Ekim, 2002 yazıları

Neden düşmez buralara yağmur, diyemem.. ya da atalet

Düzenli yaşama geçişin sancıları, gerek iç gerekse dış baskılar sonucunda düzenli bir hayata geçiş çok zor. Atalet denen şey bu olsa gerek. Atalet deyince Mümin sekman hep bu hikayeyi anlatır (gerçi iki defa gördüm, ama ikisindede bunu anlattı, kötü bir örnek olduğundan demedim, dinle bak: ) Kurbağayı kaynar suya atarsanız, aniden kabın dışına zıplar, can havliyle. Ama kurbağayı suya koyup kabı yavaşça ısıtınca kurbağa hiç bişey demez. Ta ki kaynayana kadar, su kaynayınca, o da anlar ne olduğunu ama iş işten geçmiş kaslar gevşemiştir. Yani atalete düşmüştür. Ama ben kurbağa değilim. Su da yok zaten. Kabı kaynatınca su niye kaynıyor. Onuda anlamadım. Ama düzen güzeldir.

Bi yazı:

Adam öğretmen, hep mimar olmak istemiş, ama simitçilik yapıyor. Kadın mimar, hep doktor olmak istemiş, ama terzilik yapıyor. Delikanlı iktisatçı, hep futbolcu olmak istemiş, ama bakkallık yapıyor. Adam doktor, hep müzisyen olmak istemiş, ama ithalat�ihracat yapıyor…

Uğur ÖZAKINCI yazmış devamı

Bi bursa olayı var gibi gibi

Manyak yoğun bi hafta ile karşı karşıyayız. Hafta sonu Bursa’dayım, pazar akşamı Erhan’la Dif. çalışmaya çalışacapız. Pazartesi ve salı ise Ulusal Zemin Simpozyumu dolayısıyla takım elbiseli bi şekille Yunus Emre Kampüsü içerisindeki AKM’de olcaz, e rektör mektör geliyor takım elbise şart.