edenler biliyor zaten, gazete Ahmet Altan ve Alev Er yönetmenliğinde çıkıyor. Hayırlı uğurlu olsun.

Hem kadrosunda saydığımız, sevdiğimiz bi arkadaşımızın olması hem de ilk sayı olması sebebiyle bir tane aldım.

İlk izlenim olarak çok kalın bir gazete, sanırım memleketin en kalın gazetesi. Gerek fiyat olarak, gerek gramaj olarak kalın. Kağıdının gramajını düşürürlerse belki fiyatı da ucuzlar gazetenin. Zira Taraf‘ı, 1 liralık fiyatıyla, günlük gazete olarak alabilecek bir aile bilmiyorum çevremde. Ayrıca logo daha güzel olabilirmiş sanki. Oray Eğin’in uyarısı ile mi bilmiyorum, kırmızı olan logosunu önce mavi sonra da yeşil olarak sundular, mavide kalsalar iyiydi bence. Bu yeşili pek sevmedim.

20 sayfa çıkan Taraf‘ta güzel bir iki bölüm var, umarım devam ettirirler. Daha önce Zaman Turkuaz‘da Ali Ural’ın yaptığına benzettiğim, haberlerden öykü çıkaran bir köşesi var Taraf‘ın, 3.sayfa adında. Son sayfada 3. sayfa adında bir köşe olması garip tabi. Sonra 20soru başlığında ünlülere soru soracak bir köşesi, Sivilay Abla adında, hayatta sadece tek bir fotoğrafı olan bir dert dinleyeni var.

Gazetenin iç ve dış haber politikası ve köşe yazarları hakkında yorum yapmak için henüz erken. Haberlere farklı bir bakış açısı, izlenimler, analizler, ufuk açan yeni veya revize edilmiş fikirler, toplumun basiretine ve ferasetine katkı yapacak düşünceler sunacaklar heralde. Yoksa Can Dündar Bey’in program tanıtımı gibi sorarım, Neden? Bunlar olamayacaksa yeni bir gazeteye ihtiyaç neden?

Gazete hakkındaki ilk izlenimlerim bunlar.

Personel Daire Başkanlığı

nahnu güncelleme En nihayetinde fırsat bulup 2.3.1e yükseltebildim Nahnu.org’u. İstediğim güncelleme ve düzenlemelerin yarısını yaptım sayılır. Bütün eklentiler ve onlardan kalan ıvır zıvırları kaldırdım, en lazım olanlarını kurdum. Tema Litvanyalı Letonyalı bi arkadaşın hazırladığı tema, ama ben üzerinde biraz oynadım. Epey daha oynanacak, kurcalanacak yeri var. Sanırım yeni yayınlayacağı tema ile K2nin stabil bir versiyonunu birleştirmeyi düşünüyorum, buraların son hali için. Dolayısı ile buralar her an çatlayabilir patlayabilir. Son olarak veri tabanını da an itibari ile cillop.

Cillop demişken aklıma geldi, teyzemin küçük oğlu Çağatay (4) güzel kız görünce “naber lan cilloooop!” die bağırmaktan büyük zevk alıyor. Küçük çocukları anlamak zor. Büyük çocukları ise anlamak için çaba göstermeyin, zira imkansız bir işe kalkışmış olursunuz. Günümüzde Everest tepesine bile çıkılıyor, denizin bilmem kaç mil altına iniliyor kimi zaman tüpsüz kimi zaman üstsüz, ama hala orta yaş sonrası çocukluk yapmaya meraklı insanları anlayabilmiş değiliz. Bu taş’ın GPS’i var gideceği yeri kendi bulur.

On küsür yıldır öğrenciyim, hayatımda ilk defa sınavlardan beklediğimden yüksek notlar alıyorum. Demek ki neymiş, sevince oluyormuş.

Bu kadar lafı başlıktaki “Personel Daire Başkanlığı”na nasıl getireceğimi inanın ben de bilmiyorum. Ama onlar beni oraya nasıl getirteceklerini biliyorlar. Getirtmesinler.

{mühim edit} internet camiası henüz böyle radikal bir değişikliğe hazır değiller, deermişim :p

Yeşili sev, Al Gore’u koru

polar bear kutup ayısı (c) yahoo images

Küresel ısınma tarihin en büyük yalanı mı? Weather Channel‘ın kurucusu John Coleman‘ın iddiası: Global Warming ‘Greatest Scam in History’

Yani ne diyor: “Birkaç bilim adamı politik hedeflerini gerçekleştirebilmek için iklim verilerini taraflı şekilde yorumlayarak böyle bir fenomen olduğunu ileri sürdü. Washington’daki dostlarından büyük araştırma fonlarını da bu şekilde almayı başardılar. Küresel ısınma dedikleri şeye insanların yol açtığı da büyük bir aldatmacadır. Gezegenimiz tehlikede falan değil! [via]“

Tori Amos - Mr. Zebra

Bu şarkı daha uzun olmalıydı diyen peri kızı için, Tori Amos’tan geliyor: Mr Zebra.


