Sanatsever halkımıza duyurulur: Ernesto Neto Malmö Konsthall ‘da.
Şubat, 2006 yazıları
Shockhaber.com kaldığı yerden devam ediyor, hadi hemen bakalım.
Tabi bir de soru var aklımızda, acaba Alper Mestçi ve Hüseyin özcan’la mı devam ediyor ?
Geçenlerde bir arkadaşımla konuşurken lazım olmuştu; ben aradım siz aramayın: “The Most Beautiful Names of Allah“.
Kurtlar Vadisi - Irak’ı BlogsNow’un “bloglarda en çok konuşulan filmler” sıramasında 14′üncü olduğunu görünce IDMB sayfasına baktım filmin. “Tagline: Sonunu Düsünen Kahraman Olamaz” yazıyor ki ben bu sözü duyunca kopuyorum (ben, ahh).
Filmle alakası yok, bizim bir arkadaş hocasının “Evladım annen baban sana her ay büssürü para gönderiyo sen hiç çalışmıyosun, ne olcak böyle böyle, hiç düşünmüyor musun bu işin sonunu ?” deyince bu cevabı vermişti; “Sonunu düşünen kahraman olamaz hocam” diye.
Bu da böyle bi anımızdı.
çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor.
Pijamayla geziyor.
çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor. çok konuşuyor.
Futbolla ilgili bir site, ama dedikleri gibi ekstra, Futbol Ekstra. özellikle de Zoom In bölümü çok ilginç olacak gibi.
Bu arada geçtiğimiz haftalarda 5. yılını kutlayan Verkaç‘ı da hatırlatmadan gitmeyelim.
Kimlik ibrazı için sadece ehliyet veya pasapost kabul edildiğini duyduğum anda gözümün önündeki Norveç bayrağı yarıya kadar indi, yavaş yavaş. Fotoğraflı ve kendi imzamın olduğu bir öğrenci belgesi üzerinde mutabakat sağladığımızda saat öğleden sonra dördü geçiyordu; yani trenimin hareketine 3, sınava ise 21 saat vardı. öğrenci belgesini alıp geri gelmem B sınıfı bir macera filmine yetecek kadar aksiyon içerdiği için sadece, belgeyi aldım ama treni kaçırdım diyerek geçiyorum. Tren garına vardığımda Boğaziçi Expresi kalktı mı diye sorduğum yaşlı amcadan, “Koşarsan yetişirsin, hehehe” diye bir cevap aldım. Aynı zamanda eliyle karanlığı işaret eden bu sırıtan amca, büyük ihtimalle gözlerimden çıkan alevlerden etkilendiğinden, birden telaşlanarak “Hemen bilet alırsan Cumhuriyet Expresine yetişirsin oğlum” dedi.
Kardeşim karşıladı Ankarada, ev arkadaşlarından birisi cinsinin Haskey mi yoksa Sibirya Kurdu mu olduğunu kestiremediğim bir enik almış (birisi “ikisi de aynı şey zaten” derse şimdi çok üzülürüm). Yavrusu olunca birisini ucuza kapatırım hesabıyla “yahu bu kırmadır, zaten tüyleri tam beyaz değil, şudur budur” dedim. Yemediler. devamını okuyun …
Google’daki amcalar Yahoo! Geocities benzeri, ve hatta mynet’in sitemynet’i benzeri, bir servis açmışlar: Google Pages. Google üzerinden kendinize ücretsiz bir site yapın, mesela böyle. 100MB alan ve site yapabilmeniz için kullanışlı-basit bir arayüz veriyorlar, Gmail hesabınız olması yeterli. [via]
çocuklara Bilgisayar projesi; kullanılmayan, bir kenarda duran, atıl durumda olan, “eskimiş teknoloji” olduğu için gözden düşen bilgisayarların toplanarak bunların elden geçirilmesini ve GNU/Linux kurularak ihtiyacı olan çocuklara iletilmesini amaçlayan bir projedir. [via]
Müellifimiz tembelliğinden ötürü bugünkü yazısını yazamamıştır. Yarın TOEFL denen sınava bi girip çıkacaktır.
Sonra hayat denen meşgaleye kaldığı yerden devam edecektir.
Müellifin hevülegoyi size bişey olmasın.
