Temmuz, 2005 yazıları

Altaylı’m Fatih’im, Transferim

Sabah Gazetesine transfer olan Fatih Altaylı‘yı seyrettim az önce Korcan Karar’la özel röportajında. Daha evvel Sabah Grubu ve bu grubun eski/yeni patronları hakkında yazdığı yazıları üzerine konuştu epey. “O zamanlar haklıydım, ama şimdi yeni bir yönetim geldi süper oldu” mealli şeyler. Benim dikkatimi çeken; “Biz Kanal D deyken de ATv yi beğeniyorduk, ve hep geçmeye çalışıyorduk…“, “ATv yi beğenmiyorum diyecek yoktur, varsa hata eder” demesi oldu.

Yeni transfer olan furbolcuların hareketidir bu aslında, “Kessen sarı lacivert akar“, “İnanmayan dayıma sorsun ben hep karakartal diye ağlardım 3 yaşımdan beri“, “Galatasaraydayken bile içimden Trabzonu tutardım” filan, bunlar hep onların replikleridir. Hatta en son Werner Lorant; “Sivas Spor gibi büyük bir camiaya geldiğim için çok mutluyum” demişti. Tabi, ne desin adam, yadırgamıyorum. Normal şartlarda gerçekleşen transferlerde bu doğal ve olağan karşılanabilir gayet. Ama ezeli rakipler arasındaki transferlerde bu sözleri duymak çok komik oluyor. Hele bir de hakkında onca atıp tuttuğun bir camiaya gidersen en sonunda.

Galiba “transfer“in tabiatında var bu. öte yandan şunu da merak ediyorum acaba transferi yapan camiada /yönetimde/ kuruluşta bu açıklamalar nasıl karşılanıyor ?

Yaz: Hasta ettin sen beni hasta

Yeni evli bir çifti kutlamak ve çoktandır göremediğim bir arkadaşımla hasbihal için, günübirlik bir İstanbul seferine çıktım dün. Annem ve kardeşim de benimle geldiler. İki insanın birbirlerine ne kadar yakıştığını gördüm, tencere/kapak misal. Arkadaşım da gurbet ellere iyice alışmış, keyfi de pek yerindeymiş. çok yorsa da beni, bu yorgunluğa fazlası ile değecek bir gündü. Pek eğlendik.

Ziyaretlerimiz Eyüp civarında olduğundan dolayı buluşma yeri olarak Eyüp Sultan’ı seçtik. İstanbul’un her semti farklı bir il, belki de bir ülke. Kardeşim de bunu hissetmiş olacak ki, biz arkadaşımla “zikirmatiklerin mekanizmasını ve kokulu tespihlerin sağlığımıza etkileri” üzerine konuşurken patlatıverdi : “Evet Ayna ekibi bu hafta Fas’ta“.

Eyüp Sultan cuma günleri müthiş kalabalıkmış, bunu öğrendik. Kağıthelva arasına dondurma yerken hiç bu kadar zorlanmamıştım. Bir de fıskiye var caminin orada, kocaman bembeyaz köpüklü sular fışkırtıyor havaya. Onu uzaktan seyrederken bir polemik başladı, “suya bişey katmışlardır yoksa öyle köpürmez / köpürür niye köpürmesin, çok yüksekten düşüyor ” diye. Hemen harekete geçtim, üşenmedim gittim suya elimi soktum. Gurur içinde geri döndüm, “Deterjan mı bişey katmışlar, o köpürtüyo.. Sıvı sabun da olabilir… ” diye ıslak köpüklü ellerimi göstererek kanaatlerimi arz ettim kitleye. Meraklarını giderdiğim halde beklediğim takdiri göremedim. Sonra kardeşimle konuştuk “Sıvı sabun mudur, yoksa toz vim mi ?” diye. Toz vim köpürmez ki, bak şimdi geldi aklıma.

