Ağustos, 2004 yazıları

Geri dönüp kalbime saplanan bumerang, yıldönümleri

Rahmet üzerine olsun,

Bilmiyorum eylüller hep böyle hüzünle mi gelirdi, yoksa senden sonra mı hüzünlendi eylül gelişleri, inan bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, seni özlediğim… Ve eksikliğin her türlüsünü yaşadığım senin yokluğunda, ama hala alışamadığım. Bütün bildiğim bu… Dilim dönmüyor bugün, cümlelerim kırık dökük hep, görüyorsun işte birşeyler, hep eksik birşeyler hep tatsız sen gittin gideli…
***

… Gel demekle geleceğini bilsem, dön demekle döneceğini, neler yapmazdım.. ama yok öyle bir şey; sen geldin, soluklandın ve gittin. Geride bir ünlem ve üç kokta kaldı senden… Şimdilerde noktalarında ilk ilkisi kocaman oldular;… En küçüğü ise , hani şu sen giderken eller üstünde, şaşkın şaşkın bakan ardından, altı koca yıldan sonra, yeni yeni anlıyor sensizliği, ne kadar hissettirmemeye çalışsakta olmuyor, olmuyor işte; … ve ünlemin, hala ünlem, hala dimdik ayakta…

***

İçimde bir bulanık duygu, kimse-bilmez bir heves yumağı kursağımda, hepsinin diğer yarısı sende;
İçimde berrak bir duygu, eksiklik,
Bir de cebimde kimsesiz bir mahcubiyet..

***
… Bir arkadaşmn dediği gibi, bende en çok seni sevdim, Ve şimdilerde anladım ki Seni benden daha çok seven varmış, ki almış seni yanına… Ve senden bana kalan bir kocaman tevekkül bu gün.

öpmek isterdim ellerinden, doyana kadar sana.

b.

Sonradan elimizde patlayan vaadler..

Yıkılıyo yıkılıyo
Benden yıkılıyo
Hergün peşime bıyıklı takılıyo
Ben seni seçtim tahminin doğru
Yasla başını hadi degajeme doğru

- Van Doh! , Ai Cha

Birlikteliğimizin 5. dönemini bu yaz okulu vesilesiyle kutladığımız bir ders ile ilgili bir söz verdim, dersi geçmek ile alakalı. Devamsızlıktan kalma karşısındaki kayıtsızlığıma bir anlam veremeyen dersin hocası , sevgili akademisyenle yaptığımız özel görüşmede, final sınavına esaslı bir şekilde çalışmam konusunda söz verince derse devam etmemi istedi… A-aa Akademisyenlerin hepsi kötü değilmiş çocuklar!

Bazen insan boş bulunup gereksiz sözler veriyor , yersiz vaadlerde bulunabiliyor işte değil mi ? Bunu şimdiye kadar -bir şekilde- gaza gelip ısmarladığım yemekler, kolalar ve halı yıkama şampuanları için de söyleyebilirim aslında.. Şimdi işin gücü bırakıp ayın birine kadar eve kapanıp ders çalış.

Bir de sizi sizden (bizi bizden) çok düşünen insanları görünce bi tuhaf oluyorum.. Benim de onları onlardan çok düşünesim geliyor, misal “şimdi de cauchy euler denklermleri üzerine çalışmaya ne dersiniz, sizin için daha iyi olabilir.. ” .. Olmuyor işte… Herkesin, herkesin işi hakkında kafa yorması üzerine bir yazı borcum olsun size…

Ayrıca CeBIT gitmek gibi asude bir planımız var. 2-3 Eylülde İstanbulda olacağız bu plana göre, tabi her zamanki gibi olağanüstü bir durum olmazsa; aslında herzaman olağan üstü durumlar oluyorsa bu artık olağan bir durum olmuş olur, olağan bir durumda ise olağanüstü bir durum tabirini kullanmamız gerekir.. . Ama bu olağanlık / Olağanüstülük normunu evrensel değerler kümesinde mi yoksa kendi kişisel menkıbeniz düzleminde mi değerlendirdiğinize göre değişir sanırım. Konuyu çinli bir Zen bilgininin hayattan beklentilerine yer verdiği bir şiir ile bitirelim:

Tut kulağımdan öp beni ,
Gıdıkla beni ,
Hoşnut kalayım,
Hadi bana gel bi güzellik yapta,
Yaşamaktan zevk alayım

-Sin An Ou, Zen

Bir başka baharda buluşuncaya dek, etrafınıza yapmacık tebessümler salın lütfen, buna çok ihtiyacım var..

