ne zaman?
nerede?


Şubat, 2005 yazıları

Ses

Bir kaç şey geldi aklıma, Yedikule Zindanları‘nda yapılan Güney Asya için el ele konserini izlerken, “Ses” ile ilgili..

Şarkı filan söyleyince “kargalı- margalı” espiriler yapılanlardanım. Sesim belki Türkçe şarkılar için güzel olmayabilir, kabul, belki ingilizce şarkılar için de, fakat ne bileyim bir Almanca için, bir Urduca için biçilmiş kaftan olabilir. Nerden bileceğiz. O dilin en güzel şarkıları benim sesim ile yorumlanınca insanlar coşabilir, hüzünlenebilir, hatta yeniden aşık olabilir, olamaz mı ? Bu ihtimal ile mi öleceğim!

Belki, bu beğeni, bu şarkının dili değil de söylendiği coğrafya ile alakalıdır. Esasında kutuplarda bir iki Eskimo ağıtını yorumlasam, ya da Fas - Tunus civarında bir konser versem merakımı yenebilirim sanırım, en azından Tokyo’da bir balık pazarında bir kuple haiku okumak isterdim. Kim istemez.

2868 evet..

Tarihte geçen hafta

İstanbul - Eskişehir - Giresun güzergahında karayolu ile Jetlag olmaya çalışınca insan, bunu beceremese de grip oluyor, nezle oluyor, faranjit oluyor, yataklara düşüyor. Gerçi ajandamızda olan bir şeydi hasta olmak, öh-höö…

Şimdi müsadenizle “tarihte geçen hafta” adlı arak başlık altında, geçen haftayı özetleyelim, tarihe notlarımızı bir bir düşelim binary mode’da.

Cuma

Final haftası boyunca “Ağlama değmez hayat şu final haftalarına” türevinden Dale Carniege vecizeleri ile başladığımızdan sebep, sonunu da öyle getirdik, cırcır böceğiyim ben.

Pörtlek gözlerle başladığmız güne iki final dört randevu sıkıştırınca taksimat “onaltı onyedi arası müsait misin” şeklinde oldu. kimisi olamadı, doğrusu.. snıf, snıf

Hiti fazla olan mı randevuyu kapmış ?, Cumhuriyetmi? Başkent mi? , Hafta sonu fırtına varmış İstanbul’da spekülasyonları bir yana, zihnimi meşgul eden şey Plush‘ın Tavuk Göğsünü, Sakızlı Muhallebiye nasıl tercih ettiği idi.

öyleyse diyorum ki; In BHU we trust.

02:48 Fatih Expresi..

Cumartesi

Ya nerde bu Kadıköy yaaa.. Ben geri gidiyorum olum.
nahnu İstanbul, Haydarpaşa Tren Garı

Vapur, Yağmur, Maslak, İTü Yurdu, MMORPG, items, Beşiktaş, Dolu,

Haydiiieeeee Şemsiyeeee, Sadece 6 Ye teeee Leeee,
nahnu İstanbul, Yağmur bastırdığı bir anda arkadaşının şemsiyesini satmaya çalışırken

Nisyan abim, Beşiktaş,Vapur, Kadıköy, Vapur, Beşiktaş, Vapur, Kadıköy, Sahaflar, Boğa.

Pazar

Yağmur, Altunizade, Dost, 4. kat, Dostlar, Arkdaşlar, …..

Kadıköy, Sütlaç, Haydarpaşa, 7.ci yolda bekleyen Tren, 6 yoldaki trende bekleyen nahnu, Sevgili kondüktör..

Pazartesi………

20 dk bekletilen otobüsü otogardan çıkışta yakalayış, yılın yağmayan tüm karlarının ben giderken yağması, lanet ?

Salı, çarşamba, Perşembe

Grip, semraanım, nezle, ata, öksürük, seval, size anne diyebilirmiyim, gülbence, bilimum kadın programları, annenin misafirlerinin ani baskınları karşısında televizyonu ve battaniyeleri odadan odaya ışık hızında taşımak, misafirler gidince kalan pastaları süpürmek, sinem, aydın, özlem, nurhan bey.

Lyrical pandomim

“Gözlerim ateşle dolmuş bir süre yoktum ortalarda beni gören herkes beni ben zannetmiş merkez ne yapayım bana yardım et Allah, ıslak gözlerimin üstüne nur gibi kar yağmiş bahçesinde solmadı tek bir çiçek bile kuru kuru gitmek olmaz bir dilek dile ölümün önüne geçmek olmaz yok isyan ancak buna kalp dayanmaz ancak farkına varmak gerekir herhangi bir suçlu aranmaz ilk nefesimde ben senin son nefesimde sen benim kollarımda şimdi ise güneşim, ayım, meleğim, yıldızım.” - ceza

Bazen bir lyric, bir duruş, bir bakış, bir damla gözyaşı, bir tebessüm bir dua’dır. Bazen de elimden gelen bir tek; bir Yasin, bir Fatiha’dır.