Daha sonra Pierre Loti‘de çay içerken Suat Suna’yı gördük. Bir ünlü görüpte, görmemezlikten gelmek biz ünsüzlere uzak bir hareket. Dürtmediysekte kendisini, hakkında atıp tutmadan geçemedik. Bu sefer de mesele, “Sahi O evlendi mi o Sabah şekeri Melike ile“, “Hiç Televolerlerde filan da göremiyoruz ki haberini filan” ,”Melike kim hani şu dans etmeyi bilmediği için sadece sadece sağa sola sallanan sunucu mu ? - Yok canım o dediğin özlem Savaş” filan diye uzadıkça uzayan, her kafadan çıkan sesin sayısının arttığı konuşmayı nihayetlendirmek istedim bi ara. Arka masaya dönüp ” Suatcım, evlilik aşkı öldürüyor mu, yoksa aşkın yerine daha güzelini mi getiriyor sence ? ” diye sormayı düşündüm. Ama az evvelki fıskiye muhabbetini hatırlayıp vaz geçtim. Konuyu değiştirmek için “Aa bakın teleferik yapıyolar, ya manzara kapanıcak amaa” dedim. Konu değişti.

Polen alerjisine bağlı saman nezlesini “zengin hastalığı” olarak yorumlayan bir sülalenin mensubuyum. Bu sıcakta elinde selpakla burnunda “fırk fırk” efekti ile beni gören herkes pek bi mutlu oldu. Hastayım sarılmayalım dediysem de dinletemedim. Bu vesile ile; “Selpak yok, Nova var” lafı çağımızın en tehlikeli hastalığı.

Wiki Quote; Viki Söz

Wikipedia alt sayfalarını gezerken rastladım; Wiki Quote. Viki Söz diye çevirilmiş dilimize. özlü söz deposu. Türkçe Anasayfasından Türkçe özlü sözlere ulaşmak mümkün.

Ben bir tanesine ulaştım, ne de güzel ulaştım;

Mesela ben doktora iğne yaptırmam ama hemşireye yaptırırım. çünkü hemşirenin pratiği yoğundur. Bir yoklar, damarı bulur. Ama doktor bulamaz. İcabında felç de edebilir. Niye? çünkü pratik noktasında gelişimi hemşire gibi olmamıştır. - Recep Tayyip Erdoğan

Konfabulator

Hafif’te bahsi geçen şu Konfabulator, pek sevimli bir yazılımmış. [İndiragandi Konfobulator (8.8MB) ].

Yahoo’nun satın aldığı konfabulator için hazırlanmış onlarca widgeti’i de şuracıkta inceleyebilirsiniz. Beğendiğiniz zamazingoları indirdikten sonra Belgelerim altına kurulmuş olan My Widgets klasörüne koyup çalıştırmanız yeterli.

21 Gram

Empire Earth 2 ve Stronghold 2‘nin altından girip üstünden çıktığımızdan beri oyunumuz kalmamıştı. Oyun almak için Esnaf Sarayı’ının efsanevi bilgisayar katında bir bilgisayarcıya daldık.

Biz oyun seçerken dükkan sahibesi bir müşterisine yeni gelen VCDleri tanıtıyordu, kulak misafiri olduk:

- Bak bu 21 gram, bu da yeni…
- Hmm, 21 gram… (kadın CD yi evirir çevirir) bilimkurgu mu ne ki bu ?
- Yok değil… çok güzel bi film bu… Bi adamla bi kadın var.. çok seviyolar birbirlerini..
- Duygusal ?
- Biraz.. Bak adı da şeyden geliyo… Var ya bu 21 gram aslında insan beyninin ağırlığıymış…
- A’aa .. yapma yaa…
- Vallaaa Billaaa… bak, ben de inanamadım ama internette okudum bilimadamlar şeyapmış, 21 gram geliyormuş tam… Gram oynamıyormuş…
- 21 gram he mi… Hmm… Ver ver, onu da ver o zaman…

Biz arkadaşımla alelacele “iyi günneeeer, hayırlı işleeeeer, hadi size baaaay” diyerek kendimizi dışarı attık.

