FireFox için “Whee” adında bir reklam hazırlamışlar. Internet Explorer, Netscape, Safari ve FireFox baş rolleri paylaşıyorlar. Son derece eğlenceli.
Monthly Archive for Nisan, 2006
Bildirgeç’te deborahhh bazı ünlülerin meşhur oldukları isimlerle birlikte gerçek isimlerinden oluşan bir listeyi vermiş. Bir kaç tanesi dışında hemen hepsini ilk defa duydum. İşte liste;
Petek Dinçöz: Diğdem Ezgü
Mahsun Kırmızıgül: Abdullah Bazencir
Bülent Ersoy: Bülent Erkoç
Kibariye: Bahriye Tokmak
Serdar Gökhan: Nusret Ersöz
Ferdi Tayfur: Turhan Bayburt
Metin Erksan: İsmail Metin
Fikret Hakan: Bumin Gaffar çıtanak
Aytaç Arman: Veysel İnce
Orhan Gencabay: Orhan Kencebay
Tolgahan: Mustafa Cingintaş
Banu Alkan: Renka Bronkavi
Kenan Pars: Kirkor Cezveciyan
Ahmet özhan: Ahmet Şükrü Kadıöz
Doğuş: Orhan Baltacı
Müjde Ar: Kamile Suat Ebrem
Seda Sayan: Aysel Gürsaçer
Yaşar Kemal: Kemal Sadık Göğçeli
Muhterem Nur: Aysel Kısa
Yılmaz Güney: Yılmaz Pütün
Cüneyt Arkın: Fahrettin Cüreklibatur
Tarık Akan: Tarık üregül
Sezen Aksu: Fatma Sezen Yıldırım
Serpil çakmaklı: Serpil Dönmez
Sevda Ferdağ: Lütfiye Dumbul
Cahide Sonku: Cahide Serap
Perran Kutman: Perran Kanat
Ahu Tuğba: Tuğba çetin
Deniz Akbulut: Mukaddes Akbulut
Engin çağlar: çağlan övet
Ekrem Bora: Ekrem Şerifuçak
Ayhan Işık: Ayhan Işıyan
Gökhan Güney: Mehmet Yüceer
Asena: Onur çakmak
Bulut Aras: Uğur Fidan
[via]
Yuh bana daha yeni gördüm ben bunu, 6 ay gecikme ile de olsa, Umut Sarıkaya’nın kitabı çıkmış koşun alın diyorum, hatta şahsen ben bizzat koşuyorum şimdi. Bugün gördüğüm en güzel şey bu sanırım.

Umut Sarıkaya, çizerliğiyle olduğu kadar yazarlığıyla da anlatıyor kendini. öykü ya da anı, ne derseniz deyin, bu kitaptaki metinler genç ve sıcak. “Benim de Söyleyeceklerim Var!” yazarın dergideki ve evdeki hayatından ya da çizer arkadaşları Ersin Karabulut, Metin üstündağ, Bahadır Baruter arasında geçen olaylardan kesitler sunuyor okuyucuya. Sıradan ve bir o kadar da komik olan hikâyeler bunlar. Hayatın alışılagelmiş ayrıntıları, günlük diyalogları Sarıkaya’nın kaleminde başka bir anlam ve şekil kazanıyor. Espriler birbirini kovalıyor, kahkahalar yüksek sesle atılıyor. İçten ve doğal bir dil kitabın tamamına hâkim oluyor. “Benim de Söyleyeceklerim Var!” günümüz yaşantısının bir uzantısı sanki. Monotonluktan uzak bir uzantı… Eğlenceli, neşeli ve farklı… Gelin onların hayatına katılalım, renklerin tadını çıkaralım!..
Dün gece Kanal 1 de Hoş Kaza diye bir film seyrettik ve o soruyu bir daha sorduk; neden benim memleketimden bir Marisa Tomei çıkmıyor ? Teessüfler bizden olsun.