Elvan Abeylegesse

Salla be ... Elvan, 3 Etiyopyalının içinden birinci gelmeye çalıştığı ve madalya beklediğimiz 5000m. de sondan 3. geldi… “üzgünüm, gidemedim” dedi.. Olsun be, sağlık olsun.. Tv de gördüm, Atletizim Federasyon başkanı “koşmayacak yarıştan beri hiç birşey yemiyor “diye demeç verdi.. Ama biraz önce 1500m. de yarışacağını örendim. .. Türkiye burası, gerçekten, hakikaten garip bir ülke… Ve bu ülkede garip bir Etiyopyalı olmak kolay olmasa gerek..

Ha unutmadan, dingili bol bi ülkede yaşamak gibisi yok

Diziler

Dizi nedir ?” sorusuna, “hani oluyorya asmalı konak, süper baba, filan” diye cevap veren dingilin yüzünden, bi amfi dolusu insan;

En küçüğünüz 19 yaşında ama hala “anlama güçlüğü” çekiyorsunuz ” cümlesinin muhattabi olduk.

Düğün ola

Şükürler olsun, halasının oğlu 3 cumhuriyet altını taktı da yaygara bitti..

Nasıl bir zihniyetin ürünüyse artık ofislerin üzerine düğün salonu açmak.. Ve 5 haftadır repertuarına sadece “beee- niii uuu -nut” gibi düğün gecesinde neden gerek duyulduğu kafayı hayli meşgul edecek aklazarar bir parçayı alan orkestra..

Saygılar efenim… Düğün var, tepemizde, bekleriz.

Yiğit özgür

Her perşembe penguen almamızın sebebi oldu durduk yere.. Kaliteyi düşürmesin hep güldürsün istiyoruz.. Ekşi Sözlükteki seçmelerden bi kopi peys (artık karikatürün kopi- peysi ne kadar olursa o kadar.. )

(arşimet ve newton konuşmaktadır. newton’ın elinde bir elma vardır)
- lan oğlum buraya bak burayaa!! suyun kaldırma gücünü buldum !!
- peki bu ne elimdeki?
- bay ipnee… yerçekimini mi buldun lan!?..
- herhalde… sabah graham aradı. o da bişey bulmuş ama söylemedi..
- aradı mı? nasıl aradı?..
- lan bi dakka!..
- vay ipneee !!!.. telefonu bulmuş !!!..

Def. Sec.

Defter Section tekrardan yayında.. yandan şeyapalım.. beş cümleyi geçen güzellikler için burayı kullanalım di mi..

Sivri

Sevgili zikzak, şu günlerde herkesin birbirine sorduğu bir sorunun (Bu sivrisinekler niye hep beni sokuyor lan, genel verici miyim (0Rh+ ) ondan mı ?) cevabını yakalamış şurada..

Aklıma geldi şimdi, benim bir sivrisineğim vardı geçen yaz, nasıl olduysa evcilleştirmiştim kendisini, gelir bi duble kan içer sonra kaybolur giderdi. Vızıldama filan yapmazı, hep yürüyerek gerlirdi rahatsız olmayayım diye. Alışmıştı bana gündüz bile gelir elimin üzerine konardı. Başka sivri sinek de sokmadı odaya bütün yaz. Bi gün gazeteyi büküp, bi şaka yapayım demiştim ….

çok kanımı emmiş gizli gizli., şerefsiz..