üçüncü Dünya Savaşı

3. dünya savaşı Metal Fırtına kitabının “Co-Author“u Burak Turna’nın yeni kitabı; üçüncü Dünya Savaşı. Bir seferde 100 bin basarak 7.5 YTL den raflardaki yerini almış, ve jatta Ekşi Sözlük‘e tematik reklamını vermiş.

Kardeşim artık bir ritüel haline geleno meşhur “maaş günü kitapçı gezmeleri“ni, bu sefer Eskişehir’in bilimum kitapçılarında yapmış. Ona koyduğum para limitini aşmasına kızmamam için bana da “üçüncü Dünya Savaşını” almış. Tıpkı Orkun Uçar’ın kaleminden çıkacak “Gri Takım: Kayıp Naaş“ı beklediğim gibi, bu kitabı da heyecan ile bekliyordum. özellikle de Metal Fırtına‘ dan sonra aldıkları eleştirilerin yazarları etkileyip etkilemeyeceğini merak ediyordum. devamını okuyun …

Kumandan

Uzatan kumandamız yine tramva geçiriyor. Vakt-i zamanında duvara çarparak bi infilak etmişliği var bu kumandanın. Şimdi bazı tuşlar çalışırken diğerleri çalışmıyor. Birden çalışmamaya başladı bazı tuşlar. Herkes kendince çözümler üretiyor kumandayı kullanırken.

Mesela 1′ de kayıtlı TrT1′e gitmek için (0) + (pr+) yı tuşluyorum ben, kardeşimse (-) tuşuna basıp (9-) yazdırıyor, sonra da (7 ) tuşlayarak (97) deki TrT1′i açıyor. (1), (2), (8), (5) ve (pr-) tuşlarını kullanamıyoruz. (pr+) tuşu da bazı kanalları atlıyor. (9) da biraz abanınca çalışıyor.

Bu gün yemekte konuyu açmaya çalıştım. Ses kısma tuşunun iptal olmasından korkuyoruz.

Ve, Ve, Veeee…

pires Spor haberlerini izliyorum, haberler sırası ile şöyle: “Ve Beşiktaş’ın sambacısı Ailton İstanbulda …” , “Ve Fenerin yeni Gana’lısı Apiah İstanbulda … ” … “Ve Günü çift antremanla geçiren Galatasaray’da 10 numara Necati Ateş’in“. üzülüyorum, ağlamaklı oluyorum…

Bu arada “Ve Galatasarayda bir son dakika gelişmesi” diyor spiker, heyecanlanıyorum. Hani olmaz ya Pires filan alınmıştır belki diye bi umut, ama boş bir umut : “Sözleşmeleri feshedilen Ragıp ve Sedat Kayserispor’da“.

Ve işte, Sukut - u Hayal bu olsa gerek :

Robert Pires is going nowhere” Arsène Wenger.

The cook next door

the cook next door Mutfak’a “nuffak” diyerek mesafemi koymuşum ben, daha konuşur konuşmaz.

Yemeğin yapmaktan ziyade yeme tarafıyla ilgilenen bir insanım. Hayatım boyunca “Efendiler ! Evvela şu boğazlar meselesi halledüle, sonra bakarız işimüze ! ” mottosu ile yaşadım. Yaşıyorum. Yiyorum. Ama bi türlü kilo alamıyorum. Kaç yıldır 55 kiloyum, kafam çok çalışıyor ondan sanırım, yakıyorum ne varsa. Babaannem “içinin kurdu dışını yiyor” derken, arkadaşım Hasan’ın konuya yaklaşımı”g*tü yere yakın olandan korkucaksın hacı” şeklinde oluyor hep gıyabımda. Herneyse, ne diyordum; mutfağı sevmiyorum. Elimden geldiğince de uzak dururum. Ama diğer yandan; yaşasın yemek yemek !

Uzatmadan, The cook next door ya da Türkçesi ile (Yanı başımdaki aşçı ) sorularına geçeyim hemen; (mevzunun bildirgec mimi)

İlk mutfak maceran neydi? Neler hatırlıyorsun?