Anadolu üniversitesi Sinema Günleri Festival Programını Google Calendar‘ınıza eklemek için tek yapmanız gereken, şu linki, Google Calendar anasayfası üzerindeki “manage calendars” -> “public calendar access” -> “add calendar” sırasını takip ederek eklemek.
Festival Programı artık Google Calendar‘ınızda olacak. Bişey değil Türkiye.
Anadolu üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri, bu sene sekizinci kez sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri, 5-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek ve 6 Mayıs Cumartesi günü Fransız yönetmen Christian Carion’un Ateşkes filmiyle başlayacak. Açılışta, bu yılki onur konukları Selda Alkor ve Halit Refiğ’e onur ödülleri verilecek.
Anadolu üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema-Televizyon Bölümü öğretim Elemanlarının ve öğrencilerinin çabalarıyla her yıl yinelenerek gelenekselleşen Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri, bu yıl da birçok önemli filmi beyazperdeye taşıyacak. Ayrıca; seminer, atölye çalışması, söyleşi gibi etkinliklerle de yönetmen ve oyuncuları sinemaseverlerle buluşturacak.
Eskişehir Sinema Günleri’nin bu yılki programı Dünya Sinemasının Genç Yıldızları, Sinema Tarihinin Unutulmazları, Dünya Festivallerinden, Türk Sineması 2005-2006, Canlandırma Sineması, Norveç Volda üniversitesi öğrenci Filmleri, özel Gösterimler ve Kısa Filmler başlıkları altında sunulacak. Continue reading ‘8. Anadolu üniversitesi Uluslararası Eskişehir Sinema Günleri’
Dünyanın bütün alanadı uzantıları ve kodları birleşmişler. Enfes büyüklükteki bir haritada yer bulmuşlar. Bu hakikaten zebellah harita için dıklayın. [via]
21 şey diye bi site varmış, 43 things‘in tıpkısının bi benzeri ama uniqe yani, yani kainattaki ilk vblog (v for göçmen kuşlar) filan sayesinde ayrılmış türünün ördeklerinden filan. Neyse işte orada memleketimin insanlarının istediği 21 şeyi seçtim rastgele buraya yazıyorum, siz de yapmak istiyorsanız bu şeyleri buluşturalım sizi birlikte yapın diyeceğim ;
1- uçarken zıplamak istiyorum
2- sonumu düşünmeden yaşamak
3- paraya para dememek
4- dünyadaki bütün çilekleri yemek
5- fulll sex
6- eşşeğe binmek
7- ülkeyi yönetmek
8- 5 vakit namaz kılmak
9- karakter ve kişilik olarak hiç değişmemek isterim
10- doğum günümü değiştirmeyi (6 kasım)
11- paramı harçıyacak yer bulamıyorum en çılgın şeyler yapmak isterdim
12- ara sırada olsa eşimden ayrı insanlarla sex yapmak
13- gazinoda gördüğüm rus bayanı ordan kaçırmak
14- %100 prim yapmak
15- kardeşimin düğününde dans edebileceğim birini
16- murat 124 alıp tüm manitalara hava atmak istiyorum
17- aziz yıldırımı kaleye koyup şut makinesi ile şut manyağı yapmak istiyorum
18- serhat ulueren ile sohbet etmek
19- bir köpekbalığı ile dost olmak
20- sonsuza kadar gülmek
21- anlamak ve anlaşılmak
bonuz; ve en kurnazcası da bu sanırım: her istediğimi yapabilmek isterdim
Bir zamanların en popüler anında mesajlaşma aracı ICQ 10.yılını kutluyormuş [via].
10 yıl olmuş be. Heeeyy hey! Bir vakitler insanların internetle, bilgisayarla olan ilişkisi filan, ICQ numarasının uzunluğuna göre ölçülüyordu. Bu arada sitelerini de yenilemişler, çok süper olmuş.
İsterim ki bir gün buluşalım ICQ’da eski günleri yâd edelim: 3803777 ![]()
Dün Fikri Türkel yazmış: G.Saray stadı nasıl olmalı?.