Videodaki duaya amin deyin ve Donald Duck’a bakın. [via]
BBC’nin sitesinden indirebileceğiniz ekran koruyucu sayesinde iklim değişiklikleri ile ilgili çalışmalara katkıda bulunabiliyorsunuz [via]. Program bilgisayarınızı kullanmadığınız anlarda devreye giriyor, bu sırada siz de çalışmanın son durumunu görebiliyorsunuz. ClimatePrediction.Net adresinden de indirebileceğiniz program hakkında detaylı açıklama için BBC’yi ziyaret edin.
Sevgililer günü üzerine yazılmış bir yazı ile bugünü kotarmak istiyorum (haydi bakalım, seneye Allah, Kerim).
Bugün 14 Şubat, Batı aleminin “Aziz Valentin Günü” (St. Valentine’s Day). Bugün Türkiye’de de coşku ile kutlanıyor.
Tarihin derinlerinden bugüne intikal eden bu özel günü bizler, “Sevgililer Günü” adıyla kutluyoruz. Eksik olan, bu özel günün anlamı ve sebebi hakkındaki bilgimiz.
Her gelenek bir dinin eseridir. öyleyse “hangi tanrı ve hangi din?” diye sormamız gerekir.
Birbirinden farklı efsaneler var; en meşhuru: Roma’da zalim bir imparator olan II. Claudius tahttadır. Bir gün bir ferman yayınlar ve askerlerin evlenmesini yasaklar. Sebep, bekar askerlerin evlilere göre daha iyi savaştıklarına inanmasıdır. Valentine isimli iyi kalpli bir rahip bu yasağı dinlemez. Gizlice askerlerin nikahını kıymaya devam eder. Claudius durumu öğrenince, papaz 14 Şubat 269’da yakılarak idam edilir. Genç sevgililere karşı yüreği şefkatle dolu bu rahibin ölüm günü, bütün çiftlere adanır. devamını okuyun …
Mobilasyon: “Mobilite, katma değerli mobil servisler (VAS), Mobil pazarlama, sektörden haberler, yenilikler, içerik fırsatları ve mobil gelecek senaryoları” ile ilgili fikirlerin, eleştirilerin, düşüncelerin yazıldığı bir blog”
Hazır gelmişken yeni bulduğum veya çoktandır aklımda olan bir iki blogu daha ekleyeyim; bilinç üstü, atölye, marketing & management, e-dünya ve wordpress konusunda yazdıklarını ilgiyle takip ettiğimiz Hakan Demiray.
Bu blogları bir süre takip ettikten sonra komşu bloglar listesine almayı düşünüyoruz.
Hayrettin Karaca ile yapılmış enfes bir röportaja rastladım;
‘Dünya ikiye bölünmüş artık. Gözü açlar ve karnı açlar. İşte o gözü açları doyurmayacağız. Bunların farkına küçükken vardım. Dilim, kültürüm gidiyor. Bağımsız bir Türkiye değiliz artık. En büyük acımız geri getiremediğimiz o kültürümüzdür [...] Ben bir kasaba çocuğuyum. Varlıklı bir ailenin çocuğuydum. Ama herkes eşit şartlarda oynardı sokakta. Bütün çocuklar gibi ben de yalınayak oynardım. Akşam olduğu zaman annem seslenirdi, avucuma bir kap sıcak yemek koyarlardı. Kulağıma eğilip, ‘Komşu anneye götür’ derdi. Etrafımızda bizi duyacak kimse yoktu ama bu bana verilen ‘Aman kimse görmesin Hayrettin’ mesajıydı. Komşu annenin yağını, odununu kim alır, kimse bilmezdi. Paylaşma düzeni vardı, o kültürdü. Savaştan çıkmış bir Türkiye’de fakirim çoktu ama açım yoktu. Oradan aldım bu kültürü. Kaybolan budur, giden budur. Ama Anadolu’yu gezerken görüyorum ki, bu değerleri hala yaşatanlar var.
Hülya ünlü’nün bu güzel röportajının tamamını buyrun Akşam Gazetesinden okuyun. [via]
Tansel Güçlü’nün İktisatçı Gözüyle adlı blogu, yorum bloglarından hoşlananlar için. Bir de Temiz Ekran var yeni linklerden.
Bu arada birinci yıllarını dolduran Hikaye ve Dilekçe‘yi kutluyor nice yıllara diyorum.




yorumlaré
RSSAbdulAllah, Gokhan07, mmmm [...]
BigadicMania, fatihturan, Ferruh Mavituna [...]
LeoTheMaster, 525, bardas [...]
TEAkolik, MaTaDoR, Ender [...]
rzrarti
eslem, first-glory, seval [...]