Bir gün sabahın köründe kalkıp kahvaltı hazırlamak istemiştim dayımlara. O zaman onlarda kalıyordum. Orta okulun hazırlık sınıfı idi sanırım. Sürpriz yapmak istemiştim. Tıpkı filmlerdeki gibi. devamını okuyun …

Tori Amos Konseri, 10 Temmuz İstanbul

“…we’re a Bliss / Of another kind”

Contact” filminde Dr. Ellie Arroway, bir zaman makinesine konup geleceğe gönderildiğinde, kayıt cihazı saatlerce kayıt yaptığı halde, bu seyahat, dışarıdan izleyenler için sadece 3-5 saniye sürmüştü. Arroway, tüm dünyayı kandırmakla suçlanırken, o herkese yaşadığı olağanüstü, muhteşem deneyimi anlatmak için çırpınıyor, bu deneyimin hayatını nasıl sonsuza dek değiştirdiğini açıklamaya çalışıyordu. Oysa biliyordu ki insanlar onun yerinde olmadıkça gerçekten neler hissettiğini anlamaları imkansızdı. çabası umutsuzcaydı.

devamını okuyun …

1. Genç Fotoğrafçılar Festivali

İfsak 1. Genç Fotoğrafçılar Festivali (16 Eylül - 2 Ekim 2005), kayıt için klikleyin.

Bugün yeni bir şeyler söylemek lazım

img

İslam kokartlı terör dünyayı sarsmaya devam ediyor. Müslümanlar coğrafyasında tel’in eden de var, oh oldu diyen de… Köşelerde yazması bir, okuması bin vakit kaybı yazılar… Bizim konumumuz iki cümlede özetlenmiş net bir konum:

‘Zalimler için yaşasın Cehennem!’ ve ‘Bin nefrin İslam adına İslam’ın berrak yüzünü karartan mel’unlara!’ Lakin bu sözler söylene söylene değer kaybederler. Bizde icmalî fikirden sonra aksiyon esastır. Yapmak boyutu olmayan yazmak mürekkep israfıdır. Bugün yeni bir şeyler söylemek lazım…

Yapma, bir yapılanma meselesidir. İcmalî fikir dediğimiz şey, bu yapılanmanın sacayaklarıdır. Tafsilata giremem. Benim yerim az, sizin zamanınız. İşte yeni bazı şeyler:

1. El-Kaide pseudo-epistemolojik bir gerçekliktir. Şey değildir, inançtır. Var olup olmadığı belli değildir, var olduğuna inanılır. Bu inanç, gözleme dayalı bir bilgiye değil, dogmatik bir bilgiye dayanır. Aksi ispat edilemez. Aksiyon var olana değil, algılanılana bina edilmesi gerektiğinden, şimdi yapılması gereken El-Kaide’nin yokluğunu ispat değil, inanç ve dogmatik bilgiler alemindeki bu ‘düşmanımızı’ öldürmektir. devamını okuyun …

Sürü Psikolojisi

raelyan koyunlar

1500 koyun, sabah saatlerinde İkizler köyü yakınlarındaki sarp kayalıklı dağ yamaçlarında otlamaya bırakıldı. çobanları kahvaltı ettiği sırada başıboş kalan koyunlardan biri karşı kayaya atladığı sırada diğer sürü de peşinden atladı.

15 metre derinlikteki uçuruma düşen koyunlardan 450’si ezilerek telef oldu. #

Eksi Sözlük Entrysi , CBS NEWs, FOXNews, Yahoo! News, Blogs Now bağlantıları, Hürriyet, Milliyet.

Ruhları şad olsun. (Saygılar)

Kahrolsun Hijyen

Annem geldi. Valide sultan. Gelir gelmez evde olağan üstü hal ilan etti. Beni de kapıya attı.

Halbuki, hijyen dediğin nedir ki ?

Terör Londra’da, 7/7 saldırıları

foto @ bbc turkish com

Allah’ın laneti bu işi organize edenlerin üzerine olsun. Amin.

