Az evvel bir adam geldi kapıya elinde davuluyla. “Buyrun..” dedim, “Davulcuuu..” dedi.
“Hmm anladım. Tamam…” dedim, kapıyı kapatıp, gözetleme deliğinden gidip gitmediğine baktım. Gitmedi.
Kapının önünde bekliyor. İri kıyım da bi kimse kendisi, yani, kapıyı iki bilemedin üç omuz darbesi ile aşağı alabilir. Bizim kapı ahşap zaten. Aynı zamanda kapı komşumuz olan ev sahibemiz, “Nasıl olsa kiracıya vereceğim” diye lüzüm duymamış. Kendi dairesinin kapısı çelik ama. Tabi hakkını yememek lazım, bize taşınırken, “İsterseniz şimdi yaptırın baharda düşersiniz kiradan” dedi. Ama annem anlamadığım bi şekilde “Ya ben parasını baharda geri alacağım çelik kapıyı ne yapayım” diye istemedi. Ev sahibesi yine de taktırmayı düşünürsek kapıcıya danışmamızı söyledi.
Meğer bizim kapıcı eskiden çelik kapı montajında çalışıyormuş, kapıcının eski işinin de kapıcılık olması ilk duyduğumuzda bizim de dikkatimizi çekti. İyi bi insan, ramazan boyunca pidemizi eksik etmedi sağolsun. Hattızatında biz bir pideyi, iki kişi zor bitiriyoruz annemle. Hele annem o gün börek, çörek filan da yapmışsa hep kalıyor. O yüzden bir gün aldık, bir gün almadık. Pide de sıcak sıcak, ramazanda çok güzel giden bişey, biliyorum ama, annemin ıspanaklı böreğinin yanında lafı bile olmaz. Annem diye söylemiyorum çok güzel ıspanaklı börek yapıyor. Ben istedim diye bazen iç malzemesine beyaz peynir de koyuyor biraz, çok şahane oluyor.
Geçen gün marketteki dondurulmuş gıda reyonunda küçük kardeşime patates kroket bakarken hazır paçanga böreği gördüm. İçindekilere bakınca farkettim, “Annemin ıspanaklı böreğinin içine pastırma koysak tam paçanga oluyo o zaman” diye düşündüm. Aslında benim bildiğim paçanganın içinde ıspanak olmuyor. Arasıcaklar kategorisindeki paçanganın muhtevası, erimeye meyilli bir peynir ve pastırmadır. Benim bildiğim bu şekilde en azından. İşte, patetes kroket bulamadıysam da, şahane bi fikir buldum et ve et ürünleri delisi kardeşim için, güzel bir süpriz olabilirdi bu ıspanaklı-pastırmalı-peynirli paçanga. Bir de fırına sürerken üzerine minnacık tereyağı bırakıldı mı tam süper olurdu.
Küçük kardeşim Ankara’da yatılı bir okulda, hafta sonları geliyor. Gelince evde bir bayram havası. O bizi, biz onu özlüyoruz hafta içi. Liseli oldu; okulunun biyoloji olimpiyat takımına girdi şimdiden, hücre şöyle, mitoz bölünme böyle diye ahkam kesiyor; ama haftasonu olunca gelse de bi pataklasam, bi hırpalasam diyorum. Sizin anlayacağınız hala minnacık, hala dünkü bebek.
Tabi realitede bir tosundan ne kadar bebek çıkarsa o kadar bebek şu sıralar. Bunu kendisi ile de paylaştım aslında: “Ne olucak senin bu halin, yakın geleceğindeki fotoğraflarda bir Tatlıcı Tombak, bir İsmail Türüt benzeri mi olsun ebat olarak?” diye. “Abi sen önce kendine bak, göbişin odaya senden üç dakka önce giriyor” gibi şahane bi cevap ile madara etti beni. Bu söz beni incitmese de, bir gerçeğin farkına varmamı sağladı. Harbiden canım nişanlımın da daha önceden konuya temas ettiği gibi, aşağı yukarı “durduramıyoruz efendim gitgide büyüyor” seviyesine yaklaşmıştım.
Çok şükür küçük kardeşimle yaptığımız bu obezite uyarısı, pre-ramazan dediğimiz şaban ayının son günlerinde gerçekleşmişti. Mübarek ramazana biraz daha temkinli biraz daha düzenli girdik. Yediğimize içtiğimize bir nebze de olsa dikkat ettik. Üç dört kilonun görsel açıdan nerelere denk geldiğini aynel yakin farkettim. Girdiğimizden hafif çıktık.
“İnşallah Allah katında da girdiğimizden hafif çıkmışızdır” gibi, mesaj kaygısının yanında riyakarlık kokan bir cümle buraya çok yakışırdı, değil mi. Bu bir röportaj olsaydı buralarda bir yerde (gülüşmeler) yazabilirdi. Ama hakikat bu valla. Kendi adıma tam manası ile yaşayamadım gibi bu ramazanı (da), Allahualem, Allah bilir.
Allah nice ramazanlar nasip etsin, hakkıyla yaşayabileceğimiz, pidesi ile, orucuyla, teravisiyle, iftarıyla, sahuruyla, bayramıyla, şekeriyle ne bileyim, mukabelesiyle, ezanıyla, topuyla, davulyla davulcusuyla…
Eyvaaaah!
yorumlaré
RSSAbdulAllah, Gokhan07, mmmm [...]
BigadicMania, fatihturan, Ferruh Mavituna [...]
LeoTheMaster, 525, bardas [...]
TEAkolik, MaTaDoR, Ender [...]
rzrarti
eslem, first-glory, seval [...]