… 365 gün 24 saat yaşayan merkezler oluşturulmalı.
İki haftada bir oynanan futbol karşılaşmalarından öte; kapalı hale getirilerek şirket ve parti toplantıları, uluslararası kongrelere ve konserlere açık mekanlar olmalı. Son birkaç yılda 15 bin kişilik alanlara sahip kongre merkezlerimiz olmaması sebebiyle pek çok uluslararası etkinliği kaçırdığımız unutulmamalı.
Ulaşım, loca, toplantı ortamı sebebiyle ailelerin de rahat gelebileceği kullanışlı, çağdaş yapılar olmalı.
Gym başta olmak üzere 24 saat hizmet veren farklı spor etkinlikleri merkezi üyelere ve diğerlerine hizmet etmeli. özellikle yoğun iş merkezlerine yakın yerlerde, amatör sporculara yönelik yer sıkıntısı gidermeli.
Teknolojinin imkân-larıyla seyir zevki üst düzeye çıkarılmalı.
Belki de en önemlisi, mimarisiyle şehrin sembollerinden biri olmalı. İstanbul’un yeni sembole ihtiyacı olmamasına karşılık, kendi kategorisinde mimari eksiklik yaşanıyor. Olimpiyat için çin’dekine, Dünya Kupası için Berlin Olimpiyat Stadı’na dikkat çekerim…
Bu yazıyı okuduktan sonra merak ettim, ve biraz araştırdım. Esasında world stadiums adresi yetti de arttı bile. Mesela, ABD’deki “Indianapolis Motor Speedway” dünyanın kapasitesi en yüksek stadıymış. Araba yarışları için 1909 yılında yapılan bu stad, tam tamına 250 000 kişi kapasiteliymiş.
Kapasite bakımından en büyük futbol stadı ise 103 045 kişi kapasitesi ile Rio de Janeiro’daki “Estádio Jornalista Mário Filho” adlı stadyum.
Fikri Türkel’in yazısında da geçen Arsenal’in yeni stadı “Emirates Stadium” ise future stadiums bölümünde yer alıyor.
Adamın birisi NoFrance diye bi site yapmış. İstiyor ki Fransa yok olsun, Korsika tek başına kalsın, İspanya Portekiz ada devletleri olsunlar, EuroSpain Otoyolu ile Avrupa’ya bağlansınlar. Hatta Eiffel Kulesini de getirelim New York’taki özgürlük Heykelinin oraya koyalım, daha şık durur diyor. [via ]
Fransız da olsa, insan insandır.
Vatan Gazetesi okuyucularına kendi bloglarını açma fırsatı veriyormuş, ve bunları Vatan Blog olarak yayınlıyor. Gazetenin internet baskısına bakarken, seçkin bloggerların buluşma noktası sloganlı reklamı sayesinde dikkatimi çekti, hatta celbetti.

> Birlikteliği kabul etmeyip de başka bir yiğide varan sevdiceğe aylardır yaptığı iltifatları şak diyekesen arkadaşa sordum, “Sebep ?” Cevap enteresandı: “Delikanlılığın kitabında böyle yazar, yanlış olur”. Ah be kardeşim, Günümüz Delikanlılığında yok böyle bir şey!
> Efendim, dün kayıtlara çok afedersiniz “pezevenk ayakkabısından kurtulduğum gün” olarak geçti. Detayları ne siz sorun ne de ben aktarayım. Valla öyle böyle değil.
> Bankada başındaki görevli iki dakiki bana teslim etti ultra modern “numaratör makinasını”, az kalsın arbede çıkıyordu. Kimisini ikinci kata kimisini üçüncü kata yolladım. Zemin kat biraz nefes aldı. Ah bir de o müdür kişisi müdahele etmeseydi daha çok eğlenecektim. Ceza olarak 5. kata yolladığım Bağkur alacağı için gelen cazgır teyzeyi çağırmaya yollandım, 15dk evvel yollamıştım 3.katta yakaladım. Ama teyzeler her zaman iyi değildir, evet.