Google Maps’te bombalanan yerler, Google News’te Londra Saldırıları, Saldırılar hakkında özel olarak hazırlanan WikiNews sayfaları, Komplo yok / Bilgi var‘dan Londra’daki saldırılar ile ilgili bloglar, Fehmi Koru‘nun konu ile ilgili köşe yazısı, Technorati.com‘da London Bombing ve alakalı taglarla etiketlenmiş bloglar , BBC.co.uk deki 7/7 saldırıları ile ilgili özel bölümü, CNN world‘ün terörist saldırılarla alakalı sayfaları, Saldırıyı üstlenen örgütün bildirisinin ingilizce tam metni ve bu metininin gerçekliğini tartışan El-Cezire haberi.

23:59:59

23:59:59, hayır efenim ogamede bir gezegen koordinatı değil, evet efendim kendisi gün dönümü manasında, hayır efendim .com değil, evet efendim .org. Tam olarak şöyle; 235959.org.

Günün blogu ödülü buraya gitsin : jeremy has spoken.

Soner Arıca artık klip çekmesin kampanyası

burada da ampul yok Ya nasıl yapsak. Aramızda para filan mı toplasak. Yani şöyle nazı geçen varsa aramızda, gidelim konuşalım. “Abi olmuyor böyle enseden ampul tutup, ambians yaratmalar” filan diye.

Kampanya için vebihamdikten destek istiyorum.

Nahnu welcomes the contemporary masters of balık ekmek

uia 2005 istanbul logoİstanbulda ne işin var senin, mimarlar toplantısına mı geliyorsun” diye sordu, üniversiteye başladığım andan bu yana bana “meeendisbey” diye seslenen arkadaşım. İzah ettim. “Yok “dedim, “naalakasvaryaa” dedim, ikna ettim.

Zaten, Kentler : mimarlıkLARın pazaryeri adlı UIA 2005 ISTANBUL Dünya Mimarlık Kongresi‘ne yapabileceğim tek katkı “Hag! Hacı gökdelene bak laaan” , “Vag! Viyadüğe bak, nası dönmüş adamlar !” şeklindeki şaşkınlıklarımdı. Eh biraz da Mimar Sinan üzerine efsane/hikaye anlatabilirdim. O kadar. Ha, bir de dolmuş hikayem var, ama onun mimarlarla alakası yok.

Hem, hikayedeki “bu hikayedeki mal benim” pozisyonumdan dolayı, salaklığımı onaylayan büssürü cevap aldım bu gün. O yüzden anlatmayacağım geçiyorum. devamını okuyun …

Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı

Havaalanında, kardeşim pasaport işlemleri ile uğraşırken, birbirlerinden ayrılan sevgilileri gördüm ağlıyorlardı. Dalmışım onlara bakarken, sanırım birazda ben ağladım. Kendime geldiğimde ikisinin birden durmuş bana güldüklerini gördüm. Utandım. Sonra kardeşime el salladım. Uzaklaştım.

Biz İstanbulu herkesin doyasıya ağladığı bir şehir olarak bilirdik. Değilmiş. Kendisi sabahtan akşama kadar ağladığı halde, adamı iki dakika rahat bırakmayan, otuzbeşli yaşlarında, hayatın ıncığını-cıncığını bilen, ama aşifte, cilveli bir kadınmış. İstanbul.

… Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı

Ben…
Yağmur…
Ağladım… (Yılmaz Erdoğan, Yağdıkça… )

HaberTürk’ün foto montaj aşkı

sakallı reha ve türbanlı nazlı evlensinler
Bunu yapan arkadaş ile iletişime geçmek, bu üstteki şaheserin yapılış hikayesini onun ağzından dinlemek istiyorum. Hatta ona sakızlı muhallebi ısmarlamak istiyorum. Meraktan çatlıyorum. Bir de o sakal kimin fotoğrafına ait ?

Hikayesini merak ettiklerim diğerleri; Tuğba özay telefonda yakalandı (neden motorlu fotoğraf tercih edildi burada ?) ve Fotoğraflarla ‘Demirel operasyonu’ (Bu nasıl gizli operasyon ?).

Haber Türk‘ü seviyoruz acaba o da bizi seviyor mu ?