Nisan, 2005 yazıları

Anadolu’da Sinema Günleri

Her yıl on binin üzerinde izleyici ile buluşan, Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri bu yıl yedincisini kutlamaya hazırlanıyor. Anadolu üniversitesi iletişim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri, 27 Nisan-8 Mayıs 2005 tarihleri arasında Eskişehirli sinema severlerle buluşacak. Sinema Günleri 30 Nisan Cumartesi günü Güney Koreli yönetmen Kim Ki-duk’un yönetmenliğini yaptığı 3-Iron (Boş Ev) adlı film ile başlıyacak. Sinema Günleri’nin bu yıl onur konukları Filiz Akın ve Tuncel Kurtiz.

Şurada da program var: Program. ödevdi, Projeydi derken ilk üç günü bay geçtik. Bakalım 8 ine kadar hangi filmleri seyredebilcem. Festival bitiminde toplu olarak bir kritik yazısı yazarım heralde.

Anakin, Yavreeem..

Benim olmayan para bulunduğunda, değerli kağıt hükmündedir. ” Bu cümleyi geçenlerde Erhan’la resmi bir dairede gördük. Amir kişi, almış bu A4 çıktısını tepesindeki panoya raptiyelemiş. Tabi biz acayip acayip, “ne ki bu şimdi” bakışları ile yazıya yoğunlaşınca dayanamadı cevap verdi, memur kişi; “Kendisi bana ait bir vecizedir. Şurada 20 YTL olsun, benim olmasın hükmü sadece değerli kağıttır. Başka bişey değil!”. ürkmekten öte bir hal aldım… sagopa kajmer gibi söylüyorum *neyse ne..*

Konuştuğumuz gibi yazıyormuşuz, e zaten biz yazıldığı gibi okunan bir dile mensup değil miyiz ? Ne var ki yani ? Ya anlaştığımız gibi mi yazsaydık. Ama keşke yazdığımız gibi anlaşsaydık. Her kurduğu cümlede kendisini konfiçyus sanan köşe yazarları gene bu topraklarda yetişiyor,başka yer de yok onlardan! Her kurdukları cümleden sonra satırbaşı yapıyorlar ki, duralım düşünelim. Ne demek istemiş diye. Aynı köşe sahiplerini TV ler de de görüyoruz ağız dalaşlarında (da iyiler) ve biz onlara “hükeleniyoruz“, ama “niyçün” bilmiyorum. çok matah bişey sanki. Ben deminden beri konuyu bir yerlere getirmeye çalışıyordum lakin, tümlecimi dolaylarken kaybettim. Boşuna aramayın, hükümsüzdür. Tüm diğer laflarım gibi.

Google ADSense RSS’lere de giriyor..

Bu haber TV de yok (heyt bee.. )

longhorn blogs‘ un haberine göre Google Amca ADSense adlı reklam zamazingosunu RSS’lere de sokuşturuyormuş, test aşamasındaymış. İşin aslı astarı şurada imiş: AdSense in RSS - Explained

Mukaddime (Yeniden, bi daha)

Karma karışık bi kafa ile karışınca ademoğullarının arasına, böyle oldu belki. Daha fazla kalmalıydı belki de kovuğunda. Daha fazla dalmalıydı belki de kalabalığa. Polyannacılıkdan bariz bir şekilde ayrılabilen bir davranış olarak, hüsn-ü zan ile memur olduğumuzun idrakine varıncaya değin çok boş zamanımız oldu. çok hoş zamanımız da. Bir de helal dairesinin keyfe kafi geldiğini anlamak çok zaman aldı… üff ya üff.. Herneyse güzel görme diyorduk değil mi… Evet..

Lakin, şu galaksilere nazaran mikroskopik ömrümüzde, yani yaşadığımız her günde bu hüsn-ü zan ( ~ hoşgörme) hadisesini akıldan çıkarma, çağımızın kanıksanmış mazeti, unutkanlığın içinde eriyip gitmekte, çoğu zaman da birlikte “default” olarak gelmekte, yarısı boş bir bardağın içerisinde kopan fırtına içinde, inceden inceye, eritilmektedir. O eriye dursun, ve : Pesimist misin sen lan!, ömer Hayyam mı oldun lan başıma ! ” demek kimsenin haddinde olmadığında birleştiğimiz gibi “Oportunistsen söyle bak kızmicam!” diye insanları strese sokmanın da alemi olmadığında da birleşmemiz gerek.