Bu arada, bir peri kızı kolay yetişmiyor sayın bakan, akıllı olun ;)
{edit} kareoke yapmak isteyenler oluyormuş, hadi sözlerini de ekleyelim o zaman:

Hello Mr. Zebra
Can I have you sweater
Cause it’s cold cold cold
In my hole hole hole
Ratatouille Strychnine
Sometimes she’s a friend of mine
With a gigantic whirlpool
That will blow your mind

Hello Mr. Zebra
Ran into some confusion with a Mrs. Crocodile
Furry mussels marching on
She thinks she’s Kaiser Wilhelm
Or a civiliaes syllabub
To blow your mind
Figure it out
She’s a goodtime fella
She got a little fund to fight for Moneypenny’s rights
Figure it out
She’s a goodtime fella
Too bad the burial was premature she said
And smilied [via]

FNN - Facebook News Network

Yazmadan edemedim, Facebook’taki status ve notificationlardan derleyip bir haber bülteni yapmışlar: Facebook News Network. [via]

“Falanca filancayı Friend Finder sayesinde arkadaş olarak ekledi” , “filanca şu kişiyi poke’ledi” gibi mesajlar da alt yazı olarak geçiyor. Valla bravo, çok güzel olmuş. Bunun Türkçesini yapan olursa bi hafta anasayfadan veririm :) FNN Türk

Tazelenme ihtiyacı

Epeydir buralardaki karışıklığın farkındayım. Karışık olmasını aslında ben istedim. Ama karışıklıktan beklentim, tahayyül ettiğim şey bu değildi. Yaz başında bir iki deneysel iş yapmak istemiştim blogun arka planı/ görünen kısmı ile alakalı ama beceremedim, çünkü başlayamadım. O gün bu gündür böyle. Yazılar, yazı bilgileri, reklamlar filan. Karışıklığın rahatsız edici olduğunu farkettiğimden beri beni düşündüren bir durum. Bir şeyler yapmam gerektiğini hissediyorum. Ancak, dün yazdığım tembellikle yakından alakalı bir durum var, üşeniyorum. Elim gitmiyor/du.

Ama gelecek haftasonumun sloganı, tazelenme ihtiyacı. Bu minvalde bloglarımda da bir tazelenme yaşanacak inşallah. Elbette öncelik site görünümünde olacak. Bunun için uzun süredir, bloglardaki dizayn trendlerine bakıyorum. Ama bir iki ufak şık hareketin dışında beni heyecanlandıracak hiç bir şey göremedim. Hep aynı, hep benzer işler.

Mesela 125′e 125 piksel karelik bannerleri gördükçe içimden monitöre kafa atmak filan geliyor. Şu anda bizde de dönüyor, bunlardan en kısa sürede kurtulmam lazım. İşe oradan başlayabilirim, evet. Sonracıma, mimetik ve kısa yazılar için ayrı bir fasilite lazım, gerek, şart. Başka başka, Twitter’i seviyorum mesela, daha güzide bir halde entegre edebilirim. Beyaz fondan da sıkıldım. Twitter‘de kullandığım fonu beğiniyoum. Sanırım, onu kullanıcam. 1024*768 çözünürlükte bakmıyorum epeydir sitelere. Ama ona göre hazırlamak lazım. Büyük fontlar olmalı. En önemlisi, reklam alanları için becerebilirsem çok şahane birkaç fikrim var, vefalı okur için pozitif ayrımcılık zamanı, hehe. Bunlar gibi onlarca şey uçuşuyor zihnimde. Uçmasınlar diye not alıyorum sürekli. Bir hafta sonra, sınavlarımın ardından başlıyorum.

Bunları aktarmamın sebebine gelince. Bu tazelenme öncesinde fikirlerinizden istifade etmek istiyorum. Onyüzmilyon Nahnu okurunun mutlaka diyecek bir kaç sözü olmalıdır. “Aynen kalsın, mümkünse gözüm görmesin, şurada gördüm sende yap, şuraya da bak” diyebileceğiniz tavsiye, öneri ve benzeri şeylerinizi esirgerseniz müessesemiz size kırılgan davranacak.

Ben bu hafta yokum, evdekilere selam, görüşürüz.

Tembel

Günler 72 saat olsa yine yetişmeyecek işler, güçler. Kafamın içinde köşe kapmaca oynayan düşüncelerin arasından sıyrılıp kafamı veremiyorum. Odaklanma problemim var sanırım. Ya da kendimi kandırıyorum. Sadece iflah olmaz bir tembelim.

Allah’ım, tembelim belki, ama seni çok seviyorum.