Ahir zaman

Bay nisyanın WP ile güzelliğine güzellik katan yeni mekanı.. Ukdeler artık, http://ahirzaman.ukde.org üzerinden akacak… Aksın bakalım..

Shrek 2

şrek 2

Shrek 2 , pek güzel bi animasyon olan Shrek 1′ in devamı. Shrek kendini Prenses Fioana’nın babasına kanıtlamak için “far far away” a gider. Olaylar gelişir..

Kanaatimce, ilkinden daha güzel ilkinden daha eğlenceli. “Eşek” (Donkey -Eddie Murphy ) bildiğiniz gibi, ama yeni kahraman “çizmeli Kedi” (Puss in Boots - Antonio Banderas) de ondan aşağı kalmıyor. Filmin her sahnesinde bir filme, masala gönderme yapılıyor; Mission Impossible, Kırmızı Başlıklı Kız, Yüzüklerin Efendisi, Parmak çocuk, Kurbağa Prens, Uyuyan Güzel, Peter Pan, Zorro, Kurabiye adam, Kör Fareler, Pinokyo falan hepsi var . Filmin sonunda bir de klip var (living la vida loca), tek kelimeyle leziz. (soundtrack de burada )

Eskişehirde trafiğe takılmak

- Burası Eskişehir,

Bundan yıllar önce (4 yıl önce), Eskişehire ilk geldiğimde yani, birisi bana gelip “Hey evlat ! Gün gelecek Bu şehirde okula yetişmen için taksi tutman bile fayda etmeyecek, geç kalacaksın.. hatta derse girdiğinde “pardon hocam trafik vardı” bile diyeceksin! Yaa… yaa..” deseydi, ona her türlü kahkahamdan bir demet yapıp verirdim.. gönderirdim..

lakin..

Şimdi bunlar da oluyor bu şehirde..

Amatörce sonuçları

Bir de hazır gelmişken söyleyim, Amatörce oylaması sonuçlanmış.. nahnu.org’ a 3 oy çıkmış kim verdiyse mail atsın hediye gönderecem onlara.. Ama bi yerde profosyonelliğimiz tescillendi, tersten gidersek 3. olduk.. helal olsun.du.

Ayrıca bu şekillenmeler de katalizör vazifesi gören sevgili junkie en büyüğünden bi teşekkür aldı bizden. Ama ona hediye yok .. heh-hee kötüyüm lan bi yerde ..

Böyleyken böyle

Sevgili arkadaşlar, takipçiler, Romalılar!

Araklama, ama gayet hoş, hitap kısmına takılmamanızı diler, müjdeyi çot diye veririm. Sonunda vakit bulundu ve bişeyler yaptık, hem de şekillenme ile birlikte. İlk başta karşınıza yamuk yumuk bi şey çıkarsa hiç aldırış etmeden “skin” şeyinden gönlünüze uygun arayüzü şeçiverin, çekinmeyin!

E-zine olmaya başkoyduk ama weblog tadı da bi ayrı derken arka sıralardan bir ses yükseldi : Neden ikisi birden olmasın! Tıpkı hem sucuklu hem de kaşarlı tostta olduğu gibi ! Kaşar ve Sucuk ! … Arkadaşın son iki cümlesi görmezden gelebilseydik sıraya girip alnını öpücük yağmuruna tutabilirdik. Sonra ben dedim ki : Neden ikisi birden olmasın ? Diğerinden farkı sadece soru cümlesi alması değildi tabi, diksiyonum da sertifikalıdır bir yerde, “Hayır“ı bi çırpıda söylerim mesela! Diksiyon böyle bişey.

Neyse uzun lafın şeyi, hem Weblog hem Falan , hem de E-zine nasıl olur, bunların onun bir nev’isi olacak işte. Yeni elemanları geldikçe görürsünüz, tanışırsınız falan, filan.

Şimdi ben üzerime rahat bişeyler alıp geleyim. Sizde öyle oturup durmayın, düğüne nişana filan gidin.

Nahnu, kendimi toplumun huzur barış ve refahına adadım şerefsizim holding. adına
nahnu mahnu