Ya da ne bileyim Fuzzy Logic’e kendimizi kaptırıp, kuantumun dayanılmaz estetiği içerisinde, “Hem Pesimist Hem de Oporçunist olsam nasıl olur, nasıl olsa ikisi de bende bişey uyandırmıyor , farklıyım ben, değişiğim” diye düşünenler olabilir, olsun onlar da toplumsal beynimizin birer parçası… Toplumsal şuurun homojen olmayan kısmını temsil eden bir auyrık küme. Ben de içindeyim sanki. Madem öyle sevelim sevilelim, gezelim görelim, gülelim gülelim eğlenelim…

Ne.. Hmm - hah! … Bak işte bu bahsedilen kopuklukların, eriyen yerlerin yerinde oluşan ~karstik~ boş vakitlere adanmış bir kaç sanal a4 kağıdına yazıyorum ben bunları, buraya ve az aşağıya, daha evvel yaptığım gibi… Birazdan, az birazdan, uyanacak, yeni düne güle güle diyeceğim… Cancağızım

Sen beni bi dinlesen ne konu olurum /
Sen beni izlesen ne film olurum /

nahnu; uzun oldu, bizim oldu… işş-te, buyur burdan yak!

Müjde, düşünce okundu

küt te denek Ajanslara düşen bir haber, … Ve düşünce okundu…

Bilim adamları, kişinin bilinçdışın-daki gizli düşüncelerini okuyabildiklerini öne sürdü. Britanya’da Londra üniversitesi ekibi, denekler bilgisayarda farklı nesnelere bakarken, MRI cihazı tarama yaptı. Uzmanlar, tarama sonucu, ekranda ne gösterildiğini deneklerden önce bildirdi. Kişinin kendisi farkında olmasa bile derinlerde ne düşündüğünü saptayan yöntemle bilinçaltı da incelenebilecek (milliyet)

Şimdi aynı bilim adamlarından, düşünce sahibinin bu düşüncesini gerçekleştirebilme ihtimalini hesaplayacak bir formül bulmalarını istiyorum. Gerisi kolay Minority Report, ötesi de kolay Equilibrium

Bu yazı emeklilik süresi uzatılmadı diye en hassas kuyulara taş atan delilere ithaf edilmiştir.

Penguen ekibi Eskişehir’deydi

penguen dergisi En Popüler mizah dergisi Penguen dün Anadolu üniversitesindeydi. Ersin Karabulut, Serkan Altuniğne, Emrah Ablak, Bahadır Baruter, Yiğit özgür ve Umut Sarıkaya gelmişti. İzlenimlerimi hemen paylaşayım; Söyleşinin yapıldığı Sinema Anadolu dopdolu idi. Umut Sarıkaya ve Emrah Ablak süperdi. Her kurdukları cümlede salondakileri tabiri caizse “kopardılar”. Yiğit özgür de aynen karikatürlerindeki gibi konuşuyordu. Ersin Karabulut tahminlerimin aksine pek bi sempatik arkadaşmış, önyargılı olmamak gerekirmiş. Bahadır Baruter’i Sinan çetin’e benzetti arka sıralardan bir kız, o da iyiydi. Serkan Altuniğne pek konuşmadı, ama konuştuğunda iyiydi. Ben Umut Sarıkaya’yı ve Emrah Ablak’ı çok merak ediyordum. İkisini de saatlerce dinleyebilirmişim, pek keyifli insanlarmış ikiside.

Bu arada imza için beklmediler galiba, ya da onlarca kişi gibi ben de göremedim imza standını. Oysa “medeni cesaret offsetini” aşabilseydim ve “bazı G.S.F. li” arkadaşların “ay süpersiniz yaaa, onu demek istedim sadece” gibi cümlelerinden vakit kalsaydı iki sorum vardı Umut Sarıkaya’ya “Ya o Namık kaç kere devralacak o bakkalı daha” ve “çekirdek yemekten dudakları şişen adam tiplemesini ne zaman çizeceksiniz” diye. Bir de belki yüz bulursam bir header çizmesini isterdim nahnu.org için, belki.

The Private Life of Sherlock Holmes

The Private Life of Sherlock Holmes,Sherlock Holmes’in özel hayatı” diye çevirilmiş, 1970 yapımı bir film. Pek keyifli. Holmes’i oynayan Sir Robert Stephens‘u acayip derecede Nicolas Cage‘ e benzettim film boyunca. Dr. Watson da tarihteki en iyi ikinci adamlardan birisi oluverdi gözümde.