Bre Berber

Saçımın şekliyle oynamayı seven birisi değilim, bilenler bilir, ilkokul beşte neyse hala o. Bir iki defa anneanemin ifadesiyle orman baş, benim düşüncemle vanilla sky modeli girişimim olmadı değil. Eski berberim çalıştığı yerden ayrıldıktan sonra,ben de bıraktım orayı, ve kendime başka berber arıyorum şu son bir iki aydır. Şehrin kıyıda köşede kalmıþ bilinmeyen berberlerini deniyorum.

Geçen günde bir tanesine daldım, saçlarımı kısaltmak filan için. Kendisi bayan kuförlüğünden transfer bir kalfa, ve kendisi en sinekkaydı-traşör bir tükan sahibi, ve bir de kalfanın her yanlış makas darbesine kahkayı basan sarı-sırıtkan bir çırak. Böylesi, üç kişiden oluşan bir süper ekip.

Saçımı uzatmam için psikolojik baskı yapan kalfa, “Vanilla Sky’ınki gibi mi olucak abücüm” sorusuna verdiği, “Vanilla Sky habu çırağın cübbülünü yesin” cevabı ile muradına erince, hızını kesmeden “Bak şu şu şubakum komplekslerini kullan, şöyle böyle ampuller var, şu şu şu markanın zamazingolarını kullanmalısın, bulamazsan gel ben ısmarlayayım” diye telkinlerde bulundu. Ben ki , en ucuzundan olsun diye “dökme hes şampuan”, parfüm olarak “fısfıslı duru kolonya”, cilt bakım kremi olarak “arko traş köpüğü (kamuflaj desenlisi)” kullanan , jöle kavramını bile “ondüla” gibi tırt bi markanın ötesine taşıyamamış bi insan evladı olarak duyduklarıma “Aa süpermiş, edinelim hemen, toptan alsak kaça oluyo” filan gibi şaşkınlık-heves karışımı sahtekar cümlelerle cevap verirken, bir yandanda aynadan, ensemdeki her makas izin için kinayeli ve sessiz bi kahkaha atan o çırak olacak çakala pis pis bakıyordum, gözlerimle kulağına asılmış bi tonluk kütle oluyor, kendimi boşluğa bırakıyordum.

Hayatýmda “Tabi abi, sakalları da alalım” dediğime bir daha hiç, bu kadar pişman olacakmıyım bilmiyorum. Meğer sakal alamayan bir kişiymiş kalfa hazretleri, bayan kuaförlüğünden, erkek berberliğine yatay geçişle geldiğinden, o üniteleri görmemiş. Kadınların -çoğunun- sakalı yok ya ondan ! Neyse, bu Yok “ sen tersten almışsın böyle çıkmış“, Yok “Köpüğü bol sürmemişsin”, Yok “Kökler ziyan olmuş” filan gibi rençber değimleri ile aklımı çelerken, tükan sahibi, usta ve hatta bir nevi sensei hükmündeki Abdullah Abi namındaki kişi, dükkanın an itibariyle tek müşterisi olan benim yanımda biterek sakalamın yapısal analizini , bir parmağının, sırtı ile yapıverdi. Ve teþhisi koyduşu gibi, usturayı kalfa ringosunun elinden almasıyla hayatımın en “sanki hiç traş olmuyormuşçasına” traş olma deneyimini yaþattı, varolsun. Bir kez daha sanatkar ile zanaatkar arasýndaki farký görmüş olduk. Bir de usta ile kalfa arasındaki farkı. Bir de embesil çırağı, aynadan.

Bir baþka husus, bu berberlere “saçın cinsi hakkında bir konferans ” vermeli topluca. çünkü son gittiðim 5 berber de, farklo saç cinsleri için şampuan önerdiler, ki her gidişimde de saçlarımı yıkayıp gitmiştim-berber müessesine olan saygımdan ötürü. Lakin, bilemiyorlar, bir karar kılamıyorlar. En son “Boyalı saçlar için kullan abi senin saçın boyalı gibi sanki” diyen kalfa kardeş makara yapmıyorsa, bu işi bilmiyorlar.

gut bay./ ist./ maslak- übermensh