> Herkes bana “adres” soruyor, “tramway saatlerini” soruyor, “bakkalı-çakkalı” soruyor, nedendir bilmem. Tamam, parlaklık katsayım “Ay”dan biraz düşük, ama bu kadar da olmaz ki. Artık öyle bir hale geldi ki bana bişey soracak adamı otuz metreden ayırıyorum; “yeşil paltolu herif, nereden bilet alacağını soracak, sonra da kaç kuruş burada bilet diyecek, ihtimal espiri de yapacak..” filan. Acayip.
> WordPress Türkiye‘de yenileniyor bu arada.
> Bizim bi arkadaş sırlar dünyasının setinde staj yapacakmış. İdmanlı gitsin bizi utandırmasın diye ne sorarsa “hayırlısı olsun be, hayırlısı buymuş lan” diyeceğiz. Karar verdik.
> Durduk yere “Gülay” dinleyen bi insan oldum, arabesk keman ve aşkın hasreti favorim sanki. Ama inşallah geçecek.
> Karar verdim, ben aslında kötüyüm de, çevrem çok iyi be abi.
> Eskişehir Spor maçında gördüğüm bi pankart: “İstanbul takımlarını tutanlar biraz da bizim takımlarımızı tutsunlar.”
> Nahnu.Org için yeni ve daha hafif bi tasarım yapıyorum, çok cici olacak sanırım.
> Not al arkadaşım; Blade - MM‘i de aradan çıkartalım.
> Yazarlara motivasyon mesajları atıyorum. Tamam yalan söyledim sadece Sedef’e attım, hehe. Eylemlerim devam edecek. Artarak.
> NARO‘yu (Nuri Alço Revival Organization) ben kurdum diye bir yalan başlatsam kaç kişiyi ikna edebilirim çok merak ediyorum.
> Geçen gün VCD’ciyi gördüm. Seni dükkana ortak yaptım dedi. Nasıl yani dedim. Geciktirdiğin her gün başına film ücretinin iki katını alıyorum dedi. Kaçmaya çalıştım. Kar payı verecem, dur kaçma dedi. Kan ter içinde uyandım. (Araştır: Rüya’da VCD’ci görmek)
> Ice Age 2 çıkmış, eah işte… sincap’ta olmasa orada beni güldürecek hiç bişey yok. Ama akşamın on’unda yayılıp patlamış yiyebileceğim tek yer sinema idi.
> Son iki diyeceğim şey, Sedat Ulueren’in dünyada eşi yok ve ben bu kısa kısa işini çok sevdim.
Şey.. Sanırım ben yanlışlıkla Flickr hesabımı tazeledim, güncelledim. Vakti zamanında, ShockHaber‘den bir bir arakladığım gıcır resimlerin de arasında olduğu, bir sürü görseli bir CD’ye kaydetmiş, sonra da kaybetmiştim. Bugün buldum ve bazılarını Flickr’a ekledim. Yukarıdaki resim ise Vikipedia‘nın İnebahtı Deniz Savaşı başlığından arak, Laponte imzalı.
Fotoğraf filan derken bir de bakınız: alfanumerik blogger 029ur‘den çok şık bir hareket “Ve geliyoruz oğan’lara“.
İngilizce, Türkçe, Latince yada Yunanca bir akvaryum balık ve terimlerini yazıp arama yapabileceğiniz Akvaryum Sözlüğü. Hazır akvaryum balık demişken bir link daha; Aquarium Articles. Her iki sitede de Barış ve Ferruh Mavituna imzası var.



yorumlaré
RSSnahnu, Ahmet
denx, muhittin, Cafer [...]
harun, hasan, GO-Blogger [...]
guney, gokhans, Gazanya
samedus, arzu pınar, Tailan
doÄŸukan, ali, elif ural [...]