Her Agatha Christie muhebbetine, “Christie’nin Hercules Poirot‘u ile Doyle‘un Sherlock Holmes’ u ayıran en temel özellik şudur; Christie’nin Poirot’un gördüklerini biz de görebilir, sonuca ondan evvel gidebiliriz ama Doyle’un kitaplarında bunu yapamazsınız, Holmes sizin göremediklerinizi görür, duyamadıklarınızı duyar” mealli klişe fikir örgüsüyle katılan arkdaş geldi birden aklıma. Sanırım haklıymış. Bu Sherlock Holmes ile ilk temasımdı, şimdi hemen bir iki kaliteli çeviri edinmeliyim.

23 Nisan, hatırladıkça gıcık oluyor insan

23 Nisan, milli bayramlardan en sevdiğim olanı, Milli egemenlik ve çocuk bayramı. Ben ilkokulda acaip başarılı bir çocuk olmama rağmen (okul birincisiydim) hiç bir zaman bir Belediye Başkanı, bir İlçe jandarma komutanı filan olamadım. Yapmadıklar ki olayım. Yani, bi kıytırık okul müdürü bile yapmadılar yaa. Hep nufuz sahibi kodomanların çocukları oturdu o koltuklara… Bu açıdan, İlkokul’daki öğretmenler odasınaki ve idare katındaki bütün öğretmenlere karşı bir dargınlık beslemekteyim. O paragöz sınıf öğretmenim dahil. N’olulcaktı ya bi makam koltuğuna da ben otursaydım da bu ukde’ nin yerine başka bişey kalsaydı içimde… Şimdilerde bu hevesle, her 22 Nisan’da erkencikden yatıyorum. “Yarın erken kalkayım da stada gidip, çocukları fian seyredeyim” diye.. . Olmuyor ama, saati 11 etmeden uyanamıyorum…

Hatırlatın 19 Mayıs’ta da Okul bandosu vesilesiyle Ortaokul ve Lise öğretmenlerimi lanetleyeyim. Vodooooo…

Middleman

midleman

Bayat‘tan middlemanlar. çok güzeller … Dur dur, hatta süperler…

Bir de başka bir şey, Kurtlar Vadisi başlayınca sokaklar boşalıyordu, şimdi buna msn listeleri de eklendi.

Yaşasın yemek yapmak

Ailenizin yemek tarifi sitesi; Portakal Ağacının bir de forumu varmış meğer: Tarif Defteri. üye sayısı 1300 ü çoktan geçmiş durumda. (Okur haritalarında da 700 küsür post var, üff bee.. )

Tarif Defterine slogan için bir öneri istenseydi benden heralde hiç düşünmeden: “Yaşasın yemek yapmaaaak” derdim.

Milliyet Fotoğraf Sergisi

Milliyet Gazetesinin fotoğraf galerilerini biliyorsunuz eminim: Konuşan fotoğraflar. Sık sık güncellenen Foto Haber, Yurdum insanı gibi galerilerin yanında gündeme dair diğer fotoğraflardan oluşan galeriler.

Bugün bu galerileri gezerken, Milliyet Fotoğraf Sergisi diye bir şey keşfettim. Gazetenin foto muhabirlerine ait bir sanal galeri. Yurttaş Tümer, Süha Derbent, Selahattin Sevi, Garbis özatay ve Ercan Arslan’ın fotoğraflarından oluşuyor. Ayrıca bir de Deprem özel köşesi bulunan galeride en beğendiğim fotoğraflar Ercan Arslan’ın “çalışan İnsan” adlı fotoğraf sergisi oldu. Bizim köye çok benzediğinden heralde; Garbis özatay’ın çamlıhemşin fotoğrafını ayrı sevdim.

Bir de ilginçlik, Sky Turk Haberi : Olur böyle kazalar

Şöyle bir bakıyorum da…

Bazen insanlara duymak istediği cümleleri vermek lazım. En azından onlar mutlu olsunlar.

Mutlu akşamlar, Kutlu geceler

Edit : Yoğun istek üzerine (hep böyle derler ya hani) aşaıdaki “şiir”i mp3 formatında veriyorum {kıkyaşındasın.mp3}, yalnız tanıtım amaçlıdır, dinleyin ve silin (hep böyle derler ya hani)

Mevlid kandiliniz kutlu olsun efendim. Eğer bu geceyi değerlendirseniz, dualarınızda ve güzel dileklerinizde bana da yer verir misiniz …

Rahmetini umarak,
Günahkar bir dille;
Allah Azze ve Celle … devamını okuyun …

Kubrick 2 (K2) geliyor

Michael Heilemann’ın Binnary Bonsai‘de bir süre önce K2′nin test blogunun adresini yayınladı;

http://binarybonsai.com/wordpress15/

adresinden inceleyebileceğiniz Kubrick 2, sade tasarımıyla ve onlarca eklentiye (live search dahil) entegre olmuş vaziyette gelecekmiş. Belkiyoruz bakalım. Merakla.

Yalova’ya vali gelmiş

Yalovadan ne haber diyenlere cevaben de diyorum ki; Yalovaya Vali geleli çok olmuş, Eskişehir’e dönerken kaymakamlık müessesi ile espirilere doydum vallahi. Yalova’da bir çiçek fuarı var bu günlerde şehir meydanında. Hava kapalı olduğundan sanırım, pek keyifsiz bir yer gibi geldi bana, sevmedim. Arsa fiyatları insanların depremi unutması ile doğru orantılı olarak, merkezden itibaren, gitgide ucuzlamaktaymış. Pendik’e giden deniz otobüsleri vardı, binmemek için kendimi zor zaptettim. Ve Yalova şahitliği espirisi için, yehova şahitliği kavramından haberdar, bir iki bozacı götürmek lazımmış yanınızda. Yoksa öyle mal mal bakışırsınız milletle. Ayrıca, Yalova Seyahat yazanesindeki insanlar çok kaba imiş. çok dediysem yani odun, kütük filan demek istiyorum.

Gidişte “ikibin model“i yeni model sınıfı ile özdeşleştirip bindiğimiz otobüsün, fren balataları alev aldı. Şoför beyin dikiz aynasından alevleri görmesi ile facianın eşiğinden döndük. Bir saat gecikmeli vardık Bursa’ya.

Bir de şunu keşfettim bu haftasonu, Bursa Orogar’da, bir şeyin ucuzu ile pahalısı arasındaki fark en net olarak kestane şekerinde hissediliyor.

Hayat sadece …

Hayatsadece.com, sadece site girişindeki enfes animasyonu için bile tanıtılmayı hak eden bir website. Yazarının kendi dünya görüşü üzerine yazdığı yazılarla inşaa ettiği sitede aynı zamanda fotoğraflar ve oyunlarda bulunmakta.

Alex vurdu, Pancu iki hamlede topun sahibi

Bir boğaz gezintisinde daha beraberiz. Görüldüğü üzere yemiyor içmiyor, geziyor gezdiriyoruz.

Evvela CGbug dönmüş. Bet3 yenilenmiş. Sonra, Google ADSense tasarımlı bir fotoğraf weblogu keşfettim: Not Defteri (powered by zikzak sanırım) . Arkadaş edinme sitelerinde kullanmak için 8 adımda mük-kem-mel profil oluşturma önerileri. Bir kısım avatarlar.

Bir de haber: Annesinin kılığına girip, maaş alan Şerafettin nine yargılanıyormuş.

Bonus olarakta diyorum ki; Ey Fenerliler, Pancuyu nasıl bilirsiniz ? Hani de Forması da çıkmış da, haber de edeyim dedim de… Aman da aman.

Kutlu doğum haftası

Malumunuz, Kutlu Doğum adı verilen haftadayız. İlgililenenler için bir kaç link ve geçen seneden farklı olarak bir kaç yazı vermek istedim:

Kutlu Doğum Haftası’nda neler yapabiliriz?

İnsanlığı içinde bulunduğu karanlık dünyadan kurtarmak, onlara kılavuzluk yaparak yollarını aydınlatmak üzere ışıklar saçan bir kandil olarak seçilmiş ve vazifelendirilmiş olan sevgili Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinin kutlanıldığı Kutlu Doğum Haftası’na ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugünleri nasıl değerlendirelim, neler yapalım diyorsanız size şu tavsiyelerde bulunabiliriz:

* O’nun getirdiği mesaj bir huzur kaynağıdır. Bu huzur kaynağından istifade edebilmek için O’nu ve O’nun getirdiği n?anımak gerekir. Bu amaçla Allah Rasulü’nü (sas) tanıtan kitaplar okuyabiliriz. Okuduklarımızın kalıcı olması için de öğrendiğimiz bilgileri başta aile fertlerimiz olmak üzere çevremize anlatabiliriz.

* Akşamları çocuklarımıza Efendimiz’in (sas) yaşadığı örnek hayattan kesitler anlatabiliriz. O’nun ashabıyla arasında geçen diyalogları hikaye tarzından anlatarak çocuklarımızın dikkatlerini Peygamberimizi anlama üzerinde yoğunlaştırabiliriz.

* Nebiler Serveri’ni hayatını anlatan video kasetlerini veya film CD’lerini ev halkıyla beraber izleyebiliriz. Yine bunun gibi Efendimiz’in (sas) hayatından kesitler sunan veya O’nunla alakalı yazılan şiirlerin bulunduğu ses kasetlerini dinleyebiliriz.

* Yaşadığımız yerde Allah Rasulü’nü (sas) hatırlatan ne varsa oraları ziyaret edip hayalen asr–ı saadete gidip tefekküre dalabiliriz. Ziyaretlerimizde yanımıza çocuklarımızı da alabiliriz.

* Bir gül satın alarak yanında da Efendimiz’i (sas) anlatan bir kitapla beraber akraba veya dost ziyaretlerinde bulunabilir, onlarla beraber Efendimiz (sas) yörüngeli sohbetler yapabiliriz.

* İki Cihan Serveri, “Beni H?akıa, Mürselat s?ri ihtiyarlattı.” (Tirmizi, Tefsir, 57) buyuruyor. Bu s?rde içerisinde kıyamet sahnelerinin resm edildiği ayetler, Allah Rasulü’nü (sas) derin bir tefekküre salmıştı. Bizler de bu günlerde bu s?rin muhatabının kendimiz olduğunu düşünerek H?
Vakıa ve Mürselat s?rini okuyabiliriz.

* Allah, “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56) buyurarak bizlerden Efendimiz’in (sas) ismini andığımız zaman salavat getirmemizi istiyor. Bu İlahi emir doğrultusunda bizler de özellikle bu günlerde Efendimiz’e (sas) bol bol salavat getirebiliriz. “Allah Rasulü’ne nasıl salavat getirelim?” diyorsanız işte size birkaç örnek: Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed. Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin adede ma flmillâhi salaten daimeten bidevâmi mülkillâhi. Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihiadedi ilmike ve biadedi ma’l?p;acirc;tike. [via]

Salât-ı Tefriciye

Allâhümme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezenhallü bihmp;#8217;l–ukadu ve tenfericu bihi’l–kürabu ve tugdâ bihi’l– havâicu ve tünâlü bihi’r–reğâibu ve hüsnü’l–havâtimi ve yüsteska’l–ğamâmu bivechihi’l–ker ve alâ âlihi ve sahbihi fülli lemhatin ve nefesin biadedi külli ma’l?leke.

Meraklısna Linkler

Diyanet İşleri Başkanının Kutlu Doğum haftası ile ilgili yazısı: Din ve çağdaşlık,

Zaman Gazetesi Kutlu Doğum özel sayfaları, Kutlu doğum ile alakalı Cuma hutbesi, Hz . Peygamber (s.a.v.) ile alakalı bazı kitaplar, Hz. Peygamberin (s.a.v.) hayatı ile ilgili bilgiler.

Hz. Peygamber’e (s.a.v.) yazılmış Şiirler, Na’atlar.

Bir de ilginç link; TBMM de kutlu doğum haftasının kabulü ile ilgili tutanak.

Bu konu ile ilgili bu sitedeki bazı yazılar:

- O (s.a.v.), herkesin peygamberi
- Mutlu akşamlar, Kutlu geceler
- Seni ne çok özledik ey Nebiler Nebisi…
- Birinci Nükteli İşaret

Kandiliniz mubarek olsun.

Eskişehir’de internet haftası etkinlikleri

Bant Karikatür deposu

tapestrycomics.com adresindeki onlarca rss bağlantısından birisi elbette sizin sevdiğiniz bant karikatüre aittir. Değil ise, comics.com‘dan bakın bir de.

Yine olmadıysa, hatırlatırım kusursuz tost arayan, yavan ekmeğe talim eder.